|
Türkiye'deki Bahailer
'Biz milenyum diniyiz'
Bahailik, Hz. Bahaullah tarafından 150 yıl önce kurulmuş bir din 200'e yakın ülkeye yayılmışlar, Türkiye'deki sayıları ise yaklaşık 10 bin, cenaze namazı dışında toplu ibadet, Allah ile kul arasında aracı yok. İnançları gereği 19 günde arayla bir araya geliyor, buna 19 gün ziyafeti diyorlar. Son dinin Türk mensupları Tempo'ya konuştu.
|
|
|
|
Bahai merkezi Hayfa
|
|
|
|
|
200'e yakın ülkede inananı var... Geçmişi topu topu 150 yıllık ama Hıristiyanlık'tan sonra en çok yayılan din olarak geçiyor ve Türkiye'de de etkisini git gide artırıyor. Dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi Bahailik Türkiye'de de ciddi bir dini azınlık olma yönünde ilerliyor. Kutsal kaynağında, son peygamber Hz. Muhammet, son din de İslam olarak deklare edilse de, Bahailik din denilen olgunun yeni bir evrimi olarak son din olma iddiasında. 1000 yılda bir dinin, peygamberin, kutsal kitabın değiştiğine inanıyorlar. İslam'a da, Hıristiyanlığa da, Museviliğe de kutsal dinler olarak bakıp, o dinlerin yerine bu çağın son dini olarak kendi dinlerinin geldiğine inanıyorlar. Bahailik'in Türkiye'de de yaklaşık 10 bin civarında temsilcisi var. Yüzde 90'ı Müslüman olarak kabul edilen bir ülkede, Bahai kimliğiyle kendi içlerinde kapalı yaşasalar da, her an Bahai kimliklerini açıklamaktan geri durmuyorlar. Tek kaygıları mensup oldukları dini nüfus cüzdanlarına yazdıramamaları. İnandıkları dinle yepyeni bir vizyon getirdiklerini düşünüyorlar. Peygamberleri Bahaullah'tan yola çıkarak, dini kurumlar üzerine kurmuşlar. Ruhban sınıfı yok ama kurumlar var. Dünya birliği, Bahailerin temel dünya görüşleri.
|
|
|
|
Türkiye Bahai Mahfili Genel Sekreteri Susan Yeter
|
|
|
|
|
Susan Yeter aileden Bahai. 3 yıldır Türkiye'deki Bahailerin temsilcisi. Tempo'ya Bahailiği ve Türkiye'deki durumlarını anlattı:
* Bahai dininde ruhban sınıfı yoktur. Kurumlar vardır. Bu kurumlar inananların seçimiyle belirleniyor. Yeni bir sistemdir bu. Mahalli düzeyde, 21 yaşını doldurmuş 9'dan fazla Bahai'nin bulunduğu her yerde, her yıl bir mahalli ruhani mahfil seçiyoruz, kadın erkek fark etmiyor. Dokuz kişilik kurumdur bu. Bir sene boyunca görev yapar. Görevi nedir? Cemaatin işleriyle uğraşmak. Kadınların gelişmesi, toplumun gelişmesi için, çocukların erdemler konusunda eğitim görmesi ve benzeri konularla ilgilenir. Bu, yerel düzeydeki sistemdir. Bir de toplumu ülke bazında temsil eden veya ülke bazında Milli Ruhani Mahfil dediğimiz o ülkedeki Bahailer arasından, senede bir defa delege sistemiyle 9 kişilik bir kurul seçilir. Bu seçimin diğer seçimlerden farkı adaylık propaganda yoktur. Gizli oy ve açık tasnif olur; hiç kimse önceden seçilmek için ima bile yapamaz. Her seçmen yıl boyunca düşünecek, en iyi kim hizmet edebilir diye. Hiçbir biçimde maddi menfaat söz konusu değildir. Bahai inancında en yüksek makam hizmet edebilme, hizmetkârlık makamıdır.
