|
|
|
|
Dr. Wolf Ruthart Born
|
|
|
|
|
Türkiye’nin Avrupa Birliği'ne giriş süreci ve 3 Ekim'de başlaması muhtemel müzakereler öncesi, Almanya'nın konuyla ilgili izleyeceği politika büyük önem taşıyor. Geçen günlerde Almanya Başbakanı Schröder'in tartışmalı bir güvenoyu ile Almanya'da erken genel seçimlerin önünü açması ve tam da bu kritik dönemde Türkiye'nin AB'ye tam üyeliğine karşı duran Hıristiyan Demokrat Birlik ve Hıristiyan Sosyal Birlik Partilerinin seçimden zaferle çıkma ihtimalinin yüksek olması, “Türkiye’nin AB hayalleri suya mı düşüyor” sorusunu akla getiriyor.
Almanya'nın Ankara Büyükelçisi Dr. Wolf Ruthart Born’a, Almanya’da yapılacak seçimlerin Türkiye’ye olası etkilerini, Türkiye’nin AB’ye entegrasyon sürecini, Türkiye’nin AB sürecinde demokratikleşme çabalarını, Kürt sorununu, Almanların AB yolundaki Türkiye’ye ve Türk insanına bakış açısını konuştuk.
Türkiye’nin Almanya için öneminin altını çizen büyükelçi, 3 Ekim öncesi AB yolundaki Türkiye adına umutlu...
- AB ile müzakerelerin başlayacağı 3 Ekim tarihine az bir zaman kaldı. Ancak, özellikle Fransa kaynaklı açıklamalarda, Güney Kıbrıs'ın tanınması tartışmalarının, Türkiye'nin masaya oturmasını engelleyici bir rol oynayabileceği yargısı hâkim. Bu bağlamda, Türkiye'nin durumunu değerlendirir misiniz?
Geçen yılın aralık ayında toplanan AB zirvesi, gidilecek olan yönü çok açık ve net bir şekilde belirlemiştir. Zirve sonunda, Türkiye ile üyelik müzakerelerinin 3 Ekim 2005'te başlayacağı ve hedefin AB üyeliği, fakat sürecin ucunun açık olduğu belirtilmiştir. Ben 3 Ekim'de müzakerelerin başlayacağına inanıyorum.
- Ancak, Güney Kıbrıs çok baş ağrıtacak...
Türkiye'nin Gümrük Birliği'ne Uyum Protokolü'nü imzalarken yayımladığı 6 maddelik bir deklarasyonu var. 24 Ağustos'ta AB Daimi Temsilciler Komisyonu (AB Büyükelçileri) Brüksel'de toplanacaktır. Eylül başında ise, AB Dışişleri Bakanları Galler'de toplanacaklar. Toplantılarda bu konu da ele alınacaktır.
- Bu arada, Almanya'da da erken seçim söz konusu. 18 Eylül'de yapılacak olan olası erken seçim öncesi, anketler muhalefette bulunan ve Türkiye'nin AB'ye tam üyeliğine karşı duran Hıristiyan Sosyal Birlik ve Hıristiyan Demokrat Birlik Partilerinin iktidara gelebileceğini gösteriyor. Olası bir iktidarda, bu durum Türk-Alman ilişkilerini nasıl etkiler?
18 Eylül'de yapılacak seçmenin sonuçlarını beklememiz gerekiyor. Bundan bağımsız olarak, geçerli olan husus şudur: Almanya'da yeni bir federal hükümet ne şekilde oluşursa oluşsun, Türk-Alman ilişkileri her zaman olduğu gibi yakın ve dostane devam edecektir. Türkiye, Almanya'nın güçlü ve önemli partneri olarak kalacaktır. Türkiye ile Almanya'yı çok özel ilişkiler birbirine bağlıyor. Bu, gelecekte de böyle devam edecektir.
---
Kaan TECELLİ
Fotoğraf: Barış ORAL
|