|
Eve sizden önce gelen eşiniz, iPod’unu ses aksesuarına
bağlayıp müzik setine dönüştürdükten sonra, en sevdiği şarkı listesini çalmaya
başlıyor. Siz ikinci gelen şanssız olarak, otomobilinizde cep telefonunuzda
dinleyerek eve geldiğiniz müziği aniden kesmek zorunda kalıyorsunuz. Sözlere
dökülmeyen bir gerilim oluşuyor. Tepki, banyodaki nemden etkilenmeyen müzik
setinin sesini insafsızca açarak ortaya koyuluyor. Bu, banyodan çıkışta eften
püften bir konudan tartışma başlaması için yeterli.
Altta kalmıyorsunuz ama sonrasını düşünerek hemen bir
film indirme sitesinden onun en sevdiği türdeki filmi indirmeye başlıyorsunuz.
İnternete bağlanmak gibi bir derdiniz yok, çünkü DSL’ye sürekli bağlı bir eviniz
var. IP ya da internet kimlik numaranızdan sizi tanıyan sistem, ücreti, çipli
kredi kartınızdan çekip filme indir işlemini başlatıyor.
Yemekte kesif bir sessizlik var. Ama siz sonrası için
yaptığınız plana güvenip hiç istifi bozmuyorsunuz. Türkiye’de standart bağlantı
hızı olan 1 GB’yi değil de biraz daha fazla paraya kıyıp 2 GB’yi seçtiğiniz için
filmin yemek sırasında indiğinden eminsiniz.
Tam sürpriz yaparak buzları çözmeye hazırlanırken birden
pusuya düşüyorsunuz. Eşiniz de ilk gittiğiniz filmi abonesi olduğunuz televizyon
kanalından kişisel video kaydedicinize (PVR) kaydetmiş. Bu sefer tartışma
gerektiren bir durum yok; tabii ki onun dediği oluyor.
Bu arada sehpanın üzerindeki dizüstü bilgisayarın ve
kumandasının yerinde olmadığını fark etmiyorsunuz bile. Tabii kızınızın sizin
filmi izlediğiniz televizyona kablosuz bağlanarak aynı filmi odasında dizüstü
bilgisayardan izlediğini de…
Bu kısa senaryoda yer alan yeni teknolojiler hayal
mahsulü değil. 2006’da yaşayacaklarımızın sınırlı bir ön gösteriminde yer
bulabilecek kadar sıradan uygulamalar. Bu senaryoda yer alan cihazlar ise şu
andaki önem sıralarınsa göre şu şekilde
sıralanıyor:
Evde 106 ekrana
yolculuk
Bir önceki dünya kupasını 70 ekrana terfi ederek yaşayan
Türkiye, 2006 Almanya’yı 100 ekranın üzerine gidişini daha güçlendirerek
sürdürecek. Türkiye’nin konut yapısına en uygun olan 106-109 ekran bu gidişte
başı çekecek.
Plazmalar 2004’ten beri fiyatlarında yaşanan düşüş ile bu
ekran büyüklüklerinde cazibe odağı ve 100 Hz. özelliği sayesinde daha az
titreşen geleneksel televizyonlar daha düşük ekran büyüklüklerinde ciddi bir
rakip olmayı sürdürecek.
2006’da LCD’ler de televizyon pazarında kendilerine ciddi
bir yer bulmaya çalışacak. Bilgisayara da bağlanabilen 17 inç (44 cm) ve 19 inç
(48 cm) ekranlı ekranların kendisini kabul ettirmesi, bu ekran büyüklüklerinde
televizyona geçişi de hızlandırıyor.
50 inçe (128 cm) kadar LCD televizyonlar piyasada yer
alacak. Fiyatlarının yüksekliğine karşın incelikleri ve görüntü kaliteleri ile
dikkat çeken bu televizyonların özellikle 40 inçte (100 ekran) piyasaya en uygun
fiyatla sağlam bir giriş yapması bekleniyor.
2006, Dünya Kupası ile dünya gündemine oturması planlanan
yüksek tanımlılıklı televizyon (HDTV) yayınlarının Türkiye’de yaygınlaşmasını
beklemek için erken bir tarih olacak ancak bu formatı kullanan kameralar ve disk
göstericiler, şimdiden satılmakta olan bu sistemi kullanmaya hazır (HD-ready) ve
kullanan (HD) televizyonlara ilgiyi azaltmamak için piyasada yerini
alacak.
