|
Artık onu televizyon haberlerinde ya da gazete
sayfalarında uzun zamandır göremesek de; o, özellikle İBDA anlayışına bağlı olan
gençler tarafından hâlâ ilgiyle izleniyor. Biz unutsak da onlar unutmuyor.
Aldığı ömür boyu hapis cezası nedeniyle 1998’den beri cezaevinde yatan İBDA
lideri Salih Mirzabeyoğlu, cezasını çekerken kaleme aldığı ideolojisini anlatan
kitaplarıyla kendisine bağlı olanlara ulaşmaya devam ediyor. İBDA hareketi
içinde, Mirzabeyoğlu’na bir liderden çok, bir ideolog gözüyle bakılıyor. Bu
nedenle ne yazsa, ne söylese olağanüstü bir bağlılık anlayışı içinde doğruluğu
kabul ediliyor. Tıpkı, son kitabı ‘Furkan Lûgat-ı Salihûn’da ilk defa açıkça
kullandığı ‘mehdi’ sıfatına inanıldığı gibi. Salih Mirzabeyoğlu’nun son kitabı,
adından da anlaşılacağı gibi bir sözlük. Arapça-Türkçe sözlükteki sözcükler
alfabetik değil, ebcet hesabına uygun olarak aldıkları sayısal değerlere göre
sıralıyor.
‘Furkan Lûgat-ı Salihûn’un ebcet şifreleri çözüldüğünde,
sözlüğün yazarının yani Salih Mirzabeyoğlu’nun kendisini mehdi ilan ettiği
görülüyor. Mirzabeyoğlu’nun mehdiliği İBDA taraftarları arasında da kabul
görüyor. Kitaba ilişkin görüştüğümüz, İBDA içerisinde bir kişinin şu
söyledikleri de bu kabulün net göstergesi: “Elbette her hareketin lideri, o
hareketin üyeleri için kurtarıcıdır. Bu anlamda da Salih Mirzabeyoğlu bizim için
kumandandır, bizi yetiştirendir, hayatımızı hayatına bağladığımız insandır.
Bana, ‘Mehdi kimdir’ diye sorarsanız; ben size, ‘Salih Mirzabeyoğlu kim derse,
mehdi odur’ derim.”
Salih Mirzabeyoğlu’nun kitabı hakkında konuşmak için
gidilebilecek en doğru adres, İBDA’nın yayın organı olarak gösterilen ‘Aylık’
dergisi. Kendileriyle görüşme talebimizin kısa sürede kabul edilmesi, bizleri
oldukça şaşırttı. Dergi, Kasımpaşa’da üç katlı bir binanın ikinci katında
bulunuyor.
Kiminle görüşeceğimizi bilmeden gittiğimiz ‘Aylık’ta,
bizi karşılayanların ilk tepkisi, ilgimizin nedenini anlayabilmek için soruları
arka arkaya sıralamak oluyor. Bir yandan konuşacağımız kişiyi beklerken, bir
yandan da Türkiye’deki yayın kuruluşlarının İslami yapılanmalara karşı olan
tavırları hakkında bize sorulan soruları yanıtlıyoruz. Yani röportaj yapabilmek
için röportaj veriyoruz.
Oturduğumuz odanın bir köşesinde yer alan camlı dolapta
Mirzabeyoğlu’nun 47 kitaptan oluşan külliyatının tamamı bulunuyor. Önünde
oturduğumuz masanın arkasında ise İBDA’nın ‘üç ışık’ misyonunun üç liderinin
fotoğrafları: Salih Mirzabeyoğlu, Abdülhakim Arvasi (yüzyıl başında Anadolu’da
yaşan bir Nakşibendi şeyhi) ve Necip Fazıl.
Sonunda, röportaj yapmamıza izin veriliyor. ‘Furkan
Lûgat-ı Salihûn’ ve Mirzabeyoğlu ile ilgili sorularımızı yanıtlayacak olan kişi,
‘Aylık’ dergisinin editörü Ali Osman Zor. Niyetimizi ve kim olduğumuzu Ali Osman
Zor’a da anlatıyoruz. Aradan bir saat geçtikten sonra da söyleşi başlıyor.
Konumuz mehdilik, Salih Mirzabeyoğlu ve İBDA hareketi.
Aylık
dergisi editörü Ali Osman Zor, başka insanların Mirzabeyoğlu(nun mehdiliğini
tanıyıp tanımamalarının kendilerinin değil, onların sorunu olduğunu
belirtiyor.
________________________________
İslam dininde en çok tartışılan konulardan biri de mehdi
kavramı. Mehdilik tartışmaları yüzyıllardır devam ediyor. Kimileri mehdiyi bir
kurtarıcı sıfatıyla değerlendirirken, kimileri de kıyamet alametlerinden biri
olarak görüyor. Kimileri ise, bir mehdi beklemenin İslam inancıyla tamamen zıt
bir düşünce olduğu yönünde. Bu bağlamda, İslam tarihi boyunca onlarca, yüzlerce
kişi bu sıfatla anılarak çevrelerinde bir inanan kitlesi oluşturdu. Hemen her
cemaat kendi kurtarıcısını kendi içinden çıkardı. Çıkarmaya da devam ediyor.
