|
Ahkâm
Kerem Özdemir
Beraber ve solo lakırdılar - 2
Türkiye’nin Microsoft destekli öğretmen eğitimleri ile ne kadar kötü bir iş yaptığı tartışmalarına biz de ters köşeden katılmaya devam ediyoruz. Ancak hiçbir tartışmanın konuyla birinci elden ilgili olanlardan daha önemli olmadığını bildiğimden, bir öğretmenin elime ulaşan e-postasına öncelik vermeyi uygun görüyorum.
“Merhaba benim ismim Davut Aydın
Van merkez 30 Ağustos ilköğretim okulunda Sosyal Bilgiler öğretmeniyim. Bizim derdimiz kitap. Okulumuz modern bir binaya sahip olmasına rağmen kütüphanesinde hemen hemen hiç kitap yok. Eğer elinizde kitaplığınızın tozlu raflarında, çatı katında, işinize yaramayan romanlarınız, hikayeleriniz, ansiklopedileriniz varsa okulumuzun kütüphanesine bağışlar mısınız. Bizim hiç kitabımız yok. Öğrencilerimizin ise kitaba çok ihtiyacı var. Okulumuz yeni açılan bir okul. Van'ın varoşlarında yer alıyor. Öğrencilerimiz Van'ın köylerinden göç eden ailelerinin çocukları.
Gelir durumları çok düşük. Ama onlar okumak isteyen, hayata umutla bakan, geleceğin öğretmenleri, doktorları, avukatları, gazetecileri olacak öğrenciler Bu konuda bize yardımcı olabileceğinizi düşündüm. Biz bu konuda başvurabileceğimiz her yere başvurmaya, çalabileceğimiz her kapıyı çalmaya kararlıyız. Çünkü biz Öğrencilerimizin okumasını istiyoruz Okurken kafasının güzel şeylerle dolmasını istiyoruz lütfen bu çağrımıza duyarsız kalmayın.”
Van’daki öğretmenin e-postası İstanbul Teknik Üniversitesi’nden bir arkadaşın e-posta grubuna atmasıyla elime ulaştı. Bu olay, benim Türkiye’nin bilgisayar kullanmayı bilen öğretmenlerine yüklediğim en önemli görevin tam tanımıdır. 650 bin nokta ile Türkiye’nin en büyük kurumsal kaynak planlamasının gerçekleştirilmesinin. Her noktadaki ihtiyacın belirlenmesinin ve ülke çapında talep ile tedarikin buluşturulmasının. Bunu da bir bağışlar manzumesi değil, bir kalkınma modeli olarak gören insanların ortaya çıkmasını bekliyorum.
Bunun üzerine eğitim sistemimiz ile ilgili iki soru ekleyip bu haftayı kapatmak istiyorum.
Türkiye’de üniversite mezunları bile iş bulmak için kurslara katılıp belirli bir işi öğrendiklerini belgeleyen sertifika alma peşinde koşuyorlar. Örneğin kimya mühendisi olmuş biri kursa gidip yazılımcı sertifikası alıyor. Bu ihtiyacın normal eğitim programları yeniden düzenlenerek karşılanmasını düşünen düşünceli arkadaşlar mevcut mudur? Mali kayıp bir yana insanların boş geçen yıllarının kaybı bir benim mi yüreğimi yaralamaktadır?
Hızla değişen bir dünyada ülke olarak ayakta kalabilmenin eğitim kaynaklarını bilgisayar ortamına taşıyıp sürekli güncellemek dışında bir yolu var mıdır? Öğretmenlerinize bu ortamı tanıştırıp bu kaynaktan beslenmelerini sağlamadan gençlerinizi nasıl eğitmeyi düşünmektesiniz?
|
14.03.05
|
|
|