Tempo Online
Toplum Politika Ekonomi Dünya Sağlık Kültür Yaşam Spor Astroloji
KÖŞE YAZARLARI
Engel tanımayanlar
''Thank you very mass'' çocuklar

1960'larda John Kennedy'nin kız kardeşi Eunice Kennedy'in zihinsel engelliler için başlattığı yaz kampının çekirdiğini oluşturduğu, 1968'den bu yana düzenlenen 'Special Olympics'in 2007 Avrupa Futbol Turnuvası için Finlandiya-Helsinki'deyiz.

Special Olympics (Özel Olimpiyatlar) toplumsal sorumluluk projeleriyle hayatı daha bir düzgün kılmaya çalışan Procter&Gamble’ın Migros ile yaptığı işbirliğinin meyvelerinden...

 

Kampanyanın dördüncü yılında 2 bin zihinsel engelli sporcu daha bağlanıyor hayata. Merkezi Washington DC’de bulunan Uluslararası Özel Olimpiyatlar programı çerçevesinde, her dört yılda bir Uluslararası Yaz ve Kış Oyunları, yine her dört yılda bir Avrupa, Asya, Afrika ve Amerika Özel Olimpiyatları gerçekleştiriliyor. Her ülkenin Ulusal Oyunları ise, iki yılda bir yapılıyor. Sekiz yaşın üzerindeki zihinsel engelli gençler, jimnastikten haltere, masa tenisinden bowlinge; ‘spor bahane, kaynaşmak şahane’ şeklinde, yarışıyorlar birbirleriyle.

 

Türkiye’de Özel Olimpiyat çalışmaları, 1982 yılında başlıyor. Ve Prof. Dr. Hıfzı Özcan’ın başkanlığını yaptığı ÖSSED (Özel Sporcular Spor Eğitim ve Rehabilitasyon Derneği), Dilek Sabancı’dan dünyanın dört bir yanındaki Türk gönüllülere, günden güne büyüyor.

Göz yaşartan goller

 

8-10 Haziran tarihleri arasında Helsinki’de düzenlenen turnuvaya, 15 ülkeden özel mi özel sporcular katıldı bu sene. Belçika, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Hollanda, İspanya, İsveç, İsviçre, Litvanya, Lüksemburg, Macaristan, Polonya, Rusya, Yunanistan ve Türkiye’den özel futbolcuların maçlara başladığı stada doğru yola çıkıyoruz biz de.

 

Turnuvanın açılışı için Finlandiyalı bir rock grubu sahnede prova yapıyor. Helsinki’deki ‘Popstar’ yarışmasından isimler da açılışta sahneye çıkacak. Popstar çılgınlığı burada da var anlayacağınız. Minik minik kızlar, çığlık çığlığa camlara yapışmış, içerideki yarışmacıları görmeye çalışıyorlar. Üzerlerinde Popstar’ın en popüler ismi, yakışıklı Ari tişörtleri, fotoğraf çekmeye çalışıyorlar.

 

Küresel ısınma kendisini burada da göstermiş. Dağların karı erimeden hava 30 derece. Helsinki yemyeşil. Avrupa Futbol Turnuvası’nın düzenlendiği stat, Rusya’dan Lüksemburg’a, Danimarka’dan Türkiye’ye, sporcuların üniformalarıyla rengârenk. Üçü yedek, 10 kişiden oluşma Türkiye takımı, sabah 06:00 itibariyle başlamış idmana. 15’er dakikalık iki yarı şeklinde yarım saat yapılıyor maçlar.

 

Macaristan’la olan maçlarında 4-1’lik yenilgiyle çocukların moralleri biraz bozulmuş. Lakin bunun ardından gayet de iyi bir takım olan Hollanda’yı 3-1 yenecekler ve neşeleri yerine gelecek. Hollanda oyuncularının yaşları bizimkilerden hayli büyük. Süper paslar atıyorlar ama sanki kale fobileri var, kaleye yanaşamıyorlar.

