|
Alev Çağlar, etrafını çevirdiği onlarca ‘kum zambağı’ndan
birini çocuk şefkatiyle severken “Biz aslında kum bekçileriyiz” diyor. Çağlar,
‘Tursite’ olarak bilinen kumsala ‘Kum Beach’ adını vererek dört yıldan bu yana
işleten kişi. Arazisinde kum zambakları, kekikler ve ardıç ağaçları arasında
yürüyoruz. Bu arazi, gazetelerde ‘Roman Abromovich satın aldı’ haberleri
çıkmadan önce de popülerdi. Kum Beach, Çeşme’de denize girilebilecek bakir
kalmış nadir plajlardan ‘Altınkum’da yer alıyor. Uzunca süre orta halli
tatilcinin vazgeçilmezi olan Altınkum, adını aldığı altın sarısı kumuyla ünlü.
Öyle ki, denizin içine kumdan bir avuç serptiğinizde, altın tanecikleri gibi
parlıyor.
İşletmede moda ‘Beach’ lafı olsa da yanında bilinçli olarak
‘Club’ yazmıyor. Beach Club’larda alkol tüketimini körükleyen yüksek sesli müzik
bu kumsala hiç girmemiş. Bilinçli olarak yapılanlar sadece bununla sınırlı
değil. Arazinin peyzajında yine bu yörenin bitkileri kullanılmış. Gerçeğini
yaşayan bir doğa. Denize girmek için ilerlerken etrafı çevrilmiş bir ‘kum
zambağı’ selamlıyor sizi. Ardıç ağacı ve selvilere hiç dokunulmamış. Hatta
yüksek oksijen deposu Ardıç ağaçlarının altına kurulan hamaklarla ‘açık oksijen
odaları’ kurulmuş.
Orman Mühendisi olan Tema Vakfı Ege Bölesi Proje Sorumlusu
Mahir Keskin “Bölgede bulunan selviler bu toprağa özgü (endemik). O nedenle çok
değerli. Mutlaka korunmalı” diyor. Korunmaması halinde Çeşme yarımadasının
doğasının iflas edeceğini belirten Keskin bir de mesaj gönderiyor; “Abromovich
bu araziyi 17 milyon dolara aldı. Ama öyle kolay inşaat izni alamaz.”
Tehdit altındaki türler
Altın sarısı kum, birden derinleşmeyen, türkuazın
tonlarının lacivert ile buluştuğu denizle bütünleşiyor. Fonda ardıç kuşlarının
şakıması, sahile masalsı bir hava katıyor. Bu masalsı sahil, nesli tehlike
altında olan iki canlı türüne de ev sahipliği yapıyor. Sualtı Araştırmaları
Derneği’nin veri tabanına göre bölgede hala ‘tepeli karabatak’ ve Akdeniz’de
sadece 550-600 tane kalan ‘Akdeniz Foku’ yaşıyor. Çeşme ile Doğanbey burnu
arasındaki kıyılar her iki türün de üreme ve yaşam alanları. Ayrıca Cebeli
Tarık’tan çıktıktan sonra rastlanmayan Akdeniz’e özgü ‘Deniz Çayırı’
40-50 metre
derinlikte sualtı yapısını oluşturuyor. Çayırlar, bin civarındaki canlının
beslenme, barınma ve yumurtlama alanını oluşturuyor.
Buraya kadar anlatılan tüm bu doğal yapı, Çeşme
yarımadasının güneyinin birinci derece doğal sit alanı olarak korunmasından
dolayı bugüne kadar ulaşabildi. Ancak bölge önce birinci dereceden ikinci derece
koruma alanına alındı. İki yıl kadar önce de ‘Turizm geliştirme bölgesi’ ilan
edilerek üçüncü derece doğal koruma alanına çevrildi. Böylece çivi dahi
çakılamaz haldeyken, yapılaşmanın önündeki engel kaldırılmış oldu. Geçen yıl bu
bölge için yapılan ihale; Sualtı Araştırmaları Derneği, Doğa Derneği, Greenpeace
ve Ege Doğa Derneği’nin mahkemeye gitmesiyle durduruldu. Sualtı Araştırmaları
Derneği ‘Sit’lerin derecesinin düşürülmesinin çok sakıncalı olduğunu savunuyor.
Burasının tekrar birinci derece koruma altına alınması gerektiğini
belirtiyor.
...
Devamı Tempo'da
Mustafa SAPMAZ
(1033 – 20 Eylül 2007)
Faik Tütüncüoğlu / Çeşme Belediye
Başkanı
“Burası
yapılaşmasın da ne olsun?”
Abromovich’in aldığı söylenen arazide ne kadar yapılaşma
gerçekleşebilir?
Bizden önceki eski planlarda yüzde 60 yapılaşma vardı. Turizm gelişme
alanı olarak ilan edildikten sonra biz burası için yüzde 10 yapılaşma kararı
aldık. Orada da bunu kesinlikle geçmeyecek.
Bu 160 dönümde 16 dönüm yapılaşma demek. İkinci derece koruma
altında olan bir yer hakkında konuşuyoruz. Bu oranın doğal dengeyi bozacağına
inanmıyor musunuz?
Hiçbir inşaat yapmazsanız doğal dengesi bozulmaz. Bir yere inşaat
yapıyorsan oranın doğal yapısı tabiî ki bozulur.
Alınan bu arsa üzerinde ne yapılacağını biliyor
musunuz?
Benim duyduğuma göre burada bir butik otel yapılacak. Dünyanın en
zenginlerini getirecekleri, doğaya saygılı bir proje olacakmış.
Siz burada ne öngörüyorsunuz?
Benim orada öngördüğüm 16 bin metrekarelik kapalı alanı (Başkanın
söylediği 16 bin metrekarelik alana havuzlar dahil değil) olan turistik tesis
olmasıdır.
Kaç kata kadar izin var?
Beş kata kadar izin verilebilir.
Arazi üzerindeki ardıç ağaçları ne olacak?
Proje ‘Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’na girecek. Ağaçlar tek tek
işaretlenecek. Proje ona göre yapılacak (Başkan böyle söylerken, arazinin
neredeyse tamamına yakınının ardıç ağacı ile kaplı olduğu bilgisini vermek
gerek).
Bu kararınız baskıyla değişebilir. Baskıya nasıl karşı
koyacaksınız?
Biz bu baskıya boyun eğmiş olsaydık, Çeşme çoktan taşlaşmış olurdu. Biz
geldiğimizde 500 metrekare’den aşağı parsel olmayacak dedik. Şimdi bu oran bin
metrekare. Bir de bizde ağaç dikme zorunluluğu var. Beş yıl sonra o bina
gözükmez hale gelir.
Beş katlı binayı ağaçlarla nasıl
gizlenebilir?
Öyle beş kat yapar ki, beş kat gibi görünmez. Projeyi görmek
lazım.
|