Evlere neşeli
beyin
Televizyonları evlerin gözleri olarak kabul edersek,
bilgisayarlar da evlerin beyinleri olarak ortaya çıkıyor. Bu beyinlerde iki
gelişme bir arada yaşanıyor.
Birincisi, multimedya özelliği öne çıkıyor yani DVD’ye
kadar her türlü diskin izlenebildiği ya da dinlenebildiği, üzerinde ses sistemi
olan ve uzaktan kumandayı daha sık gördüğümüz setler ortaya çıkıyor. E-Kolay’ın
aralık ayında tanıttığı, televizyona ve internete bağlanan cihazı ile Apple’ın
alıştığımız kasalı bilgisayarlara göre çok daha ufak ve hızlı bağlantı
olanaklarına sahip Mac Mini’si burada farklı yönelimlere işaret ediyor. Yıllar
boyunca kişisel bilgisayarlardan (PC) ayrı duran Apple da, uzaktan kumandalı
bilgisayarları ile 2006’da bu yönelimi paylaşacağını açıkladı.
İkinci gelişme ise, dizüstü bilgisayarların masaüstülerin
tahtını elinde alma yolunda hızlanarak ilerleyecek olması. HP’nin dizüstü
bilgisayar satışları, 2005’te dönemsel olarak önce ciro sonra da adet bazında
dizüstüleri geride bıraktığını açıkladı. Bu, 2006’ya da yansıyacak genel trendi
oluşturuyor. HP’nin Pavilion ve Toshiba’nın Qosmio gibi uzaktan kumandalı
multimedya dizüstüleri ve benzerleri 2006’da, evlerin bilgisayar ve eğlence
ihtiyaçlarını karşılayacak.
Bilgisayar dışı cihazlarda ise kayıt özelliği olan
Kişisel Video Kaydediciler (PVR) önemli bir yer tutacak. Sahip oldukları sabit
disk üzerine kayıt yapan bu cihazların kapasitesi değişiyor. Ancak ortalama bir
cihaz ile, bir futbol tutkunun bir sezonluk maçları kaydetmesi mümkün olacak.
İnterneti daha çok
seveceğiz
Evlerin bilgisayarlaşması ve eğlence ortamına taşınması,
beraberinde içeriğe ulaşma aracı olarak genişbantlı internet olanaklarının
geliştirilmesini gündeme getiriyor.
2006’da ADSL bağlantı hızlarının artması ile internet
çilesi hafiflerken, Türkiye’de kapsama alanını genişletecek yeni teknoloji
uygulamalarının ilk adımları da atılacak.
Türk Telekom (TT), bu sene olaylı bir şekilde 512 Kbps’ye
çıkmasının ardından 256 Kbps’yi de sürdürme kararı alarak uzlaşmayı seçmişti.
Ancak TT, bu hızı 1 Mbps (1024 Kbps) ve ardından 2 Mbps’ye çıkarma kararlılığına
sahip. Bu yönde ilk adımların 2006’da atılması bekleniyor.
TT aynı zamanda internet altyapısını daha güçlü olan ve
daha ekonomik fiyatlarla sunduğu fiber kablolar yani metro Ethernet sistemi ile
güçlendirerek, internet üzerinden multimedya içeriğinin sunulmasını teşvik
etmeyi sürdürecek.. Bu adımlar, daha zengin içeriğe daha yüksek hızda erişmemizi
sağlayacak.
Türkiye’nin engebeli coğrafyasında her noktadan internete
ulaşma konusunda kablosuz teknolojilerde de önemli adımlar atılıyor. Türk
Telekom’un özelleştirilmesinden önce başlayan kablosuz yerel ağ (Wi-Fi) adımları
2006’da da sürerken, Telekomünikasyon Kurumu’nun lisans konusunu açıklığa
kavuşturması ile Wi-Max’te de ilk adımların atılması bekleniyor. 50 kilometreye
varan bir yüzölçümünde 75 Mbps’ye kadar hızla internet erişimine olanak tanıyan
sistem, şu anda TT tarafından daha dar bir alanda ve daha düşük hızda deneniyor.
Birkaç internet servis sağlayıcı da Telekomünikasyon Kurumu’ndan TK gereken
izinleri alarak test hazırlıklarını yürütüyor.
Karakterli mobil
cihazlar
Cep telefonu, MP3-çalar gibi cihazlarda Çin malları ile
fiyat farklarının iyice aşağı düşmesinin ardından markalı cihazlar Türkiye
pazarına damgasını vurmayı 2006’da sürdürecek. Bu markalar arasında da
ürünlerine kimlik kazandırma yarışı hız yaşanacak.
