|
İletişim
kuramamak, gözlerimizin içine bakamamak, cümle kuramamak, duygularını ifade
edememek, otistik çocukların en belirgin özellikleri arasında sayılıyor. Bu
çocuklar özel eğitim sayesinde hayatın içinde yer alabiliyorlar. Ancak
Türkiye’de bu alanda çok az eğitmen var. Öğretmen açığı yüzünden ise bu çocuklar
o kapalı dünyalarından bir türlü çıkamıyorlar.
Ülkemizdeki
otistik çocuk sayısı tam olarak bilinmiyor. Fakat resmi verilere göre bu sayının
81 bin civarında olduğu düşünülüyor. 0-14 yaş arasında 81 bin otistik çocuktan
ise sadece yaklaşık 650’si eğitim görebiliyor. Çocuklarını okula göndermek
isteyen anne-babalar da bu açıktan dolayı, “Altı sene bekleyin” gibi ifadelerle
karşı karşıya kalıyorlar. Bunun en önemli nedeni ise öğretmen açığı. Milli
Eğitim Bakanlığı’nın 2002-2003 rakamlarına göre, Türkiye’de özel eğitime
ihtiyacı olan 1 milyon 800 bin kişi var. Fakat bakanlığın verdiği bilgilere
göre, bunlardan sadece 46 bini özel eğitim alabiliyor. 2003’ten sonra bu konuyla
ilgili yapılmış kapsamlı bir araştırma olmadığı için bugünün rakamları
bilinmiyor...
Öğretmen açığı ciddi
sorun
İstatistiklere
göre otizmden etkilenen yaklaşık 271 bin otistik
birey var. Otizm bu bireylerin anne, baba, kardeş, özel eğitim öğretmeni ve
doktorlarını da yakından ilgilendirdiği için, toplam 1 milyon 626 bin kişinin
otizmden etkilendiğini söyleyebiliriz. Yani bu, 1 milyon 626 bin kişinin de
eğitilmesi anlamına geliyor. Milli Eğitim Bakanlığı’nın verdiği rakamlar ise
ürkütücü. Özel eğitime ihtiyacı olan 1 milyon 800 bin çocuktan sadece 46 bini bu
eğitimi alabiliyor. Ciddi bir eğitim boşluğundan söz eden uzmanlar, buna karşı
derhal önlem alınması gerektiğini vurguluyorlar. Otistik çocukların tek
tedavilerinin eğitim olduğunu vurgulayan uzmanlar, sırf eğitimsizlik yüzünden bu
çocukların Türkiye’de tedavi edilemediklerini, dolayısıyla toplumun içinde yer
alamadıklarını vurguluyorlar...
Aylin Sezgin,
Türkiye Otizm Erken Tanı ve Eğitim Vakfı
(TOHUM) Başkan Yardımcısı, aynı zamanda da vakfın kurucuları arasında yer
alıyor. Otistik çocukların eğitim sorunlarıyla ilgili sorularımızı yanıtlayan
Sezgin, öğretmen sıkıntısından dolayı Türkiye’deki otistik çocukların topluma
karışamadıklarına dikkat çekiyor: “Otizm çoğunlukla hayat boyu süren bir
rahatsızlık. Çocukların iletişim, sosyal ilişkiler ve sosyalleşmesini engelleyen
nörolojik bir bozukluk. Çocukların yaklaşık yüzde 50’sinin çok yoğun eğitim
alabilirlerse akranları gibi olma şansları var. Fakat ülkemizde hem otistik
çocuklar eğitim merkezlerinin sayısı az hem eğitim süresi kısıtlı hem de verilen
eğitim birebir olmadığı için bu çocuklar hayatın içinde yer alamıyorlar.”
TOHUM Vakfı,
geçen eylül ayında otistik çocukların eğitimi için bir çalışma başlattı. On
çocukla başlayan çalışmada, öğrencilere günde altı saat eğitim veriliyor, daha
sonra eve dönen çocuklar verilen ödevleri yapıyorlar. Bu çalışmanın farkı,
ailelerin de eğitime katılmaları. Sezgin, programı şöyle açıklıyor: “Çocuk
uyandığından yatıncaya kadar bir program veriliyor ailelere. Hayatının her
noktasıyla ilgili, el yıkamasıyla, yemek yemesiyle, banyo yapmasıyla ilgili
pratik ya da akademik her konuyu kapsayan bir müfredat getirdik yurtdışından.
Çocuğun sizinle göz temasında bulunmasını, parmağıyla bir şey göstermesini,
renkleri, sayıları öğrenmesini, toplumla mümkün olduğu kadar kaynaşabilen
bireyler yaratmayı hedefliyoruz. Eğitimdeki amaç, farklılıklarını olabildiğince
aza indirmek.”
