|
Ahkâm
Kerem Özdemir
DEVLETİN E'Sİ KASIRDA BOĞULDU
Osmanlı’da bostancıbaşının ne iş yaptığını, tarihten olmasa bile Selçuk Erdem karikatürlerinden öğrenmeyen herhalde yoktur. Bu şahıslar boğma işlemi ile yükümlüdürler ve zindana kadar zahmet etmeyip işi sarayda bitirmelerine sık rastlanır. Bu yüzden e-devletin e’sinin Sepetçiler Kasrı’nda infaz eylenmesi bana şaşırtıcı değil, ilgi çekici geldi.
Sepetçiler Kasrı, hemen altındaki Hammam’ın yanı sıra gazetecilerin mesleki işlemlerini yapan Basın İlan Kurumu’nun bulunduğu binadır. Bu kurum başbakanlığa bağlıdır.
Sepetçiler Kasrı, e-Dönüşüm Türkiye İcra Kurulu’nun bir önceki zirvesinin ardından zamanında başlayamayan basın toplantısı için seçilen yerdir. Bu kurul, Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener’in başkanlık ettiği ve başbakanın özellikle önem verdiği bir yapıdır.
Boğazlama olayı şöyle gelişmiştir: Kurulun basın toplantısı için seçtiği binadaki kurum, basın kartlarının yenilenmesi için yaptığı duyuruda, formların yanlışsız ve okunaklı doldurulmasını istemektedir. Sebep bu formların bilgisayara geçilecek olmasıdır.
Hadi bilgisayar yandan yandan
Bilgisayar o kadar yüce bir varlıktır ki, ona özel hizmetkârlarının veri girmesi gerekmektedir. Bir yandan vergi beyannamelerini internet üzerinden almaya başlayıp şu kadar tasarruf ettik diye kıyameti koparacaksınız; diğer yanda form doldurtup getir götür yaptırtacaksınız. Bir yandan e-devlet kapısı deyip bütün hizmetleri tek bir noktadan vermeyi hedeflediğinizi beyan edeceksiniz; diğer yandan vatandaşlık numarasına dayanan tek bir vatandaş sicil sistemine yıllarca geçemeyeceksiniz.
Bu uzayan liste e-devletin idam fermanıdır. Böyle ‘yandan yandan’lı yollardan vatandaşı oyuna katmak mümkün değildir. Çünkü vatandaşlar devletleri ile ilişkilerini bir felsefe doğrultusunda yürütürler. Yoksa herkes indirim kampanyaları peşinde mağaza değiştirir gibi devlet değiştirirdi. Bir de, devlet inandırıcı olmazsa vatandaş peşinden gider gibi yapar ama aslında durur. Bu, e-devlet için de geçerlidir.
Arazi odaklılıktan kurtulamadık
Türkler olarak kafamız hâlâ arazi mafyası gibi çalışıyor. “Orayı tutalım”, “Buraya bina kondurup para kazanalım”ın ötesine geçemiyoruz. Ülke kalkınması için bu kadar önemli olan teknopark konusunda bile farklı düşünmüyoruz. Bir yandan vergi avantajı sağlayıp diğer yandan yüksek kira ile dolaylı vergilendirmeye çalışıyoruz. Şikâyet edene de, “Ne var, sen vergiden çıkartırsın” diyoruz.
Büyük şirketlerin AR-GE’leri bu fırsatı kullanırken Türkiye için çok önemli olan yeni girişimlerin ve belirli bir ciroya ulaşmamış küçük şirketlerin önünü kesiyoruz. Bu, bugünlerde tartışmaktan çok hoşlandığımız geçmişimizin bir geleneği ama daha önemlisi geleceğe bırakacağımız mirasın belirleyicisidir. Devam edeceğiz.
|
10.08.05
|
|
|