|
|
Fırat Arslan
|
|
|
Fırat Arslan
çocukluğunun geçtiği Süssen’de ana okuluna gittiği ilk günü şöyle hatırlıyor:
“Hiç bilmediğim bir dille konuşuyorlardı. Benimle alay ediyorlar sandım.”
Şaşırmıştır. Eve geldiğinde bir daha okula gitmek istemediğini söyler annesine.
Annesinin cevabı onu daha da şaşırtır: “Biz burada yabancıyız oğlum. Onlar
Almanca konuşuyorlar, seninle alay etmiyorlar.”
O gün İlk kez
duymuştur diğerlerinden farklı olduğunu. Çünkü kendinden ikişer yaş arayla büyük
olan ağabeyleriyle hiç evden dışarı çıkmamış ve kapalı bir aile ortamında
yaşamıştır. O güne kadar Almancayı hiç duymamış olan Fırat, “Neden onlar gibi
değilim” diye hıçkırarak ağlamaya başlar.
Yabancı olmanın
zorluklarını çeker daha sonra. Sınıfındaki kendinden 30 kilo fazla olan Alman
çocuk her sabah döver Fırat’ı. Ve bir gün dayanamaz. Birkaç yumrukta dev gibi
Alman çocuğu yere yıkar. Bir daha kimse dövmeye cesaret edemez Fırat’ı. Diğer
çocuklardan da saygı görmeye başlamıştır artık. İki ay gibi kısa bir sürede
söker Almancayı. Zor da olsa bir yabancı gibi yaşamaya
alışacaktır.
İki yaş büyük abisi
Meriç boks yapmaktadır. Birlikte sabaha karşı kalkıp Muhammed Ali’nin maçlarını
izlerler. Onun için Muhammed Ali yenilmezdir. Yine de boks yapmayı hiç düşünmez.
O yıllarda annesi ile babası ayrılır. Anneleri ile birlikte kalan üç kardeşi zor
bir hayat beklemektedir. “O bizim için bir melek” dediği annesi, onlara sürekli
olarak, ‘Birlikte olun, yanlış yola girmeyin, Allah’a inanın ve kenetlenin’
öğüdünü verir.
...
Devamı Tempo'da
Mustafa SAPMAZ
Fotoğraf:
Haydar ERÇİN
(1051 – 24 Ocak 2008)
|