|
Deprem, İzmirlilerin hayatına 17 Ekim sabahı saat
08:45'te girdi. O günden bu yana deprem İzmirlilere rahat bir uyku vermedi.
Üstelik 5.9’ları zorlayarak insanları panikletti. Bu laf, insanları
sinirlendiriyor ama İzmirlilerin, “Depremle yaşamayı öğrenmelerinin” tam zamanı.
Çünkü; bölgedeki sismik aktivite bir süre daha devam edecek. Ne kadar süre mi?
Bilim her soruya yanıt veremez ki!
Bölgedeki
aktiviteyi değerlendiren Boğaziçi
Üniversitesi (BÜ) Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü
Prof. Dr. Gülay Barbarosoğlu, bölgede bir deprem dizini beklediklerini de
açıkladı. Deprem dizini, depremlerdeki devamlılığı ifade ediyor.
İzmirliler
depremlerin devamlılığının yanında, büyüklüklerinin ne olacağını da merak
ediyorlar. Bu satırların yazıldığı sırada en büyük deprem 5.9’du... İzmirliler
ise 6’nın aşılıp aşılmayacağını merak ediyor... Jeoloji ve jeofizik
mühendisleri, İzmir’i şu anda korkutan depremlerin yaşlı kırık üzerinde meydana
geldiğini; ancak yaşlı ve genç kırıkların kesiştiği noktalarda deprem meydana
gelmesi halinde İzmir’in korkması gerektiğini söylüyorlar... Yani genç kırıklar
İzmir’de korkulanı gerçek hale getirebilir.
Tektonik açıdan dünyadaki en hareketli
bölge
Eski TÜBİTAK
MAM Başkanı Prof. Dr. Naci Görür, öncelikle bölgenin
fay yapısına dikkat çekiyor. Prof. Görür, “İzmir bölgesinde, Karaburun
Yarımadası ve çevresinde küçük boyutlu, genellikle de kuzey-güney,
kuzeydoğu-güneybatı doğrultulu ve bizim graben dediğimiz havzalar var. Bu
havzaların kenarlarında çoğu kez normal veya doğrultu-yanal atımlı faylar
mevcut. Bu bölge ayrıca da dünyanın tektonik yönden en aktif bölgelerinden biri
ve kuzey-güney yönlü gerilmenin etkisi altında. Bu gerilmeye bağlı olarak,
faylar meydana geliyor veya zaman zaman da depremler üretiyorlar. İzmir’de olan
depremler, işte bu graben sınır faylarının üzerinde veya bunların denize doğru
olan devamlarında oluyor. Jeolojik bakışla, bu depremlerin burada olması son
derece doğal. Bugün ve bundan sonra da devamlı deprem üretecekler ancak
boyutları sınırlı; çünkü 6’lar mertebesinde deprem üretebilirler ancak. Bu
nedenle her depremde ayağa kalkmanın bir anlamı yok. Önlem alınması lazım
sadece” diyor.
Bölgede geniş bir fay demeti
var
İstanbul Üniversitesi Jeoloji
Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şener Üşümezsoy ise
İzmir depremlerini anlamak için öncelikle fayların mekanizmasının incelenmesi
gerektiğini belirtiyor. Prof. Üşümezsoy’a göre; İzmir’de Seferihisar’dan
başlayarak, kuzeybatıya yani İzmir’e doğru uzanan bir fay hattı var ve İzmir
bunun oluşturacağı deprem riski altında. Bu hat aynı zamanda, tek bir faydan
oluşmuyor, aksine birbirine paralel faylar var. Bunlardan biri Seferihisar-Urla
ve Yağcılar Fayı olarak güneydeki Sığacık ve İzmir Körfezi’ni birbirine bağlayan
hat ve bunların deniz içindeki uzanımları ise Somos Adası ile İkaria Adası
arasında. Fakat bu, bir makaslama kuşağı olduğu için tek fay olarak çalışmıyor.
Karaburun Yarımadası ile ana kara arasındaki sol yönlü hareketten oluşuyor.
Prof.
