|
Devrim Saltoğlu
Ben oyuncuyum; etek de giyerim, sutyen de takarım
Seyhan Ağa o büyük konaktan çıkıp, Devrim Saltoğlu olarak küçük bir bekâr evine girdi. Günlük hayatından kesitler sunarak, yaptığı güzel yemekleri, oyunculuğunu ve bitirmeye çalıştığı mizah kitabını anlattı.
|
|
|
|
Devrim Saltoğlu
|
|
|
|
|
O, ani nikâhıyla herkesi şaşırtan Seyhan Ağa... Her zaman 'cool', karizmatik ve suskun. Sanki aslında içinde fırtınalar kopuyor da, suskunluğunu maske olarak kullanıyor. Zaman zaman -özellikle de kızdığı zamanlarda- gözleriyle konuşuyor. Bütün öfkesini kusuyor sessizce bakarak. Karadağlı ailesinin toparlayıcı, takipçi üyesi. Devrim Saltoğlu'ysa Seyhan Ağa'ya hem benziyor hem benzemiyor. O da Seyhan Ağa gibi az konuşuyor, ama daha çok gülüyor. Yine karizmatik ve 'cool', ama konuşmaya başladığında farkı hemen anlıyorsunuz. Devrim Saltoğlu da geleneksel bir yapıdan geliyor, fakat Seyhan gibi bunu modern yaşamla birleştirip sentez oluşturmuş. Kısaca onları ayırmak biraz zor. Çünkü Seyhan biraz Devrim olmuş, Devrim'se biraz Seyhan...
90-60-90'la başladı
Devrim Saltoğlu'nun çocukluğu ve ilk gençliği Trabzon'da geçmiş. Oyunculuk serüveniyse daha dokuz yaşındayken yine orada başlamış. İlkokul bittiğinde konservatuvarın oyunculuk bölümüne girmek istemiş, ama bunun için üniversiteye kadar beklemesi gerektiğini öğrenince, eğitimine hız vermiş. Önce Ankara Üniversitesi İtalyan Dili ve Edebiyatı'nı, ardından Eskişehir Devlet Konservatuvarı'nı bitirmiş. Eğitimini tamamlayınca, depreme kadar İzmit Şehir Tiyatrosu'nda çalışmış. Depremden sonra 'ver elini İstanbul' demiş.
Sonra... Sonrası malum. Biz onu 'Asmalı Konak'la tanıyoruz, ama o, öncesinde üç dizide daha oynamış. İlk ikisinden hiç memnun olmadığı için söylemek istemiyor. Miladı '90-60-90' la başlamış ve 'Asmalı Konak'la devam ediyor. Malum dizi için, "Senaryoyu ilk okuduğumda, ilişkileri eski İtalyan ailelerine benzettim. O yüzden çok hoşuma gitti" diyor. Ama dizi kadar oynadığı karakter de etkilemiş Devrim Saltoğlu'nu. "Seyhan karakterinin diğer karakterlerde de olduğu gibi biraz benimle oluştuğuna inanıyorum. Her şeyin olağanüstü gittiği durumlarda ya işleri takip eden ya da aileyi toparlamaya çalışan kişi konumunda. Dizinin devam eden bölümlerinde böyle oldu, Seyhan'ın çok patlaması olmadı. Çok duyarlı, içine atsa bile çok sabırlı. Daha modern, daha dışa açılmış bir karakter. Feodal durumdan daha uzak bir yapısı var." Seyhan ve Devrim'in buluştuğu noktaları ise şöyle açıklıyor Saltoğlu, "Ben de Seyhan kadar duyarlı olduğumu düşünürüm, çevremde toparlayıcı görevini üstlenirim. Onun kadar sabırlı olduğumu düşünmüyorum. Daha radikal ve kesin kararlar alırım. Biraz daha fevriyim. Çabuk çözümler bulmaya çalışırım. İlişkilerimi daha ince elerim, daha uzun düşünürüm. Birisine tepki olsun diye bir ilişkiye bulaşmam en azından." Devrim de izleyicilerin merak ettiği bir konuya değiniyor üzeri kapalı. Herkes bunu merak ediyor: O 'cool', karizmatik, ağır, oturaklı Seyhan, sakar ve sarsak Lale'de ne buluyor? Çünkü o karaktere Lale gibi bir kişilik hiç yakışmıyor. "İzleyiciden gelen tepkilerin hepsine katılıyorum. Gördükleri şey doğrudur. Seyhan'ın bu ilişkisi ailesine, içinde bulunduğu feodal yapıya bir tepki. Hatta bu tepki nedeniyle yoğunlaşmış bir ilişki. Büyük olaylara yol açacakmış gibi görünüyor."