* Türkiye'nin Bahai tarihinde çok özel bir yeri vardır. Bugün Bahai toplumu uluslararası bir toplumdur. Bugün 192 ülkede kurumlarını kurmuş, dünya haritasında herhangi bir yere parmağınızı koyduğunuzda, 'burada Bahailer var mı, yok mu' diye endişeniz olmasın, çünkü en küçük adada dahi Bahailer vardır. Ana Britanica Ansiklopedisi'nde bile Hıristiyanlıktan sonra dünyada en çok yayılan dindir deniliyor Bahailik için. Türkiye'deki önemi de, Hz. Bahaullah, Bahai dininin peygamberi. Bu topraklarda yaşamıştır. En önemli eserleri burada nazil olmuştur. Belki de ilk defa bir peygamber Avrupa'dan. Çünkü Edirne'de kaldı sürgün olarak. Orada dünya liderlerine, krallarına misyonunu açıkladı. Bu bakımdan son derece önemli. Edirne Bahai dini için önemlidir.
* Bahai dininde toplu ibadet yok. Allah ile kul arasında aracı yoktur. Dolayısıyla cenaze namazının dışında, birlikte ayin ibadet yoktur. Herkes kendi ibadetini yapıyor. Ama bizim inancımızın gereği bir araya geldiğimiz günler var. Bugün dünyanın her tarafında 19 günde bir Bahailer bir araya geliyor, biz buna 19 gün ziyafeti diyoruz. Bahai takviminde yıl 19 ay, ay da 19 gündür.
* Dinlerin değişik zaman periyotlarıyla yenilenmesi söz konusudur. Biz Bahailer bu evrime inanıyoruz. Geçmişteki bütün dinlere ve dinlerin sürekliliğine inanıyoruz. Son diye bir kavramı doğru bulmuyoruz. Çünkü Allah'ın sonsuzluğu kavramıyla da bağdaşmıyor. Kuran'da da birçok ayet vardır. Allah'ın hiçbir zaman insanlara söyleyecekleri bitmez. Bahailik de son din değildir. Bizim kutsal kitabımızda da var. 1000 sene sonra başka bir peygamber gelecektir. Çünkü 1000 sene sonra insanların ihtiyacı bu değil. Tapınma, ahlak, irfan, felsefe var, Bahailik şimdi ne getiriyor, hepsi var, artı yeni yönetim düzeni var. Bahailik bunu getiriyor. Bütün dinler aynı kaynaktan geldiğine göre rakip olamazlar, birbirlerini tamamlayıcıdır. Bir zincirin halkaları gibi.
* Bahailiğin en önemli prensiplerinden biri, her türlü taassubun terk edilmesidir. Bütün insanlarla iyi geçinmek gerek. Çünkü insan insandır. Hangi dinden olursa olsun. Hz. Bahaullah her insan madendir diyor. Onun için eğitilmesi, işlenmesi lazım. Bizde çocukların eğitimi bu yüzden çok önemlidir. Kadın-erkek eşitliği vardır bizde.
* Hz. Bahaullah vefatından önce kendinden sonra yasalarını açıklayacak oğlu Hz. Abdulbaha'yı yazılı vasiyetnamesiyle tayin etti. Bu ilk defa dinlerde oluyor. Hz. Abdulbaha'dan sonra da yine yazılı vasiyetnamesiyle torunu Şevki efendi yine kendinden sonra bir yazılı vasiyetnameyle tayin edildi. Yüce Adalet Evi var bizde. Dünyadaki bütün Bahailer arasından 5 yılda bir, değişen bir kurumdur. Nasıl seçilir derseniz, dünyadaki milli mahfil üyelerinden 5 senede bir seçilir. Bu sene biz gideceğiz. Böyle bir şeyi görebilmek çok muhteşemdir. Hayfa'da İsrail'de.
* Türkiye laik bir ülkedir. Bütün dinlerin, Bahailer de dahil olmak üzere anayasal hakları çerçevesinde, laik bir devlette aşırı bir sorununun olması söz konusu olamaz. Nedir olabilen sorun? Yasalar bazen çok güzel olabilir ama yasayı uygulayanlar kendi inancıyla karşılaştığı inat karşısında ikilem durumunda kalabilir ve yetkisini o yönde kullanabiliyor. Mesela nüfus cüzdanları konusu böyledir.
* Diyanet İşleri Başkanlığı tabii ki kendi inancının gereğini yerine getiriyor. Siz Papa'ya gidip "Müslümanlık din midir" diye sorsanız, size nasıl bir cevap verecekse, Diyanet İşleri Başkanlığı da Bahailer için belki böyle bir şey söyleyebilir.