Türkiye’de otistik
çocuklar için öğretmen eksikliği, birçok çocuğun yıllarca beklemesine neden
oluyor. Sezgin, otistik çocukların eğitim sorunları hakkında şunları anlatıyor:
“Özel eğitim fakültesinin bugüne kadar mezun ettiği özel eğitimci sayısı 2 bin.
Bu 2 bin kişinin hem görme engelliye hem işitme engelliye hem de fiziksel,
zihinsel engelliye, artı otistik çocuklara hizmet etmesi lazım. Bu imkânsız bir
durum. Oysa otistik çocuklar için 15 bin konuşma terapisti, 15 bin özel
eğitimciye ihtiyacımız var. Devletse şu an mevcut öğretmenlere 1-2 aylık eğitim
kursları vererek, bu çocuklara öğretmenlik yapmalarını teşvik ediyor.
Dolayısıyla bu okullar, eğitim merkezinden çok, bakımevlerine dönüşüyor. Bu
merkezlerin çocukları tamamen hayata kazandırması mümkün değil. Bireysel eğitim
şart. Çünkü her çocuğa farklı bir eğitim gerekiyor.”
Haftada 40 saat eğitim
gerekiyor
Türkiye
Otistiklere Destek ve Eğitim Vakfı Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi (TODEV)
Müdürü Mine Kılıç ise otistik çocukların eğitiminde ciddi bir boşluk yaşandığına
dikkat çekiyor. Türkiye’de otistik çocuklarla ilgili yapılmış herhangi bir
çalışma olmadığını belirten Kılıç, ciddi bir eğitmen sorunu yaşandığına dikkat
çekiyor: “Otistik çocuklarla uğraşmak zor iştir.
Bu çocuklarda
bireysel eğitim çok önemli. Çünkü otizmin tek tedavisi eğitim. Bu eğitim de ne
kadar yoğun olursa o kadar iyi. Gelişmiş ülkelerde haftada 40 saat eğitim
veriliyor. Fakat Türkiye’deki okullarda ayda altı saat bireysel ders, ayda dört
saat de grup terapileri veriliyor. Bu çok az.”
1943 yılında
adı konan otizm sendromu, üç yaşından önce ortaya çıkıyor, erkek çocuklarda
kızlara oranla 4-5 kat daha fazla görülüyor. Uzmanlar, otistik çocukları
nedeniyle bir hekime başvuran anne-babaların sayısında bir artış olduğunu
söylüyorlar. Bu artışın bir nedeni de bu konuyla ilgili farkındalığın artmış
olması. Nedenleri hâlâ tam olarak bilinmeyen otizmin, kesin bir tedavisi de yok.
Ancak erken tanı (üç yaşından önce) ve iyi bir eğitimle, bu çocukları ‘normale’
çok yaklaştırmak mümkün.
Çocuğunun
eğitim görmesi için mücadele veren annelerden biri ise Hülya Kurt. Hülya Kurt,
36 yaşında. Üç oğlu var. Okay, 13 yaşında. Otizm tanısı konduğunda iki buçuk
yaşındaymış. Mete ise beş yaşında. O da iki yaşında tanışmış bu hastalıkla.
Mete’nin bir de ikizi var. Adı Bora. Bora sağlıklı. Ama kardeşleriyle iletişim
kuramadığı için gelişim geriliği görülmeye başlanmış. Annesi, bir süredir anaokuluna giden
Bora’nın sağlıklı çocuklarla bir arada olması nedeniyle kendini toparladığını
söylüyor.
Özellikle
otistik çocuklarının eğitim görmeleri için seferber olan Hülya Hanım, öğretmen
sıkıntısından dolayı çocuklarına istediği gibi bir eğitim aldıramıyor. Bugüne
kadar çaldığı bütün ‘okul kapılarının’ yüzüne kapandığını, “Altı yıl
bekleyeceksiniz” gibi sözlerle karşılaştıklarını anlatan anne, eğitimde geç
kalındığı için özellikle büyük oğlu Okay’ın hastalığının ilerlediğine dikkat
çekiyor: “Ciddi bir öğretmen sıkıntısı var. Pek çok aile mağdur. Bu okulların
servisleri de yok.
Çocuğunuz
dışlanıyor göz göre göre ve hiçbir şey yapamıyorsunuz. Çocuklarımı TOHUM
Vakfı’na yazdırmaya karar verdim. İkisi de burslu olarak iki yıldır bireysel
eğitim görüyorlar. Eğitimin büyük yararı oldu. Mete odanın içinde kaldığında
kapının kolunu indirip dışarı çıkamıyordu. Şu anda çok iyi. İnce işleri
yapabilecek hale geldi. Makas bile kullanıyor. Göz teması hiç yoktu, şimdi var.
