|
Avrupa Birliği ile yaşayacaklarımız
konusunda iyimseriz ama bilgi sahibi değiliz. AB tablolarında Türkiye’nin boş
geçildiği istatistikleri tamamlamamız artık daha önemli ama asıl kritik olan,
Avrupa’nın 2010 yılı enformasyon toplumu planlarına dahil
olmamız.
Avrupa Komisyonu’nun 1 Haziran 2005’te kabul ettiği beş
yıllık “i2010: Avrupa Bilgi Toplumu 2010” inisiyatifi, dijital ekonomiyi teşvik
etmeyi amaçlıyor. İnisiyatif, bilgi toplumu ve medya sektörlerinde büyüme ve
yeni iş alanlarının açılmasını teşvik ediyor. Öne çıkan nokta, AB’nin bilgi ve
haberleşme teknolojileri araştırmalarına kişi başına sadece 80 Avro harcaması.
AB, Japonya’daki 350 Avro’luk ve ABD’deki 400 Avro’luk düzeyin çok altında olan
bu rakamı yüzde 80 büyütmeyi hedefliyor. Yine küçük ve orta büyüklükteki
işletmelerin AB araştırma projelerinde daha etkin rol alması
planlanıyor.
2007 hedefine
şimdiden feyk attık
AB’nin 2007 için koyduğu önemli bir hedef ise, dijital
kütüphaneler ile kültürel paylaşımı arttırmak. Biz bu hedefin ciddiyetini pek
anlayabilmiş değiliz. Sistem entegratörü Probil, önceki hafta Kırşehir’de il
halk kütüphanesinin internet erişimli bilgisayar salonunun açılış davetiyesini
gönderdi. Ardından Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç’un yoğun programı
nedeniyle katılamayacağı gerekçesiyle açılış ertelendi. Bu yazı yazılırken,
Bakan Koç’un programına uyum sağlanamamış ve açılış tarihi henüz
belirlenmemişti. AB’ye uyum peşinde olan bir ülke için uyumsuz bir
davranış.
Yunanistan’dan
alacağımız ders
Eylülde Atina’ya gittiğimde gezdiğim Akropol’de 25 yıl
önce başlayan restorasyon çalışmaları bir ileri teknoloji şovuna dönüşmüş.
Malzeme bilimindeki ilerlemeden hareketle, sütun parçalarını birbirine tutturmak
için çelik yerine altından pahalı bir maden olan titanyum kullanılıyor. Tarihi
eserlerin yenilenmesinde ise, lazer kullanılarak çok hassas bir çalışma
yürütülüyor.
Onasis Vakfı’nın büyük destek sağladığı restorasyon
çalışmasında AB fonları da kullanılıyor, ama Yunanistan hâlâ İngiltere’den,
Pantheon’un kabartmalarını geri alabilmiş değil. Tanrılar yerine gerçek
insanların yer aldığı ilk ve son tapınak kabartmaları, Osmanlı zamanında
kaçırıldığı İngiltere’den geri almayı müzakere ediyorlar. Bunu
anlayalım.
|