|
Derya Alabora
Popülerlik ona çok uzak
Derya Alabora sanatın içine doğmuş. Babası operada görevli, aileden birkaç kişi de tiyatrocu olunca, onun da oyunculuğu tesadüf olmamış. Her zaman, her şeyi eleştiren bir yapısı var. En büyük eleştirisi ise asla içinde olmak istemediği ama her gün gözümüze gözümüze sokulan popüler kültüre...
Sert yüz hatları, mesafeli duruşuyla ister istemez karşısındakini ürkütüyor Derya Alabora. Ama konuşmaya başladığında sesi, konuşma tarzı sizi bir anne şefkatiyle sarıyor. O, ünlü olmaktan çok da hoşlanmayan bir oyuncu. Bunun nedeni ise popüler kültürün içine çektiği, her gün televizyonlarda acıyarak seyrettiği insanlarla aynı kulvarda olmamak. Derya Alabora İstanbul Devlet Konservatuvarı Tiyatro bölümünden mezun.
Aslında bir anlamda tiyatronun içinde doğmuş. Babası operada görevliymiş, ailenin birçok ferdi de tiyatrocu. Opera, bale, tiyatro gibi sanat dallarından birini seçeceği belliymiş. İlk tercihini dansçılıktan yana kullanmış, dansçı olamayınca da tiyatro bölümünü seçmiş. Sınavları kazanmasında ise yeteneğinin haricinde kuzeni Mustafa Alabora'nın da büyük katkısı olmuş, çünkü Derya´yı sınavlara kuzen Alabora hazırlamış.
Üniversite sonrası bir yıl devlet tiyatrolarında görev yapmış. Ama kurum tiyatrolarının kendisine göre olmadığını keşfederek istifa etmiş. Kurum tiyatrolarına uzak durmasına en önemli neden olarak asiliğini gösteriyor Derya Alabora. ``Ben ne düşündüğümü her zaman özgürce söyleyebilmeliyim. Kurum tiyatroları ise insanı kısıtlayan bir şey. Ayrıca kurum tiyatrolarında sergilenen oyunlar beni cezbetmiyor, çünkü başkasının seçtiği repertuarda, herhangi bir oyunda rol almak durumunda kalıyorsun. Ben istemediğim bir oyunu oynamayı sanatçılıkla bağdaştıramıyorum. Tabii ki özel tiyatroda da her istediğini yapman mümkün değil; ama biraz daha işin içinde oluyorsun'' diyen Derya Alabora, sanatında gerçek özgürlüğü kendi tiyatrosunu kurduktan sonra yakalamış. Tiyatroda tercihini daha avangard, farklı, alışılmışın dışında oyunlardan yana kullanan sanatçı, doğal oyunculuktan yana olduğunu vurguluyor.
Bu anlamda Türkiye'de bazı oyunculuklardan da şikâyetçi olan Alabora, fazla teatral oyunculukları sahte bulduğunu söylüyor: ``Sesin çok fazla kullanıldığı oyunculuğu sevmiyorum ama Türk tiyatrosunda bu maalesef çok var. Aşırı teatralliğin Türk tiyatrosuna bu kadar egemen olmasının nedeni ise eğitim yanlışlığı ve oyunculuğa yanlış bakış...''
Derdi olmayan film çekmez
Sinemayla tiyatrodan farklı tatlar aldığını vurguluyor Derya Alabora. Dizi oyunculuğunu ise tiyatro ve sinemanın arasına katmıyor bile. Bunun nedeni olarak da dizi oyunculuğunda sanat kaygısı olmamasını gösteriyor. Dizilerin daha çok insanları oyalamayı hedeflediğini belirten sanatçı, sinema ve tiyatroda ise bir dünya görüşünün yattığına inanıyor. ``Bir yönetmen, bir filmi çekiyorsa kesin bir derdi ve dünyayı algılayışı olmalı. Zaten iyi tabir ettiğimiz yönetmenlere baktığımız zaman derdi olan insanların ön plana çıktığını görüyoruz. Bu kişiler filmlerinde gerçekten bir şey anlatıyor'' diyen sanatçı, sinemanın devamlılığını seviyor. Tiyatronun oynandıktan sonra bitmesi, geriye bir şey bırakamamak Alabora'yı sinemaya daha çok yaklaştırıyor gibi görünse de; seyirciyle aynı havayı paylaşma düşüncesi tiyatroyu vazgeçilmez kılıyor sanatçı için...