“Anayasal düzeni değiştirip yerine şeriat esaslarını
benimseyen bir devlet kurmaya çalışmak” suçundan ömür boyu hapis cezası alan ve
bugün cezasını Bolu Cezaevi’ndeki tek kişilik hücresinde çeken İBDA lideri Salih
Mirzabeyoğlu’nun daha önceki kitaplarında mehdilik kavramına göndermeler yapılsa
da, kendisini ilk kez bu kitapta açıkça mehdi ilan ediyor.
“Şaşırmadık,
biliyorduk”
Söyleşi talebimizi kabul eden, ‘Aylık’ dergisinin editörü
Ali Osman Zor, Mirzabeyoğlu’nun bu kitabında mehdiliğini açıkça ilan etmesinin
kendileri için şaşırtıcı bir durum olmadığını, bunu kendilerinin zaten bildiğini
söylüyor. Ali Osman Zor, başka insanların Mirzabeyoğlu’nun mehdiliğini tanıyıp
tanımamalarının kendilerinin değil, onların sorunu olduğunu belirtiyor. Zor’a
göre Mirzabeyoğlu’nun mehdiliğini başkalarının kabul edip etmemesi de hiç
umurlarında değil. Ali Osman Zor, Mirzabeyoğlu’nun bu kitabı yazmaktaki amacının
birtakım sözcükleri denk getirip, insanlara bir şeyler göstermek olmadığını,
kitapta aslında bilinen bir şeyin sağlamasının yapılmış olduğunu
söylüyor.
“İBDA, mehdilik misyonu üzerine olan bir harekettir.
Tabii ki bu hareketin mimarları Necip Fazıl ve Salih Mirzabeyoğlu da bu misyonu
icra eden insanlardır. Beklenen mesih de -her kimse- bütün yenileyiciliğini bu
düşünce üzerine kuracaktır” diyen Zor, mehdilik kavramına bakışlarını şöyle
anlatıyor:
“Bizim ‘üç ışık’ olarak tanımladığımız bir yapı var.
Burada kastedilen Abdülhakim Arvasi, Necip Fazıl ve Salih Mirzabeyoğlu’dur. İBDA
hareketi bu üç isimle yükselir. Mehdilikle ilgili bir hadis vardır. Buna göre üç
mehdi vardır. Yine bu hadise göre sonuncu mehdi Hazreti İsa’dır. Zaten Hazreti
İsa’nın kendisi de yenileyicidir. İslam inancına göre Hazreti Muhammed’den sonra
bir peygamber gelmeyecektir. Buna göre, Hz. İsa’nın da, ‘Ben Hz. İsa'yım’
demeyeceği ortada. Bu yüzden Hz. İsa gelse bile, bunu herkesin anlayabilmesine
imkân yoktur. Belki de mehdi çoktan geldi geçiyor bu dünyadan; ama yine de
birileri mehdi bekliyor. Allah resulü nasıl geldiyse, mehdi de öyle gelecek;
Allah resulü nasıl savaştıysa, mehdi de o savaşları yapacak; Allah resulü nasıl
kan döktüyse, mehdi de kan dökecek. İslam savaşçılarının imanları, işkencelerle,
cezaevlerinde yaşadıklarıyla sınandıysa, mehdinin ve ona bağlı olanların da
imanları bu şekilde sınanacak. Hazreti Mehdi bize göre tasavvuftaki irşat kutbu
makamına denk gelen insandır. Bu, genel bir tanımdır. Özel olarak ise bize göre
Hazreti Mehdi üçüncü bin yılın yenileyicisi Hazreti
İsa’dır.”
Mirzabeyoğlu, İsa
mı?
Bu söylediklerinden, Mirzabeyoğlu’nun Hz. İsa’nın yeniden
vücut bulmuş hali olduğu sonucunu çıkarıp çıkaramayacağımızı sorduğumuz Zor,
şöyle yanıt veriyor:
“Hazreti İsa bir peygamberdir ve ehli sünnet inancına
göre, Hazreti İsa geri gelecektir. Hz. İsa yenileyici olarak geri gelecektir.
Hz. Muhammed sonrasında yeni bir peygamber gelmeyeceği için, İsa da peygamber
olarak gelmeyecektir. Bu nedenle, insanların özellikle de Hıristiyanların İsa’yı
bekliyor olmaları son derece boş bir beklenti. Belki de geldi geçti. Dolayısıyla
İslam âleminde Mesih’ten daha çok mehdilik konuşulur. Gerçekte bize göre
ikisinin de işlevi aynıdır. Bu nedenle mehdi kesinlikle Hazreti İsa’dır denemez.
Ama şu tartışılmaz. Gelecek olan mehdinin misyonu ‘yenileyiciliktir’ ve bu
misyon İBDA’dadır. İBDA da mehdilik misyonu üzerine kurulan bir harekettir. Bu
hareketi ortaya koyan insanlar da doğal olarak mehdidir zaten. Mehdi bugün
gelecek olsa, benim onu tanımama değil Salih Mirzabeyoğlu’na ihtiyacı olacaktır.
