|
Susurluk davası başta, son 15 yılda derin devlet ile kol
kola gezen pek çok çetenin yargılandığı İstanbul Beşiktaş’taki adliye binası,
pazartesi günü, yine Türkiye’nin çok önemli bir davasına ev sahipliği yaptı.
Boğaz’a bakan Beşiktaş Adliyesi’nin küçük bir salonunda, bu defa hakim karşısına
çıkanlar Agos Gazetesi Yayın Yönetmeni Hrant Dink’e, 19 Ocak’ta kurşun
sıkanlardı.
Susurluk davası sırasında ışıklar söndürülmüş, aydınlık
bir geleceğe umutlar bağlanmış, ancak dava ‘devlet sırlarıyla’ birlikte açıldığı
gibi kapanmıştı. Bu kez yeniden adliye binasına, Dink’in canına mal olan, devlet
içindeki çeteleşmenin açığa çıkarılması için kalabalıklar toplandı.
Hrant Dink’in, Şişli Halaskargazi Caddesi üzerindeki Agos
Gazetesi önünde öldürülmesinin ardından, haklarında dava açılan 12’si tutuklu 18
sanığın yargılanmasına başlandı. Davanın bir numaralı sanıklarından Erhan
Tuncel’in, suikast haberini verdiği 17 ayrı ihbarını aldığı halde, Dink’e koruma
vermeyen İstanbul Emniyeti, davanın görüldüğü sabah Beşiktaş’ı polislerle
kuşattı. Dink’i korumayan emniyet, Dink’i öldürmekle suçlanan sanıkları korumak
için güvenlik önlemlerini sıkı tutmuştu. Çırağan Caddesi üzerinde adliyeye tüm
girişler bariyerlerle kapatıldı.
O da içimizden bir
candı
Dink suikastının arkasındaki güçlerin ortaya
çıkarılmasını isteyen yaklaşık bin kişilik grup ise Beşiktaş İskelesi’nde
Barbaros Hayrettin Paşa Heykeli’nin bulunduğu meydanda toplandı. Ellerde
“Hepimiz Hırant’ız, Hepimiz Ermeniyiz”, “Hepimiz tanığız adelet istiyoruz”
pankartları taşınıyordu, diller suskundu. Slogan atılmadı, atmak isteyenler
‘Hrant Dink Davasını izleme Koordinasyonu’ sözcüleri tarafından susturuldu.
Basın açıklamaları yapılırken, meraktan kalabalığı izleyen 60 yaşındaki ev
hanımı Ayşe Başer’e tutuk teybimizi. Uzun, süslü sözler söylemedi ama bir anne
gibi yaklaştı: “O da içimizden bir candı evladım. Çok yazık oldu. İçimiz yandı.”
Rakel Dink’e
saldırı
İçi en çok yanan Dink ailesiydi. Yas elbiseleri üzerinde
Hrant Dink’in eşi Rakel Dink, kızları Delal ve Sera Dink, kalabalığın arasından
alkışlar arasında geçip, adliye binasına geldi. Eşini “Sen benden değilsin”
düşmanlığına kurban veren Rakel Dink’i, adliyede yine ayı düşmanca tavır
bekliyordu. Cinayeti azmettirmekten tutuklu sanık Yasin Hayal’in avukatı Fuat
Turgut, Rakel Dink’e “Hepiniz Ermenisiniz, Ermeni Pasaportunuz var” diye
bağırdı. Turgut, Dink ailesini korumak isteyen gazeteci Cengiz Çandar’a da
“Brüksel lahanası” diye bağırdı.
Türkiye’nin pek çok barosundan yaklaşık 600 müdahil
avukat Ali Bayramoğlu, Perihan Mağden, Etyen Mehçupyan, Ayşe Önal, Aydın Engin,
Prof. Dr. Eser Karakaş, İstanbul Barosu eski Başkanı Yücel Sayman, TBMM İnsan
Hakları Komisyonu Başkanı Mehmet Elkatmış, milletvekili Cavit Torun da gelmişti.
Dink ailesinin, destekçilerin ve hatta sanıkların da tek
bir dileği vardı. Mahkemeden bir gün önce Yasin Hayal savcıya bir mektup
yazarak, "Ortada kesin olan bir şey var ki, o da Emniyet içinde legal mi illegal
mi bilmiyorum, bir grup bizi kumanda etti” demişti. Ortak istek; hakim karşısına
çıkan ‘tetikçileri’ kumanda edenlerin sanık sandalyesine oturmasıydı.
İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah da cinayet
nedeniyle soruşturma geçirdi ama bir şekilde kurtuldu. Suikast raporlarını
değerlendirmeyen İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler, ‘görevi
ihmal’ iddiasıyla görevinden alındı ama dava başlamadan birkaç gün önce görevine
iade edildi. Trabzon emniyetinden kimse hakim karşısına çıkarılmadı. Pelitli
jandarma yetkilileri soruşturmaya bile uğramadı. Yasin Hayal ve Erhan Tuncel
arasındaki telefon konuşmaları ise ‘Devlet sırrı’ denilerek, Ankara İstihbarat
Daire Başkanlığında kilit altına alındı.
Davaya gelenlerin umudu, Türkiye’nin bu küçük salonda
verdiği sınavdan anlının akıyla çıkması ve karanlıkların hiç olmazsa bu defa
aydınlanmasıydı.
____________________
Semra PELEK
(1022 – 5
Temmuz 2007)
|