|
Tempo: Finaldeki Gürcü rakibiniz Badri Khasala’nın sakatlığı
sebebiyle müsabakadan çekilmesi, şampiyonluk sevincini kursağınızda bıraktı
mı?
Nazmi Avluca:
Rahat kazandım, ama içime tam olarak sinmedi. Güreşerek, bileğimin hakkıyla
şampiyon olsaydım daha farklı olurdu. Ama kendime güveniyordum. Ondan daha güçlü
rakipleri elemiştim.
T.: Güreş ata sporumuz olmasına rağmen, gündemden giderek
uzaklaşıyor. Neden?
N.A.: En
önemli sebeplerinden biri federasyonun basınla iletişim kuramaması. Gerekli
reklamlar yapılmıyor. FİLA (Uluslararası Güreş Federasyonu) kuralları sürekli
değiştiriyor ve seyirci izlediği müsabakayı anlayamaz hale geliyor. Bilmediği,
yorum yapamadığı için heyecanı yaşayamıyor ve uzaklaşıyor. Yurtdışında durum
böyle değil. Otobüslerle karşılaşmalara gidiyorlar. Bizden çok daha fanatikler.
Beni seyretmek için 900 kilometrelik yol aşanlar vardı. Çok şaşırdım.
T.: Güreş sporu nerelere gidecek
sizce?
N.A.:
1960’ların sonundan, sanırım 1992 senesine kadar bir ölü dönemi oldu güreşin.
Hiç şampiyon çıkaramadık. Ama 1992’de Mehmet Akif Pirim’in şampiyonluğuyla
beraber hareketlendi yine. Ben umutluyum. Federasyon özerkleştikten sonra, o
hantal yapısı değişti. Yeni düzenlenen sponsorluk yasalarıyla beraber, sırf
güreş değil, tüm amatör sporların birçok engeli aşacağını düşünüyorum.
Televizyonların biraz daha ilgi göstermesi gerekiyor. Halkın önemli
maçlardan bile haberi olmuyor. Bir de şu var, güreş ata sporumuz olduğu için,
Türk halkı güreş yenilgilerini hazmedemiyor. Bu, sporcu olarak bizim de
yenilgiyi zor hazmetmemize sebep oluyor.
T.: Güreş nasıl bir spor? Minderde tam olarak ne yaşanıyor?
N.A.: Güreş çok
gariptir. Çünkü rakibiniz insan. Bir tane de değil. Bir sürü insan. Sizinle aynı
kiloda, sözde size eşit biri. Ama insan çok değişken. Mücadele sırasında üstün
olan tüm özelliklerinizi kullanmanız gerekiyor. Her rakibi ayrı ayrı tanıyıp,
ona göre davranacaksınız. Rakip çok kuvvetli olabilir, ama siz strateji,
dayanıklılık, çeviklik ile onu alt etmeye çalışırsınız. Vücudunuzla satranç
oynuyor gibisiniz.
__________________
Seda ARICIOĞLU
(1062 – 10
Nisan 2008)
|