|
İşin vahim tarafı, Trabzonspor zaten 1-0 galipken
taraftarın sahaya girmesiydi. Yani takım mağlup olsa bu anlaşılabilir bir
şeydi... Mi acaba? Oysa bize, ''İnsanlar konuşa konuşa anlaşır'' diye
öğretmemişler miydi okulda? Peki niye konuşmuyor da kavga
ediyoruz?
Beşyıl önce Şaşkınbakkal’da, otoparktan çıkmaya çalışan
bir otomobile yol verdim. Manevra ve yola çıkma arasında taş çatlasa 15-20
saniye geçmişti ki arkadan gelen uzun bir korna sesi duydum. Biraz da gergindim
o gün. İşte problem yaşamış, eşimle buluştuktan sonra da otomobilde hiç yoktan
atışmıştık. Yine de bekledim. Önümdeki araç son manevrasını tamamlamaya
uğraşırken, bir korna sesi daha duydum. Niye bilmiyorum, nevrim döndü;
otomobilden fırladım. Kornacının dibine koşup avaz avaz bağırmaya başladım.
Niyetim, arabadan inmesini sağlamak, bir temiz dövmekti. Ama inmek bir yana,
adam donmuş bir ifadeyle önüne bakıyordu. Sonunda dayanamadım, “İn ulan aşağı”
diye hırıldayıp kapıya davrandım.
Bu arada kapının dibine kadar yaklaşmıştım ki onu gördüm.
Küçük bir kız çocuğuydu. Arka koltuğun benden en uzak köşesine, kafasını da
kollarının arasına almış vaziyette sığınmıştı. Aynı kolların arasından bir çift
korku dolu göz seçiliyordu. Sanırım kızıydı. Öfkem aniden söndü. Küçük kızdan
utanmış vaziyette, otomobilime oturdum; yavaşça hareket ettim. Ağırdan almama
karşın korna bir kez daha çalmadı.
Hikâye, bütünüyle bu haberin muhabirlerinden Enis
Tayman’ın, yani benim başımdan geçti. Kendimi, sırası geldiğinde kültürel elitin
içinde saymakta beis görmeyen ben, o akşam nasıl canavarlaştığımı hâlâ
anlayabilmiş değilim. Üniversite mezunuyum, 16 yıldır gazeteciyim, yeri
geldiğinde cumhurbaşkanlarıyla bile röportaj yaptım. Sonra ne oldu? Bir adamı
korna çaldı diye dövmeye kalktım.
...
Devamı Tempo'da
Enis TAYMAN - Bade GÜRLEYEN
Fotoğraf:
Haydar ERÇİN
(1028 – 16 Ağustos 2007)
|