Mp3-çalarlarda bu kimlik arayışı, Apple’ın radyosuz
iPod’larda ısrarı ve diğer markaların resim gösterme, figür görüntülemeyi
sağlayan OLED ekran, ek kart ile belleği genişletme özelliklerinde kendisini
gösterecek.
Cep telefonlarında ise, özelleşmiş ürünler göz
kamaştıracak. Nokia’nın L’amour olarak adlandırdığı serisi bu konuda açıklayıcı
bir örnek. Aşk temasını işleyen cihazlarda kullanılan deri ve mine gibi
malzemeler telefonların tanınmasını sağlayacak.
Motorola Türkiye Mobil İletişim Araçları İş Birimi Ülke
Müdürü Yücel Kubanç, “Motorola ürün portföyümüz giderek çeşitlenecek: Razr V3
ile başlayan tasarım serimizi L6, Slvr L7 ve Pebl U6 cihazlarımız ile
zenginleştireceğiz.
A1000 ve V3x gibi 3G cihazlarımızı Türk tüketicisi ile
buluşturacağız. MP3 ve i-Tunes melodilerini çalan müzik telefonlarımızı
ülkemizde lanse edeceğiz. Telefonlarımızın yanı sıra özellikle Bluetooth
aksesuarlarımız ile de çok ses getireceğimize inanıyoruz. Oakley firması ile
ortaklaşa geliştirdiğimiz, Bluetooth kulaklık entegre gözlüğümüz RazrWire
ve Momo firması ile ortaklasa geliştirdiğimiz Bluetooth kulaklık
entegre motosiklet kaskımızın çok ilgi çekeceğine inanıyoruz” diyerek geniş
bir aileden bahsediyor.
Görüntüleme telefonları ve Walkman telefonlar olarak bir
sınıflandırmaya giden SonyEricsson Genel Müdürü Fatih Gemalmaz ise, “Özellikle
müzik ve görüntüleme özelliklerini gerçek anlamda telefonlara taşıma
stratejimizi geliştirerek sürdüreceğiz. Walkman telefonlarımızı farklı
beklentilerdeki kullanıcılara özelleştireceğiz. Görüntüleme konusunda da pazarı
sarsacak ürünlerimiz gelecek. Kolay kullanım özelliklerinden de taviz
vermeyeceğiz” diyor.
Samsung da “gelişmiş özellikleriyle profesyonellere cevap
veren D600”, “iş kadınlarının ihtiyaçlarını karşılayan E530” ve “eğlenceli
hayatı sevenlere uyan E730” gibi nitelemelerini 2006’da da sürdürecek. Şirket
2006’da Windows Mobile işletim sistemine ve 3 GB sabit diske sahip Samsung
i300’ü gelecek sene Türkiye’ye getirecek.
Siemens’i satın alarak BenQSiemens markasını oluşturan
BenQ ve IBM’in bilgisayar bölümünü satın alan Çin şirketi Lenovo, 2006’da
başlatacakları ataklarla Türkiye pazarını hareketlendirecek.
Cepte daha fazla
servis
Aralık 2005’te Telsim’in satışının ardından Türkiye
telekomünikasyon alanında hareketli bir rekabet ortamına sahip olacak.
Turkcell’in Pazar lideri olduğu sektörde, Türk Telekom’un satışı ile birlikte
“özelleşen” Avea ile yeni sahibi belli olarak 2006’ya giren Telsim’in
oluşturacağı düzen tam bir özel sektör kapışmasına sahne olacak.
Telsim’in satışından hemen sonra Türkiye’nin gündemine
girmesi beklenen yüksek hızlı data servisleri sistemi 3G, 2006’da hararetli bir
konu olacak. Bu konu, kablosuz internetteki Wi-Max gibi hareket için lisans
bekleyen bir alan.
Bu özel sektör kapışmasına paralel olarak gündeme gelecek
bir konu da telekomda uygulanan vergiler olacak. Ankara’da Ulaştırma
Bakanlığı’nın vergilerin indirilmesini öngören bir çalışması Maliye Bakanlığı’na
aktarılmış durumda. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, “vergiler hemen şimdi
indirilmeli” derken, Ankara’da “pazar büyüyecek diye vergiden vazgeçmeyelim”
görüşünün de güçlü olduğunu dile getiriyor.
Haber: Kerem ÖZDEMİR
|