* Aileden Bahai'yim ben. Bahai bir ailede doğmak illa Bahai olmak anlamına gelmiyor. Adanalıyım. Orada okudum. Özel sektörde üst düzey yöneticilik yaptım.
|
Üniversite öğrencisi Leyla Ömer Ağa
|
|
"Bahai olmam eğlenmeme engel değil"
--
21 yaşında. Marmara Üniversitesi Biyoloji Bölümü 3. sınıf öğrencisi. Annesi de Bahai. O da yeni jenerasyondan Bahai toplumunun bir üyesi.
Özgür olarak seçtim bu dini. Babam Bahai değildi. Bahai toplumuyla annem sayesinde tanıştım. Bahailikte herkesin kendi hür iradesiyle karar vermesi inancı var. Ben Bahai toplumuyla tanıştım ve kendim karar verdim.
Bir din kurallarıyla beraber vardır. Bir dini seçtiyseniz bütün hayatınızla beraber o dini yaşıyorsunuz demektir. Duasıyla, namazıyla, orucuyla, tüm kurallarıyla yaşamaya çalışıyorsunuz.
Bahailiğin temelinde dünya birliği ve barışı vardır. Peygamberi Hz. Bahaullah ve kutsal kitabı Akdes'tir. Bahailik, kurumları olan, idari düzeni olan ve dünyanın tüm ülkelerine yayılmış bir dindir. Hıristiyanlıktan sonra dünyaya en çok yayılmış olan dindir. Bütün dinlere mensup olan her bireyin tebliğ gibi bir sorumluluğu vardır. Her Bahai, Bahai olduğunu söylemekle yükümlüdür.
Ben bir gencin yaşayabileceği her şeyi, Bahai olarak yaşıyorum. Ama belli prensipler çerçevesinde yaşıyorum. Onu belli prensipler çerçevesinde yaşamak mutlu ediyor beni. Akşam dışarı çıkıp eğleniyorum. Ama alkol kullanmadan eğleniyorum.
Bahaliğin yayılacağına inanıyorum. Bu dönemin dinidir çünkü. İlk başta nasıl az bir kitleye hitap ediyorsa, zaman içinde yayılacaktır.
|
|
|
|
SSK emeklisi Hüseyin Barış
|
|
"10 yılda ancak sindirdim"
----
----
----
45 yaşında bir SSK emeklisi Hüseyin Barış. 1980 yılından bu yana Bahai. Müslüman iken Bahai olanlardan.
Benim büyük ağabeyim tanışmış. O vesileyle ben de ilgilendim. Ondan sonra Gökçeada'da bir işim oldu, orada bir Bahai ahbabın bilgileriyle bunun güzelliğine, gerçekliğine kanaat getirdim ve kabul ettim. O döneme kadar müslümandım. Annem babam Müslüman aileler tabii. Bahailiği kabul etmekle, olmak arasında büyük mesafe var. En az bir 10 sene sindirme dönemi geçiriyorsunuz. Birdenbire ne her şeyini öğrenebildim, ne de yaşayabildim. Sonra gerçek anlamda sindirdim ve kabul ettim.
Belli bir dönem sonra kendi ailemle başladım. Eşim sonra Bahai oldu. Çocuklarımızı ağırlıklı olarak bu öğretide bilinçlendirmek üzere enerjimizi o tarafa yönelttik. Çevremde bu işlere açık olan insanlara anlattım.
Cemaat ilişkilerimiz gayet iyi. Faaliyetlerimiz bir araya gelme, dua, bayramlarda bir araya gelme gibi alanlarda gerçekleşiyor.
Önceleri Müslümanlıktan bu dine geçişte bir sorun yaşadım. Çevreme bakıyordum, insanlara bakıyordum, Bahailiği öğrendikten sonra o sıkıntıları yaşamak da normalmiş. Kendi özümde öğrenip onu yaşamak çok güzel benim için. Namazımı kılıyorum, orucumu tutuyorum. Şer'i hükümlerdeki zorunlu olanları yerine getiriyorum.
|
|
|
|
24 2 2003
|