|
Ankara/Tandoğan’da gerçekleştirilen “Cumhuriyet Mitingi”
çok tartışıldı. Bazı kesimler mitinge katılımın birkaç yüz bin olduğu görüşünde;
ama Google Earth’e göre rakam 1.5 milyon. Bu tartışmaya, Başbakan Erdoğan da
katılarak, “bindirilmiş kıtalar” tanımında bulundu. Öyle görünüyor ki, özellikle
AKP iktidarı karşıtları, 14 Nisan mitinginden epey hoşnut kaldı. Çünkü bir
benzeri, 29 Nisan’da saat 14:00-17:00 arasında, bu kez İstanbul/Çağlayan’da
gerçekleştirilecek. Bir gün öncesinde ise Mersin’de, “Laik Demokratik Türkiye
İçin Güçlerimizi Birleştirelim” mitingi yapılacak.
İstanbul’da yapılacak mitingi; Ulusal Sivil Toplum
Kuruluşları Birliği, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Atatürkçü Düşünce
Derneği, Cumhuriyet Kadınları Derneği, Türk Kadınlar Birliği, İstanbul Barosu
Kadın Komisyonu, Bizim Ülke Derneği, İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği ve
Çağdaş Eğitim Vakfı destekliyor.
Mitingi destekleyen örgütler, amacın Cumhurbaşkanlığı
seçimi sürecini eleştirmek değil, “şeriata hayır” demek olduğunu vurguluyor.
Organizasyonun önemli isimlerinden Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı
Prof. Dr. Türkan Saylan’a, ikinci mitingin nedenini
sorduk.
Tempo: Ankara’dan sonra, İstanbul’da da miting
düzenleme ihtiyacı nereden doğdu?
Prof. Dr. Türkan Saylan: Ankara’daki mitingi görenler,
alanlarda olmanın ne kadar gerekli olduğunu ve bunu bir kez yapmanın yeterli
olmadığını anladılar. Ayrıca ilk mitinge gelemeyenlerin yoğun talebi oldu.
T: Tandoğan’daki mitingle ilgili en çok
tartışılan konu katılımcı sayısı
olmuştu...
T.S.: Polis önce 70 bin demişti. Radikal İslamcılar da
küçümseyici rakamlar dile getirdi. Bana göre, rakamdan öte, insanların orada ne
söylediği önemli. Oraya, içten ve hiçbir siyasi beklentisi olmayan insanlar
geldi. Ayrıca bu miting, ses çıkarmanın; bağırıp çağırmak, vurmak, kırmak
olmadığını gösterdi. İstanbul’da da aynısının olmasını umuyorum.
T: İstanbul mitingi, Cumhurbaşkanı adayları belli
olduktan sonra yapılacak. Neden 29 Nisan tarihi
seçildi?
T.S.: Özellikle bu tarih seçildi. Çünkü iş sadece
Cumhurbaşkanı’nın kim olduğuyla bitmiyor. Biz, Türkiye’nin kötü ve yanlış
yönetildiğine inanıyoruz. Bu yanlıştan mutlaka dönülmesi gerekiyor. Türkiye’yi
idare edecek insanların yolsuzluğa bulaşmamış, hukukun ne olduğunu benimsemiş,
özü sözü bir, görüntüsünün çağdaş olması gerekiyor. Buna inananlar İstanbul
mitinginde toplanacak.
T: Eleştirilerden birisi de Tandoğan’daki
mitingde orduya çok vurgu yapılmasıydı. Siz ne
düşünüyorsunuz?
T.S.: Türkiye’de sadece PKK ile mücadele edilmiyor.
Ordumuz, bir sivil toplum örgütü gibi, bizim yaptığımız çalışmalarda yardımcı
oluyor. Bir deprem ya da sel olduğunda ordumuzdan yardım istiyoruz. Dolayısıyla,
“Sen kenara çekil” denemez. Tamam, ordu da hata yapıyor. Sonuçta AİHM’de görülen
davalar var. Sivil toplum örgütleri olarak bizim bu dengeyi kurmamız gerek.
Sivil toplum örgütleri sürekli, “Ordu göreve” derse yanlış olur; ama ordunun
darbe yapma gibi bir niyetinin olmadığı da biliniyor. Bunlar orduyu yıpratan
durumlardır.
_______________________
Güçlü ÖZGAN
(1012 – 26 Nisan 2007)
|