Tempo Online
Toplum Politika Ekonomi Dünya Sağlık Kültür Yaşam Spor Astroloji
KÖŞE YAZARLARI
Bilim adamları, 2005 sonuna kadar olmazsa, 2006'nın ilk aylarında Türkiye'de 6 şiddetinde deprem bekliyor
Mart 2006'ya dikkat

Pakistan'da yaşanan depremin, Güneş tutulmasından 5 gün sonra meydana gelmesi, yeniden 'Güneş tutulması-deprem' ilişkisinin tartışılmasına neden oldu. Bizde de 1999 depreminden 9 gün önce Güneş tutulması yaşanmıştı ve Türkiye'de 29 Mart 2006'da da Güneş tutulacak.

2003’ten bu yana büyüklüğü 6’nın üzerinde bir deprem yaşamayan Türkiye, 2006’ya tedirgin hazırlanıyor. En azından uzmanlar tedirgin. Olasılık hesaplarına göre, 2005 sonuna kadar en az 6 büyüklüğünde bir deprem bekleyen bilim adamlarımız, “Eğer bu yıl sonuna kadar meydana gelmezse, 2006’nın ilk aylarında en az 6 şiddetinde bir deprem yaşamamız büyük olasılık” diyorlar.

Bu düşünceden hareketle, depremi tetikleyecek, yani ‘bardaktaki son damlayı taşıracak etkenler’ bir bir masaya yatırılıyor. Elbette gözler ilk olarak Mart 2006’ya çevriliyor. Çünkü 29 Mart 2006’da, 21. yüzyılın ilk ‘Tam Güneş Tutulması’ yaşanacak. Bu tutulma Türkiye'nin; Akdeniz, İç Anadolu ve Karadeniz bölgelerinde yer alan 13 ilde tam, dışında kalan bölgelerde ise parçalı halde izlenebilecek.

 

Hatırlanacağı üzere, 8 Ekim Pazar günü Pakistan’da meydana gelen ve binlerce insanın ölmesine neden olan 7.6 şiddetindeki deprem, 3 Ekim Pazartesi günü meydana gelen Güneş tutulmasının akabinde meydana gelmişti. Yani Güneş tutulmasından 5 gün sonra. Elbette yaşanan bu doğa olaylarından sonra birçok kesim, “Güneş tutulmaları depremi tetikliyor mu” sorusunu tartışmaya başladı. Çünkü bu, ilk örnek değildi. Biz de bu tartışmaya ayna tutabilmek amacıyla bilim adamlarına sorduk.

 

Güneş, deprem için bardağı taşıran etken olabilir

 

Prof. Dr. Ahmet Ercan, Güneş tutulmalarının depremler üzerindeki etkisinin ciddi olarak tartışma konusu haline geldiğini belirtiyor ve örnekler veriyor: “10 Temmuz 1894 İstanbul depreminden 11 gün önce, 1999 depreminden 9 gün önce ve en son 8 Ekim 2005’te Pakistan’daki depremden 5 gün önce Güneş tutulmaları meydana geldi. Bu tür örnekleri arttırmak mümkün. Azerbaycanlı bilim adamlarının çalışmalarına göre, Güneş tutulmasının tam olarak izlenebildiği kuşak boyunca depremlerin olduğunu belirlenmiş.”

Prof. Ercan’a göre, bu konuda elimizde yeterince veri yok, ancak şu net olarak söylenebilir; işin bir yeriçi bileşeni, bir de uzay bileşeni var. Uzay bileşeninde en çok etkileyen etmense Güneş-Ay-Mars gezegenlerin konumları. Yani bu gezegenlerin kendi içlerindeki devinimler ve birbirlerine konumları, yerkabuğunun hareketlerini etkiliyor.

 

Prof. Ercan, “Bu etkilemeden bahsederken, önce şunu bilmeliyiz. Gezegenlerin konumu aslında yerde yeni bir deprem oluşumuna neden olmuyor. Bunlar ancak yerin büzülmesine ya da gevşemesine neden olarak, taşma noktasına varan birikimin, gerginliğin boşalmasını kolaylaştırıyor. Oluşmaya hazırlanan bir depremin tetiğini çekiyorlar. Ama kesinlikle bu birikimin olması gerekiyor. Ön koşul bu. Örnek; Ay, İlk Ay ve Dolunay durumundayken yerle Ay arasındaki çekim değişiyor ve genleşme başlıyor. Olağan durumların dışında bir çekim olduğu için deprem sayısı da 2.5-3 kat fazlalaşıyor. Mesela Sumatra depreminde de böyle oldu. Bir de Güneş üzerindeki patlamalar var. Bu patlamaların az ve çok olduğu dönemlerde, Dünya üzerindeki deprem sayılarında artış oluyor. Güneş tutulmalarını izleyen günlerde Dünya üzerindeki deprem sayılarında da artış var. Sonuçta, uzay deprem yaratmıyor, depremi oluşturan yerin içindeki olaylar ama uzayla etkileşim bunu tetikleyebiliyor” diyor.

 

İTÜ Öğretim Üyesi Berk Üstündağ ise Türkiye’deki sığ depremlerle, Güneş tutulmaları arasında ilişkiler olduğunu ama tüm depremlerde bu ilişkinin kurulamadığını belirtiyor. Üstündağ, “Hiç ilişkisi yok da denemez. Normal gelgit etkisiyle bile kıtalar hareket ediyor. Hal böyleyken, yerküreyi bu kadar güçlü bir kuvvet altında bırakan olayı, gölge oyunu olarak yansıtmak toplumu yanıltmak olur” diyor. Üstündağ, “Ancak bu, her Güneş tutulması sonrası deprem olacağı anlamına gelmiyor” görüşünü savunuyor.