 

Çocuklar gol attıkça, UEFA kupasına koşan Galatasaray için sevinir gibi seviniyor herkes. Gözleri yaşarıyor çoğunun. Sanki hiçbir gol bu kadar sevindirmez, sanki hiçbir futbolcu attığı gole bu kadar sevinemez gibi. Her gol sonrası koçlarının yanlarına  koşup sarılmaları, eller kollar havaya “Oley, oley!!” diye bütün sahayı turlamaları...

Siyah oyuncularla tokalaşmaya korkanlar

Special Olympics sayesinde pek çok engelli çocuk, ilk kez yurtdışına çıkıyor. Pek çok engelli çocuk, kendi küçük dünyalarından başka dünyalar da olduğunun farkına varıyor. Türk takımının gönüllü koçu Ali Üredi, şimdiye kadarki seyahatlerden anılarını anlatıyor. Çocukların, siyah oyuncularla karşılaştıklarında, siyah olmamak için tokalaşmadıklarını ve sonradan nasıl da birbirlerine ısındıklarını vs. Sonuç itibariyle Special Olympics için seçilen çocukların maddi durumları pek de iyi sayılmaz. Çoğunun annesi ev hanımı, babaları da ya apartman görevlisi ya da şoför.

 

Bu sene Şişli, Tuzla, Fatih ve Kadıköy bölgesindeki okullardan seçilmiş sporcular. Ve aralarında sıkı oyuncular da yok değil. Mesela büyük ihtimal Beşiktaş kulübüne transfer olacak Ahmet Ramoğlu. Ahmet’in annesi ev hanımı, babası güvenlik görevlisi. Ailenin dört çocuğundan biri Ahmet, Macaristan maçı sonrasındaki Hollanda-Türkiye maçında da maharetlerini gösteriyor ve takımın kazanmasını sağlıyor. Her attığı golle gözleri parlayarak oradan oraya koşan minik Yakup’u da unutmayalım.

 

Hollanda maçı sonrası, “Türkiye, Türkiye” diye bağırarak stadın kafesine geliyor çocuklar. Diğer oyuncularla konuşmaya çalışıyorlar, “Thank you very mass” diye bağırıyor Rıdvan. Rıdvan’ın en sevdiği futbolcu Appiah. En sevdiği kulüp de Fenerbahçe bu durumda. “Seneye yine kupa bizim” diyor Fenerbahçe için. Altı ay gece, altı ay gündüz yaşayan Finlandiya’nın uzun mu uzun gündüzleri biraz şaşırtmış çocukları. Biz bile uykusu şaşmış insanlarız. Çocuklara artık ne demeli. Üzerine bir de, sabah 06:00’dan akşamüstüne kadar süren bir koşturma. Sonuç itibariyle bütün koşturmacaya ve çabaya değiyor ve Türkiye, İsviçre’yi 2-1 yenerek finale kalıyor. Ve final de, Macaristan’a 3-0 yenilerek birinciliği Macaristan’a bırakıp, ikinciliği alıyor, gümüş kupayı kucaklıyor çocuklar. Yok böyle bir sevinç.

 

Maçlar bitince, stadın kafesinde muhabbet devam ediyor. Danimarka takımının koçu yanaşıyor yanımıza. “İyi oyundu” diyor; “Tebrikler”. “Nasıldır?” diyoruz, “Böylesi özel çocuklarla çalışmak”. “Bilmem” diyor, “Ben hiç ayırmıyorum ki diğerlerinden”. Türk takımının gönüllü koçu Ali Üredi’yse, bir aile gibi görüyor çocukları. Kocaman, büyük bir aile. Özel ve de güzel çocukların, “Türkiye, Türkiye!!!” sloganları eşliğinde, dalıyoruz Helsinki’nin yemyeşil parklarındaki hayata.

                                                                _______________________

Berrin KARAKAŞ

 

(1020 – 21 Haziran 2007)

26.06.07

...

[ BİZE ULAŞIN | İŞ FIRSATLARI | KÜNYE ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.