Oyunlar, filmler, diziler derken neden Derya Alabora ile her an, her yerde karşılaşmıyoruz diye sorabilirsiniz. Bu da onun kendi tercihi. Çünkü Alabora popülerlikten hiç hoşlanmıyor: ``Türkiye'de popülerliğin karşılığına baktığın zaman çok zavallı ve içler acısı bir durum hâkim. Popüler olmak için her gece farklı biriyle, değişik bir yere gidecek, sansasyonlar yaratacaksın. Bu şekilde medyanın ilgisini çekeceksin ve insanların gözü önünde olacaksın. Sonra da kalkıp o insanı bir filmde oynatacaksın. Türkiye'de böyle yapılan çok çalışma var ve ben ne bu ilişkiler içinde ne de onlarla aynı kulvarda olmak istiyorum. Zaten son yıllarda yüksek bütçelerle yapılan ve gişe rekorları kıran filmleri seyredilmeyecek kadar kötü buluyorum'' diyor sanatçı.
Oynamak isteyip de oynayamadığı çok rol olduğunu söyleyen Derya Alabora, Türkiye'de henüz ``Keşke o değil de ben oynasaydım'' diyebileceği bir rol ile karşılaşmamış. ``Yüksek duyguların yansıtıldığı, zor karakterleri oynamayı seviyorum; çünkü ancak zor karakterleri oynadığımda oyunculuktan haz alıyorum. Ama maalesef Türkiye'de böyle senaryolar yazılmıyor.''
``Peki hiç mi Türkiye'de iyi bulduğu oyuncular yok?'' derseniz; Alabora, Uğur Yücel'in oyunculuğunun kimsenin fark edemeyeceği bir boyutta olduğunu düşünüyor. Yücel'in, oynadığı karakterin içine girdiğini söyleyen sanatçının Türk sanatı için önemli bulduğu diğer isimlerse Haluk Bilginer, Şener Şen, Zuhal Olcay ve Tomris İncer... Yabancı oyunculardan son yıllarda kendisini en çok Lars von Trier'in Oscar alan filmi `Karanlıkta Dans'ta başrolü oynayan Björk'ün etkilediğini ifade ediyor ve Dogmacıları çok beğendiğini söylüyor.
Derya Alabora biraz mesafeli, biraz soğuk görüntüsünün altında inanılmaz bir anne şefkati yattığını, konuştuğunuz anda hissettiriyor size. Zaten kendisi de asla göründüğü gibi soğuk ve mesafeli olmadığını söylüyor ve bunun için yüz ifadesini suçluyor. Bu yüz ifadesini ise yaşadıklarının yansıması olarak görüyor. ``Türkiye'de her an tüylerimin diken diken olmasına neden olacak bir şeyler yaşanıyor. Televizyonu açıyorum karşımda popüler kültürün yalakası olmuş insanları görüyorum, sonra da Türkiye'nin gözardı ettiğimiz diğer yanını düşünüyorum ve bunlardan çok etkileniyorum. Sanırım aldığım bu yaralar yüzüme ister istemez yansıyor'' diyor Derya Alabora. Cem Davran'la başrolleri paylaştığı `Aşk Meydan Savaşı' adlı dizide ise çok mutlu olduğunu söylüyor ve Davran'ın da iş disiplini sayesinde uyumlu birer partner olduklarını vurguluyor.
|
10 12 2002
|
|
|