Tempo Online
Toplum Politika Ekonomi Dünya Sağlık Kültür Yaşam Spor Astroloji
KÖŞE YAZARLARI
Nazmi Avluca
''Güreş, satranç gibidir''

Avrupa Güreş Şampiyonası'nda, 84 kiloda, grekoromen stilde Türkiye'ye ilk altın madalyasını kazandıran Nazmi Avluca; ülkemizde güreşe duyulan ilginin zayıflamasını, federasyonun basınla iletişim kuramamasına bağlıyor

Nazmi Avluca
Nazmi Avluca

Tempo: Finaldeki Gürcü rakibiniz Badri Khasala’nın sakatlığı sebebiyle müsabakadan çekilmesi, şampiyonluk sevincini kursağınızda bıraktı mı?

Nazmi Avluca: Rahat kazandım, ama içime tam olarak sinmedi. Güreşerek, bileğimin hakkıyla şampiyon olsaydım daha farklı olurdu. Ama kendime güveniyordum. Ondan daha güçlü rakipleri elemiştim.

 

T.: Güreş ata sporumuz olmasına rağmen, gündemden giderek uzaklaşıyor. Neden?

N.A.: En önemli sebeplerinden biri federasyonun basınla iletişim kuramaması. Gerekli reklamlar yapılmıyor. FİLA (Uluslararası Güreş Federasyonu) kuralları sürekli değiştiriyor ve seyirci izlediği müsabakayı anlayamaz hale geliyor. Bilmediği, yorum yapamadığı için heyecanı yaşayamıyor ve uzaklaşıyor. Yurtdışında durum böyle değil. Otobüslerle karşılaşmalara gidiyorlar. Bizden çok daha fanatikler. Beni seyretmek için 900 kilometrelik yol aşanlar vardı. Çok şaşırdım.

 

T.: Güreş sporu nerelere gidecek sizce?

N.A.: 1960’ların sonundan, sanırım 1992 senesine kadar bir ölü dönemi oldu güreşin. Hiç şampiyon çıkaramadık. Ama 1992’de Mehmet Akif Pirim’in şampiyonluğuyla beraber hareketlendi yine. Ben umutluyum. Federasyon özerkleştikten sonra, o hantal yapısı değişti. Yeni düzenlenen sponsorluk yasalarıyla beraber, sırf güreş değil, tüm amatör sporların birçok engeli aşacağını düşünüyorum.

 

Televizyonların biraz daha ilgi göstermesi gerekiyor. Halkın önemli maçlardan bile haberi olmuyor. Bir de şu var, güreş ata sporumuz olduğu için, Türk halkı güreş yenilgilerini hazmedemiyor. Bu, sporcu olarak bizim de yenilgiyi zor hazmetmemize sebep oluyor.

 

T.: Güreş nasıl bir spor? Minderde tam olarak ne yaşanıyor?

N.A.: Güreş çok gariptir. Çünkü rakibiniz insan. Bir tane de değil. Bir sürü insan. Sizinle aynı kiloda, sözde size eşit biri. Ama insan çok değişken. Mücadele sırasında üstün olan tüm özelliklerinizi kullanmanız gerekiyor. Her rakibi ayrı ayrı tanıyıp, ona göre davranacaksınız. Rakip çok kuvvetli olabilir, ama siz strateji, dayanıklılık, çeviklik ile onu alt etmeye çalışırsınız. Vücudunuzla satranç oynuyor gibisiniz.

                                              __________________

Seda ARICIOĞLU

 

(1062 – 10 Nisan  2008)

21.04.08

[ BİZE ULAŞIN | İŞ FIRSATLARI | KÜNYE ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.