Üşümezsoy bölgeyi şöyle yorumluyor: “Böyle olunca, geniş bir fay demeti olarak
çalışan bu kuşakta, bir deprem olduğunda bir dizi deprem oluşuyor. 2001’de
Seferihisar’da oluşan deprem Urla’da da artçılara neden olmuştu. Bu son hatta
olan depremse birbirine eşit büyüklükte birkaç deprem olarak gerçekleşti ve
kuşak içinde yayıldı. Bunların stres boşaltması olması söz konusu değil. Bunlar
üzerinde 35 kilometrelik bir fayda, 50 cm’lik bir oynama, 6.5’lik depreme, bir
metreye yakın oynama ise 7’nin altında bir deprem potansiyeline sahiptir. Burada
ilginç olanı, fayın direkt Seferihisar, Gaziemir, Bornova hattından İzmir’e
doğru uzanıyor olması. Eğer fayın deniz içindeki uzanımı ile kırılırsa 6.5 ile 7
arasında bir deprem oluşturur. Orada 2001’den beri devam eden sismik aktivite
var. İzmir’i etkileyecek olan karadaki yırtılmadır. İstanbul’a hiçbir etkisi
olmaz.”
Körfezin içini
bilmiyoruz
Jeofizik Mühendisi Oğuz Gündoğdu, yanal
atımlı fayların mekanizmasının son derece farklı olduğunu ve bu nedenle de
beklentilerin fazlalaştığını söylüyor. Gündoğdu, Seferihisar Doğanbeyli
Körfezi’nin içini bilmediklerini, kısa kısa ve yönleri farklı birçok fayın
bulunduğunu vurguluyor ve şunları söylüyor: “Karmaşık bir durum, buradan ne
çıkacağı belli değil. Karaya gelince, aldığımız bilgilere göre, doğrultu atımlı
bir fay var ama devamı için bir şey söylenemiyor. Bunun çok büyük bir deprem
üreteceğini düşünmüyorum. İstanbul’u sormaya gerek bile
yok.”
Artçılar aylarca sürebilir
BÜ Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Merkezi Sismoloji Laboratuar
Şefi Doğan Kalafat da konuya ilişkin
şunları söylüyor: “İzmir’de olan
depremler bölgede deprem üreten kaynakların özellikleri açısından
değerlendirildiğinde, süregelen deprem etkinliğinin ‘Deprem Dizileri’ şeklinde meydana
geldiğini gösteriyor. ‘Deprem Dizileri’ ana fay zonlarının dışında, ikincil aktif fay zonlarında olan
deprem oluş düzenidir. Bu düzende art arda büyüklükleri birbirine
yakın en az iki, genel olarak da fay zonundaki aktif fay parçalarına bağlı
olarak üç veya dört adet (genelde büyüklükleri 5.5-5.9 arasında) deprem olur ve
her depremin artçıları uzun süre devam eder. Yani aylarca süren bir deprem
etkinliği gözlenir. Bu deprem etkinliği zamana bağlı olarak sıklıkları ve
büyüklükleri azalarak biter. Bu yüzden hissedilir türde artçılar
olacaktır.
Bilim insanları, bölgede yaklaşık büyüklüğü 7 olabilecek bir depremi
öngörüyor, burada önemli olan, korku yerine, hazırlıklı olabilmemiz ve savunma
mekanizmamızı geliştirebilmemizdir. Şunu söyleyebilirim, özellikle İzmir,
Karaburun, Seferihisar ve Urla civarında olan depremlerin ortalama büyüklükleri
5.5-6.0 arasında değişiyor. Son 105 yıllık aletsel dönemde söz konusu bölgelerde
büyüklüğü 7 olan deprem bulunmuyor. Ve bunları üretebilecek büyük fayların
varlığı henüz bugüne kadar tanımlanmamıştır.”
Tehlikeli Bölge
Jeofizik Mühendisi Prof. Dr. Ahmet Ercan, İzmir’de boşalan dört depremin,
toplam 6.2’lik bir depreme eşit enerji açığa çıkardığını, ayrıca bunun İzmir’in
şansı olduğunu belirtiyor ve bu kırığın yaşlı olduğu için daha büyük bir deprem
üretmeyeceğini söylüyor.
Prof. Ercan’a göre, İzmir’in de içinde bulunduğu bölgede genç ve yaşlı
birçok kırık bulunuyor ve bunların üretecekleri deprem büyüklükleri farklı.
İzmir’de beklenen deprem, Gediz grabeninde ve büyüklüğü 7-7.2 olacak.
Prof.
Ercan, “Bölgedeki genç ve yaşlı kırık bütünleşmiş olursa, bundan korkarım; ama
şu anda bu işareti vermiyor. Ayrıca burada, Foça-Menemen’in üstünde bulunduğu
yarımadayı uzaydan izlediğimizde, güneybatıya doğru hızlı sürükleniş var. Bu bir
depremle sonuçlanacaktır. Bunun sonunda 7.2’lik bir deprem olabilir. İzmir’in
gerçek depremi burasıdır.” diyor.
-
Haber: Füsun SAKA
|