|
Bir tarafta, dünyaya barış ve adaleti getirecek olan 12 İmam’ın
geleceğine inanan İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad; diğer yanda, Mesih’in
ve kıyamet gününün yakında geleceğine inanan ABD Başkanı George W. Bush.
Durum, kötü bir şakayı andırıyor. Dünyayı kâbusa çevirecek olası bir
savaşın ‘ayak sesleri’ şimdiden duyuluyor. Ne Bush ne de Ahmedinejad geri adım
atmaya niyetli. Ahmedinejad, güreş minderine İsrail’i de çekiyor. Ve olup biten,
Türkiye’de endişeyle izleniyor.
ABD, İran’ın nükleer enerji yatırımlarını inandırıcı bulmuyor. Nükleer
silahla donanmış bir İran’ı dünya için tehlikeli ilan ediyor. Ona destekse
İsrail’den geliyor. İsrail Başbakanı Ariel Şaron, komaya girmeden önce,
“İsrail’in nükleer silahlarla donanmış İran’ı kabul etmeyeceğini” açıklamış,
İsrail savunma güçlerinin gerekirse İran’daki nükleer tesisleri
bombalayabileceğini de eklemişti. Buna yanıt gecikmedi. İran Cumhurbaşkanı,
İsrail’i, “Haritadan silmek gerek” sözleriyle hedef aldı. ABD ve İsrail
dayanışması için, bu tehdit uygun bir fırsat oldu. Bush, İsrail seçimleri
öncesinde İsrail’de Başbakanlık görevini yürüten Ehud Olmert’i şubat ayında
Washington’a davet etmeyi planladığını
açıkladı.
Tüm bu kargaşa içinde İngiltere, Fransa ve Almanya’dan oluşan üç Avrupa
Birliği ülkesi, İran’ın nükleer programını askıya alması karşılığında ticari ve
teknolojik tavizler verme konusunda 2.5 yıllık emeklerini ziyan etti. Geçen
haftalarda Berlin’de bir araya gelen üç ülkenin dışişleri bakanları İran’la
görüşmelerin kesildiği konusunda hemfikirdi.
Tahran hükümetiyse, sadece nükleer enerji geliştirmek istediğini
tekrarlıyor. Ama bu, çok inandırıcı gelmiyor; çünkü, İran’ın uranyum
zenginleştirmesine ihtiyaç duymayacak kadar petrol ve yeraltı kaynağına sahip
olduğu biliniyor.
Enerji ihtiyacı olmamasına rağmen, İran’ın ‘nükleer’ ısrarı, yıllardır
AB’ye İran’la anlaşmanın mümkün olmadığını söyleyen ABD hükümetinin elini
güçlendiriyor.
ABD-İsrail bir yanda, İran öte tarafta... Dünyanın geri kalanı ise
tribünlerde. Şimdiden savaş senaryoları yazılıyor.
İsrail, İran’ı
vurabilir
Senaryolardan en güçlü olanı, İsrail’in İran’a saldırması. Üstelik
sürekli İran tarafından tehdit edilen İsrail, bu işe gönüllü görünüyor. İsrail
Güvenlik Konseyi’nin eski başkanı General Uzi Dayan, “Saldırmalıyız ve bu işi
yapmaya muktediriz” dedi. Likud Partisi lideri Benjamin Netanyahu da İran’ın
nükleer tesislerini yok etmekten yana olduklarını
açıkladı.
İsrail’in Hatzerim Hava Üssü’nde 69 adet F-15 saldırıya hazır bekliyor.
Aylar süren tatbikatlar tamamlandı ve genç pilotlar yakıt almadan İran’a
gidebilecek uzun mesafeli uçuş eğitimini tamamladılar. Uçakların her birinde,
savaşta henüz test edilmemiş silahlar var.
Füze atabilecek iki de denizaltı var: Biri İran Körfezi’nde gizlenmiş
durumda, diğeri de Haifa Limanı’nda bekliyor.
Bu arada, İsrail’in özel kuvvetleri de olası senaryolar üzerinde
çalıştılar. İran’a helikopterle uçacak ve havadan bombalanamayan yeraltı
hedeflerini yok edecekler.
Burada bir İngiliz Savunma Bakanlığı yetkilisi şunları söylüyor: “Büyük
bir ihtimalle hava saldırısı Irak ya da Türkiye üzerinden
olacak.”
Türkiye savaşta olabilir
mi?
Göründüğü gibi, herkes senaryo yazıyor. İngilizler bu senaryoya, “Saldırı
Irak ya da Türkiye üzerinden olacak” sözleriyle, Türkiye’yi de dahil ediyor.
Emekli büyükelçi Özdem Sanberk, İran’a karşı oluşan güce dahil olmanın
Türkiye’yi tehlikeye sokacağını söylüyor. Özdem Sanberk, şimdilik İran’a karşı
bir operasyon beklentisi içinde değil. Operasyon olsa da ‘sınırlı bir hava
harekâtı’ ile yetinileceği düşüncesinde.
Araştırmacı Ercan Çitlioğlu, Türkiye’nin İran karşısında savaşa
girmesinin her iki ülkenin de felaketi olacağı
görüşünde.
Araştırmacı Arif Keskin, “Türkiye, İran’a girer mi?” sorusuna daha net
bir yanıt veriyor: “Irak’a girmeyen, İran’a hiç girmez.”
Savaşın zamanlaması
Olası bir savaş ya da operasyon ne zaman başlar?
ABD, Irak’tan farklı olarak diplomatik yolları sonuna kadar kullanmaya
niyetli görünüyor. Şubat ayında Uluslararası Atom Enerjisi Komisyonu, İran’daki
durumu görüşmek üzere toplantıya çağrıldı. Bu toplantıdan çıkacak karar ve bu
karara İran’ın nasıl karşılık vereceği merak ediliyor. Bu da bir süreci ifade
ediyor. Konu henüz BM Güvenlik Konseyi’nde de görüşülmedi. Yani böylesi bir
savaşın çok yakında olmayacağını bilmek, dünyayı şimdilik rahatlatıyor. Ama ya
İsrail. Ahmedinejad’ın tehditlerinin altında kalmaz ve harekete geçerse.
Araştırmacı Ercan Çitlioğlu, bunu mantıklı bulmuyor ve şunları söylüyor:
“İsrail’in de şu dönemde ABD’den bağımsız bir askeri operasyon düzenlemesi
mantıklı değil. İsrail’de seçimler yaklaşıyor, Şaron’un sağlık durumu nedeniyle
ara dönem yaşanıyor. Dolayısıyla, böyle bir durumda hiçbir hükümetin bu
sorumluluğu üstlenebileceğini sanmıyorum. Önümüzdeki en azından üç ayın
diplomatik temaslarla geçeceğini düşünüyorum.”
Emekli
Büyükelçi Özdem Sanberk’in zamanlama konusundaki yorumu şöyle: “ABD’deki Kongre
seçimlerinin sonucu alınana kadar sanmıyorum. Eğer seçimlerde cumhuriyetçiler
Kongre ve Temsilciler Meclisi’nde yine önde olurlarsa ve yıl içinde de Irak’ta
işleri yoluna koyabilirlerse, ABD tarafından sınırlı bir hava harekâtı gündeme
gelebilir.”
Haber: Enis TAYMAN – Nuray SOYSAL
|