|
22 Temmuz genel seçimleri sonrasında, Meclis’te oluşan
kompozisyon, yani MHP ile DTP’nin yan yana olabilmesi, birçok konunun
tartışılabilir olduğunu düşündürmüş ve iyimser bir hava yaratmıştı. Ancak
Sosyolog Prof. Dr. Nilüfer
Narlı’ya göre, üç hafta önceki PKK eylemiyle birlikte tekrar
tansiyon yükseldi ve şehitlerin sayısının artmasıyla kitleler seferber olmaya
başladı: “İstanbul ve diğer şehirlerde insanlar bayraklarla yürüdüler.
Somut
adım atılması konusunda yoğun baskı oluştu. İnsanların tepkilerini barışçıl ve
demokratik yollardan göstermeleri önemli; ama insanlar şiddete yönlenirse,
siyasi görüşlerini keskinleştirirse, ister istemez sokaklarda da çatışmalara
tanık olabiliriz. Kitlelerin seferber olması, teröre karşı tavır almak açısından
önemli, ama mobilizasyon şiddet eylemlerine yönelmemeli.”
Bölgedeki insanların şehitler için ağıt yaktığını,
DTP’lilerin, ilk kez “Şehitlerimiz, evlatlarımız” kelimelerini telaffuz
ettiklerini söyleyen Sosyolog Narlı, Kürtlerin artık kendini PKK’dan daha fazla
ayırdığını ifade ediyor. Ancak Nilüfer Narlı’ya göre, sokaktaki yürüyüşlerde
dile getirilen söylem, Kürt halkını rahatsız edebilir. Yani Kürtler, sokaktaki
yürüyüşlerin kendileri için olduğunu düşünürlerse tedirgin olabilirler.
Siyasetin algılama üzerinden yürüdüğünü söyleyen Narlı’ya göre, bu rahatsızlık
Kürt halkının savunma mekanizması geliştirme ihtiyacını doğurabilir.
Nilüfer Narlı, böyle büyük bir operasyon telaffuz
edilmeye başlandığında, artık detaylara girilmemesi, bunun tartışılmaması
gerektiğini söylüyor. Çünkü bunların yapıcı olmadığını düşünüyor. Narlı,
“Milliyetçilik, son yıllarda zaten yükseldi, ancak semboller biraz daha öne
çıkabilir ve sembollerin üzerinden siyaset yapılmasının önü açılabilir” diyerek
sağduyulu olunması gerektiğinin altını çiziyor.
Sakin olunmazsa çok kan
akar
Bilgi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim
Üyesi Doçent Doktor Umut Özkırımlı, milliyetçilik konusunda geniş kapsamlı bir
araştırmanın da sahibi. Özkırımlı’ya göre, şu ana kadar en büyük şans, Kürtler
ve Türkler arasındaki çatışmaların halk seviyesine inmemiş olması. Özkırımlı,
“Geçmişte Kahramanmaraş’ta ya da Sivas’ta, hatta Malatya’da yaşanan olayların şu
ana kadar olmaması şanstı. Bir kıvılcım olursa, herhangi biri linç olayına
kurban giderse çok kötü olur” diyor.
Özkırımlı, PKK’nın işin bu noktaya gelmesini
isteyebileceğini, bunun örgütün elini güçlendireceğini ifade ediyor. Özkırımlı,
uluslararası aktörlerin olayların bu boyuta gelmesini istemeyeceğini de
belirtiyor. Çünkü o zaman bölge, içinden çıkılmaz bir hale gelebilir. Özkırımlı,
PKK’nın istemese bile zorla ateşkes yapacağını da iddia ediyor. Bunu yapmazsa,
Kuzey Irak’tan atıldığı takdirde varlığını sürdüremez. Özkırımlı, “Sadece sınır
ötesi operasyonla da bu sorun giderilemez. Çözülse, 24 defada çözülürdü.
Başka yollar var çözmek için, ama hem Türk hem Kürt
milliyetçiliği buna izin vermiyor” diyor. Özkırımlı’nin ifadesine göre, şu anda
tehlikeli olan nokta, giderek tırmanan bir öfkenin oluşu. Özkırımlı, “Hani
Ege’de de bunu yaşıyoruz ya, bir pilotun it dalaşında ölmesi içinden çıkılmaz
hale getirebiliyor ya işi, bu da öyle” diyor. Özkırımlı’ya göre, bu topraklarda
ciddi bir milliyetçilik altyapısı var, Kürtlerde de Türkler de. Her iki taraftan
bundan çıkar sağlayan gruplar da var. Özkırımlı, siyasetçilerin ve medyanın
‘sakin olun’ çağrısından umutlu. Ona göre, sakin olunmazsa çok kan
akar.
__________________
İpek ÖZBEY
Fotoğraf: AFP
(1038 – 25
Ekim 2007)
|