Daha iyi iletişim kurmaya başladı. Bizlere yakınlaşmaya başladı. Okay şu an çok
güzel yazı yazabiliyor. Rakamları öğrendi.”
Uzmanların
söylediklerine göre otistik çocuklar da eğitim sayesinde hayatın içinde yer
alabiliyorlar. Yurtdışında bunun güzel örnekleri var. Özellikle de hafif ve orta
düzeyde olanların bir kısmı birtakım iş yerlerinde çalışabiliyorlar.
Bilgisayarda ya da çizim, müzik konusunda oldukça iyi olan, hatta profesör bile
olmuş otistik bireyler var.
Prof. Dr. Haluk Yavuzer - Çocuk
Psikoloğu
“Otizmde yol almak, iğneyle kuyu kazmak gibidir”
Otizm; birebir, yüz yüze, sevgiyle, sabırla, tensel temasla, göz
kontağıyla ve iğneyle kuyu kazar gibi uzun süreli bir tedavi sürecinde
annenin-babanın, çevredeki kişilerin, öğretmenlerin desteğiyle ancak yol
alınabilecek bir rahatsızlık. Tedavi seneler sürebilir. Zaman içinde otistik
çocuğun dış dünyayla mesaj alışverişinde olduğunu, bundan keyif aldığını ve
kendi kabuğunu yırttığını görebiliriz. Ancak her çocukta aynı sonuç
alınamayabilir.
Sorunun temeli çocuk değil, davranışın kendisidir. Değiştirilmek istenen
davranışın ise, bir kişilik özelliği olmadığını da benimsemeli aileler.
Davranışın nedeni dikkat çekme, saldırganlık veya sadece bu davranıştan hoşlanma
ya da eğlenme olabilir. Aile bilinçlendirilmeli. Yüz yüze iletişim çok önemli.
Kısa vadede sabırsız bir yaklaşımla gerçekleştirilebilecek bir konu değil. Çocuk
hekimi, çocuk psikiyatrı, klinik psikolog gibi uzmanlardan yararlanmak gerek.
Herkesin ilgiyle konuya yaklaşması ve sabırlı olması
lazım.
■ ■
■
■
■
■
■
■
■
■
■
■
■
■
■
■
Otizmin bazı
belirtileri
·
Konuşmayla ilgili sorunlar. (Çoğu çocuk geç yaşta
konuşur, ya da hiç konuşmaz)
·
İletişim kurmakta, arkadaş edinmekte
güçlük.
·
Duygu, düşünce ya da bir istek ifade etmekte
zorlanma.
·
Toplumsal, duygusal yönden iletilen mesajları
alamama.
·
Göz temasından
kaçınma.
·
Tekrarlayıcı hareketler yapma (Dönme, sallama, el çırpma,
bazı vücut hareketleri, sürekli birtakım düğmelere basmak
gibi).
·
İlgisizlik.
·
Uygunsuz gülme.
·
Bazıları sosyal beceri gerektirmeyen faaliyetlerde çok
başarılıdır (müzik, bulmaca, boz-yap oyunları
gibi).
·
Sıklıkla bu çocuklarda korku, uyku ve yeme bozuklukları,
öfke nöbetleri, saldırganlık gibi sorunlar da
görülebiliyor.
**********************
Bazı otistik çocuklar eğitim
merkezleri
* TOHUM, Türkiye Otizm Erken Tanı ve Eğitim Vakfı: 0 212 244 75
00
* TODEV Türkiye Otistiklere Destek ve
Eğitim Vakfı Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi: 0 216
5654536
* İstanbul
100.Yıl
Otistik Çocuklar Eğitim Merkezi: 0 212 563 70
86
*
İstanbul Hamit İbrahimiye Otistik Çocuklar Eğitim Merkezi: 0 216 565 23 75
*
İstanbul
Otistik Çoçuklar Eğitim Merkezi: 0 212 321 20
39
* Ankara Lions Kulübü Otistik Çocuklar Eğitim
Merkezi: 0 312 446 64 27
* Bursa Otistik Çocuklar
Eğitim Merkezi: 0 224 220 67
07
* Denizli
Çamlık Otistik Çocuklar Eğitim Merkezi:
0 258 377 80 22
* Malatya
Otistik Çocuklar Merkezi: 0 422 238 11 49
* Samsun
Otistik Çocuklar Eğitim Merkezi: 0 362 438 60
98
* Mersin Otistik Çocuklar
Eğitim Merkezi: 0 324 341 22
66
* Sakarya Otistik Çocuklar Eğitim Merkezi: 0
264 211 47 14
_____________________
Bade GÜRLEYEN
(992 – 7
Aralık 2006)
|