|
|
|
|
Devrim Saltoğlu
|
|
|
|
|
Komedi de oynarım
Oyunculuktan, rolünden bahsederken gözleri parlıyor. Heyecanından anlıyorsunuz, bu adam yaptığı işi çok seviyor. Ama o kadar ağır, oturaklı görünüyor ki, insan onu başka bir rolde, mesela bir komedide oynarken düşünemiyor: "Çok sert bir görüntüm var, ama göründüğümün aksine komedide çok rahat oynarım, oynadım da" diyor, ancak insan bu kadar sert görünümlü olunca, sanki görüntüsüne göre rol seçermiş gibi geliyor. Mesela Kadir İnanır, yıllarca sert sert bakarken 'Komser Şekspir'de elbise giyince olay oldu. Belki kendi bile pişman oldu. Fakat Devrim bu konuda çok net, hatta biraz da fevri:"Ben bir oyuncuyum. Bir travestiyi de oynarım, Osmanlı Paşası'nı da. Etek de giyerim sutyen de takarım. Rolüm ne gerektiriyorsa onu yaparım. Eğer etek giymeyerek erkek olunacağı sanılıyorsa, bunu düşünenler çok yanılıyor. Oyunculuk ne gerektiriyorsa yapılır."
Oyunculuğunun yanı sıra Devrim Saltoğlu'nun iyi olduğu başka bir şey daha var; o da yemek yapmak. Ailesinden uzakta okurken, önce mecburiyetten, sonrasındaysa memleketine duyduğu özlemden başlamış yemek yapmaya. 'Trabzon'u çok özlüyorum ve seviyorum. Oranın yemeklerini de çok seviyorum. Trabzon'un hamsisini, yemeğini, pidesini nerede bulursam kesinlikle gidip yiyorum. Bazen kendim yapıyorum. Çok iyi yemek yaparım. Gece saat üçte acıkmışsam ve kafama bir şey koymuşsam gerekirse Karadeniz pidesi bile açarım. Yemek benim için büyük bir keyif. O yüzden öğün geçiştirmem. Oturup kazandibinden tavuk göğsüne kadar envai çeşit tatlıyı ve yemeği yapabilirim". Anlayacağınız Devrim Saltoğlu her eve lazım bir adam.
Yemek ve oyunculuk bir yana, bu aralar kafasını meşgul eden başka bir konu var, o da kitabı. "Mizahi bir dille otobiyografimi yazıyorum. Farkında olmadan o kadar çok şey biriktirmişim ki, bunları artık paylaşmak gerek. Şubat ayında tamamlayacaktım, ama nisanı veya mayısı bulabilir. Üzerinde daha çok uğraşmak, aceleye getirmemek istiyorum." Peki kariyerine yazar mı, yoksa oyuncu olarak mı devam etmek istiyor? "Yazıyorum, ama ben öncelikle oyuncuyum. O yüzden kariyerime bir oyuncu olarak devam etmek istiyorum. Beraber yürümemesi için hiçbir neden yok. Şimdilerde hayalim iyi bir sinema filminde rol almak. Zaten İstanbul'da kalma nedenim bu. İnşallah güzel bir şeyler olacak." İnşallah...
|
25 2 2003
|