|
Komutan, televizyon
seyrediyordu. Birden terlemeye başladı. Haberler, Bolu Dağ ve Komando Tugayı’na
mensup 13 askerin Gabar’da şehit düştüğünü söylüyordu. Terleyen avuç içini
pantolonuna sürdü. Nefesi daralmıştı. Gömleğinin bir düğmesini daha açtı.
Gözleri doldu, kalbi sıkışmaya başladı. Sadece, “Hanım bana bir şeyler oluyor”
diyebildi. Eşi, koşturup alelacele ilaçlarını yetiştirdi. Emekli komutan, kısa
süre sonra kendine geldi ve “Bir yanlışlık var” dedi; “Bir yanlışlık!”
Haberin geldiği yeri iyi
tanıyordu. Yıllarca komutanlığını yaptığı bu tugayın, böyle hain bir saldırıya
uğrayacağına ihtimal dahi vermiyordu. Gözleri uzaklara daldı, görev yaptığı
yere. Sonra kendi kendine konuşmaya başladı. Ani bir refleksle cep telefonuna
sarıldı. Karşıdan “Alo” diyen de eski bir askerdi. “Ne oldu öyle?” diye sordu.
Sonra sessizce dinlemeye başladı. Bir süre sonra, sesi bu kez sert çıktı:
“İnanamıyorum, olmaz böyle şey” diyerek telefonu kapattı.
Haberler, şehit olanların kimliklerini vermeye başladı.
Kimi, bir ay önce izinli gittiği köyünde evlenmişti. Kiminin üç çocuğu vardı.
Bir yandan, anneler feryat ediyordu, “Şırnak dağları yavrumu yedi” diye. Kimi,
Kürtçe ağıtlar yakıyordu PKK’nın katlettiği evladının ardından. Şehitlerin
evlerine düşen ateş, tüm Türkiye’nin yüreğini yakıyordu. Komutan kısık bir ses
tonuyla, “Gabar, alçak Gabar, yine yaptın yapacağını” diye
söylendi.
...
Devamı Tempo'da
Saygı ÖZTÜRK
(1036 – 11 Ekim 2007)
|