 

Bu yılın sonuna dikkat

 

BÜ Kandilli Rasathanesi Sismoloji Laboratuvar Şefi Jeofizik Mühendisi Dr. Doğan Kalafat, 1999 depreminden sonra inceledikleri 20’ye yakın büyük deprem ve Güneş tutulması arasında ciddi anlamda korelasyon göremediklerini belirterek, “Bu, tamamen karşı çıkmak da değil. Güneş tutulmaları, gelgitler aslında bardağı dolduran su kütlesini oluşturmuyor, aksine bardak tamamen ağzına kadar doluyken son damla atılmış kadar etkisi oluyor ve bardağı taşırıyor. Örneğin bardak doluysa, Güneş tutulması tetikleyici olabiliyor. Ve bu tartışmaların dışında önemli bir nokta daha var. 2003’te yaşanan, Bingöl ve Pülümür depremi dışında, o yıldan bu yana Türkiye’de büyüklüğü 6’nın üzeride bir deprem olmadı. Yani bu ne demek? Türkiye’de 6’nın üzerinde deprem riski bu yılın sonuna kadar yüksek. Çünkü istatistiksel olarak bakınca, ‘Her 15 ayda bir bu ülkede 6'lık bir deprem olur’ diyoruz, demek ki bunu artık bekliyoruz. Tesadüfen 6’lık bir deprem olmazsa, önümüzdeki yılın ilk ayında risk iyice artmış olacak.”

 

İstanbul Ticaret Üniversitesi Mühendislik ve Tasarım Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ülben Ezen ise bu konuda ciddi bir bilimsel çalışma olmadığını düşünüyor. Bu nedenle de ilişki kurulabilmesinin çok zor olduğunu söylüyor. Prof. Ezen’e göre; Türkiye’de çok sık olan depremler incelendiğinde, belirli deprem büyüklükleriyle, onların oluş aralıkları arasında orantı var, çünkü yapılan istatistikler bunu gösteriyor. Bunlardan bazıları da Güneş tutulması ile ilgili olabilir. Ancak Prof. Ezen bu konuda da çok temkinli konuşuyor: “Bana birisi dört defa, ‘Tam tutulmadan önce ve sonra deprem oldu, sence ilinti var mı?’ dese, ben bu ilintiyi kabul etmek için 2 milyon defa denemek zorundayım. Örneğin, parayı atınca yere düşer; bu, bir gerçek, çünkü yerçekimi var ve bu biliniyor. Bu nedenle ilinti kurmak için deney sayısının artması lazım. Buna konuya ise eğilmiş sismolog yok. Bu gezegende, tüm Güneş tutulmalarında, artı eksi aralıklarda birebir deprem olursa tamam, ama bunların hiçbiri böyle tutmuyor. Bana kimse, ‘Evet, vardır’ dedirtemez. Benden 150 milyon km uzaktaki bu gezegenin ışığı dünyaya 8 dakikada geliyor. Dünyadan 330 defa büyük. Dolayısıyla yerküre üzerinde bir çekimi olacağı açık, ama Ay kadar çekimi yok. Ay’ın etkisini görüyorum, çünkü gelgit olayı var ama ben yerin altında minimum 10 km üst kabuktaki bir kırılmayı tetikleyecek çekim gücünden bahsediyorum.”

                                                                                                                            

GÜNEŞ TUTULMASI DEPREM İLİŞKİSİ

 

* 8 Ekim 2005’te Pakistan’da meydana gelen depremden 5 gün önce Güneş tutuldu.

* 26 Aralık 2000’de meydana gelen Sumatra depreminden önce  Güneş tutuldu.

* 17 Ağustos 1999 depreminden 6 gün önce Güneş tutuldu.

* 10 Mayıs 1994’te oluşan Güneş tutulmasından 15 ay sonra Meksika depremi oldu.

* 1983’te meydana gelen İstanbul depreminden 4 gün önce Güneş tutuldu.

* 20 Mayıs 1984’te gerçekleşen Ay tutulmasından 15 ay sonra Meksika depremi oluştu.

* 26 Şubat 1979’ta gerçekleşen Güneş tutulmasından 15 ay sonra Saint Helens Yanardağı patladı.

* 24 Kasım 1976’da Muradiye-Çaldıran’da yaşanan depremden 7 ay önce halkalı Güneş tutulması oldu.

* 20 Temmuz 1963’te oluşan Güneş tutulmasından 8 ay sonra Anchorage Alaska’da deprem oldu.

* 20 Aralık 1942’de gerçekleşen Erbaa depreminden 3 ay önce  parçalı Güneş tutulması yaşandı.

* 10 Temmuz 1894 İstanbul depreminden 11 gün önce Güneş tutuldu.

* 31 Ağustos 1866’da Charleston Carolina (Büyük Michigan ve Erie Gölü) depremlerinden üç ay önce de Güneş tutulması yaşanmıştı. 

* 12 Aralık 1811’deki Güneş tutulmasından 15 ay sonra New Madrid Depremi oldu.

 

Not: İstatistiki verileri, Tempo için Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan hazırladı.

-

Haber: Füsun SAKA

09.11.05

...

[ BİZE ULAŞIN | İŞ FIRSATLARI | KÜNYE ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.