Bize göre Hz. İsa geri geldiğinde yenileyicilik misyonunu İBDA fikri üzerine
kuracak.”
Mirzabeyoğlu kitabı nasıl
yazdı?
1998’den beri cezaevinde yatan Salih Mirzabeyoğlu, bu
süreç zarfında birçok kitap yayımladı. 2000’e kadar Metris’te kalan
Mirzabeyoğlu, buradan Kartal Cezaevi’ne, oradan da Bolu F Tipi Cezaevi’ne
götürüldü. Cezasının önemli bir kısmını tek kişilik bir hücrede geçiren
Mirzabeyoğlu, bu süreçte yaşadıkları nedeniyle 38 kiloya kadar düşmüş. Bunun
nedenlerini Ali Osman Zor şöyle anlatıyor:
“Şu anda Bolu F Tipi Cezaevi’nde bir hücrede yatıyor.
Kendisinin içinde bulunduğu şartları düşünürseniz, bu kitapların hangi zorluklar
altında yazıldığını tahmin etmek hiç de zor olmaz. Mirzabeyoğlu’nun bugün
yaşadığı şartlar ‘Telegram’ kitabında genişçe anlattığı gibi, gayri insani
işkenceler içeriyor. Kendisinin kitap yazmaması için devletin çeşitli kurum ve
yetkilileri elinden gelen her şeyi yapmaktadır. Ben de Kartal’da yattım. Orada
Mirzabeyoğlu’nun üzerinde zihin kontrolü çalışmaları yapılıyordu. Kendisi 1.87
boyundadır. Kartal’daki şartlar yüzünden bir ara 38 kiloya düştüğüne şahit
oldum. Bugün Bolu Cezaevi’nde bu olaya devam edilmekte. Mirzabeyoğlu kendisine
ne yapılmak istendiğini gayet iyi biliyor. Çünkü ‘Telegram’ kitabında zihin
kontrolü çalışmalarının hangi yöntemlerle yapıldığını, ne amaçla yapıldığını ve
sonuçlarının ne olabileceğini tüm detaylarıyla yazmıştı.
‘Furkan’ adlı kitabı da bu şartlar altında yazılmış bir
kitaptır. Yani bize göre insan üstü bir gayret sonucu
yazılmaktadır.”
Mehdilik iddiasıyla bugüne kadar ortaya çıkan isimlerin
hemen hemen tamamına ‘meczup’ gözüyle bakıldı. Kendi cemaatleri dışında bu
isimlerin hiçbirisi mehdi olarak kabul edilmedi. Gerçek mehdinin kim olduğu, kim
olmadığı şeklindeki tartışmalar yapılırken, birtakım verilerle hareket ediliyor.
Bunlar iki ana başlık altında toplanabilir. İlki, mehdinin kim olduğunu anlatan
tahmini fiziksel özellikler. Kimi kaynaklarda mehdinin insan üstü vasıfları
olacağı belirtilirken, kimilerinde de mehdinin bir mucizeden daha çok mevcut
sistemi kökten değiştirecek, ideolojik, politik ve dini bir misyona sahip
olacağı belirtiliyor. Bu durum anlatılırken de, kendi cemaati dışında hiç
kimsenin ona inanmayacak olması, o kişinin gerçek mehdi olduğunu kanıtlayan bir
delil olarak gösteriliyor.
Kendisine inanılıp inanılmamasının Mirzabeyoğlu’nu
bağlamadığını söyleyen Ali Osman Zor, en çok rahatsız oldukları konunun mehdilik
kavramının çoğu zaman İslam’ın karikatürize edilmesi için kullanılması olduğunu
belirtiyor. Zor, Mirzabeyoğlu’nun mehdilik kavramına bakışını da şöyle
anlatıyor:
“Normalde kimsenin ortaya çıkıp ‘Ben mehdiyim’ dememesi
gerekir. Bu açıdan bakarsanız, mehdinin kendisinin mehdi olup olmadığını
bilmemesi önemli değildir. Buradaki asıl mesele, mehdiyi tanıyıp tanımamaktır.
Bunun için de mehdiliğin tanıtıcı vasıflarını iyi bilmek gerekir. Mehdilik
yenileyiciliktir. Sadece bu da yetmez, neyi yenilediğini de bilmek gerekir.
Mirzabeyoğlu’na göre insanların mehdiden beklentileri keramet noktasında
kilitleniyor. Yani bir saksıyı dokunmadan uçurması gibi şeyler bekleniyor
mehdiden. Bir sirk cambazı gibi davranması isteniyor. Bugün İslam dünyasının
ihtiyacı olan, sadece İslam’ı muhatap olan bir ideolojidir. Bunu kim yaparsa,
kim uygularsa, kurtarıcı da odur. Arkasından gidilmesi gereken de, sözünün
dinlenmesi gereken de odur.”
________________________________
Haber: Güçlü ÖZGAN
|