|
Ercan Temel, 16 yaşında. Bir spor salonundan içeri ilk kez, başının
üzerinde simit tablası olduğu halde girdi. 14 yaşındaydı o zaman. Yaşıtlarının
spor yaptığı salonda o, simitlerini satmak ümidindeydi. Sattı da üç beş tane.
Sonra her gün uğradı oraya. Ekmek teknesinin yanı başına oturup bir yandan top
peşinde koşan yaşıtlarının arasında hayal etti kendini.
Hocaların dikkatini çekti, her gün gelip tablasının yanında oturan Ercan.
“Sen de katılır mısın?” dediler ona. Ercan, “Ama benim param yok” dedi.
“Parasız yapıyoruz” cevabını aldığında, her gün sattığı simitlerin
parasını götürdüğü babası geldi aklına. Küçük omuzlarında ailesini geçindirme
sorumluluğu vardı. O gece babasına spor yapmak istediğini söyledi. Babası,
“Simitlerinin hepsini satarsan yapabilirsin” diyerek izin verdi. Babasıyla
konuşmasını anlattığı hocaları, haftanın iki günü, tablasındaki simitlerinin
hepsini satın aldı. Böylece, o da yaşıtlarının arasına karıştı. Şimdi iki yıldır
basketbol oynuyor.
Ercan, Diyarbakır’da doğdu. İnşaatlarda sıva yapan babası,
dokuz kardeşine saçını süpürge eden annesiyle birlikte şehirden dışarı hiç
çıkmadı. Ailesinde spor yapan başka kimse yok. Evin geçimini, babası ve
kendinden büyük iki ağabeyi ile birlikte sağlıyor. O, spor salonundan içeri
girene kadar hiç basketbol izlememişti. Şimdi hem simit satıyor hem basketbol
oynuyor.
Tablasındaki tüm simitleri satarsa, eve elinde 6 YTL ile
gidiyor. Eli boş gitmiyor ama. Bir paket de cips alıyor bakkaldan. Çünkü en
küçük kardeşi çok seviyor. “Geri kalanı babama veriyorum” diyor. Kendinden çok
çevresindekileri düşünen gururlu bir adam ‘Diyarbakırlı Ercan’. Sert koşulların
yoğurduğu bakışlarının altında, çocuksu masumiyet taşıyor.
Turkcell’in ‘Geleceğe
Koşanlar’ projesinin tanıtımını yaptığı Mardin sokaklarında fotoğraflarını
çekiyoruz. Yanıma, annesinin elinden tutan üç yaşlarında bir çocuk yaklaşıyor.
Hayran hayran elimde tuttuğum, Ercan’a ait Turkcell şapkasına bakıyor. Annesi,
“Fazla var mı?” diye soruyor.
Tereddüt ediyorum. Ercan, “Ver ağabey benim şapkayı” diyor.
Kardeşine götürmeyi düşünürken, o bakışlara dayanamıyor.
Aynı zamanda dürüst. Spora başlamadan önce tembel olduğunu
itiraf ediyor. Geleceğe dair tek umudu, 50 santimetreye 50 santimetre
büyüklüğündeki simit tablasıydı. Okulu bırakmıştı. Hem okuyup ne olacaktı. Simit
satıyordu. Eve para getiriyordu. Ama spora başlamasıyla birlikte her şey değişti
hayatında. “Sınıfta kalmıştım. Tembeldim, çalışmıyordum dersleri. Şimdi sekize
geçtim. Çalışıyorum artık” diyor Ercan. Polis olmak istiyor. Çünkü onlar
‘güçlü’. Spor onu cesaretlendirmiş. “Basketbol insanın vücudunu ve beynini
geliştiriyor” diyor.
Ercan Temel’in Turkcell sponsorluğunda gerçekleşen ‘Türkiye
Olimpiyat Komitesi Ücretsiz Spor Okulları’na başlama hikâyesi bu. Anlatılmaya
değer, benzer binlerce hikâyeden sadece biri. ‘Geleceğe Koşanlar’, küçük küçük
hikâyelerden oluşan dev bir proje. Bugüne kadar Ercan gibi 50 bin çocuk ücretsiz
spor yaptı. Bu yıldan itibaren Ankara’nın doğusuna yayılacak. 23 ilde 38 spor
salonunda, her yıl 15 bin çocuk, sporun gücüyle geleceğe tutunmaya çalışacak.
Spor
okullarında eğitim gören 7 - 17 yaş arası çocukların yüzde 60'ı erkek, yüzde
40'ı kız
Filiz Karagül - Turkcell Kurumsal İletişim Bölüm
Başkanı
“Amacımız profesyonel sporcu yetiştirmek
değil”
Tempo: Ne zamandan beri projeye destek
veriyorsunuz?
Filiz Karagül: Projeye 2000 yılında destek vermeye başladık. İlk başlarda
proje, İstanbul ve Marmara Bölgesi civarı ile sınırlıydı. Geçen yıldan itibaren
Ankara’nın doğusuna taşımayı hedefledik. Bu dönemde 19 ilde çalışmalar yaptık.
Yaptığımız bu çalışmaları, İstanbul’da bir otel odasında yapmak yerine, yerinde
tanıtmak istedik. Bu bölgelerin moral desteğine de ihtiyacı var. Bu yüzden
Mardin’i tercih ettik.
T.: Nasıl bir iz bırakmasını
hedefliyorsunuz?
F.K.: 2000 yılında başladığımızda, depremin etkileri vardı Marmara’da.
Deprem bölgesindeki okulları gezdik. O bölgedeki çocuklar ailelerini, en
yakınlarını yitirmişlerdi. Travmadaydılar. Bu travmadan onları kurtarmanın en
iyi yollarından biriydi spor. Bizim amacımız, profesyonel sporcu yetiştirmek
değil. Çocukların spor sayesinde ekip ruhunu, paylaşmayı, kazanma ve kaybetme
duygusunu öğrenmesini istiyoruz. Çocuklar devamlılık konusunda çok iyiler; ne
kadar uzakta olurlarsa olsunlar, azimle antrenmanlara geliyorlar.
T.: Katılmaları için ne yapmaları
gerekiyor?
F.K.: Çocuk spor yapmak istiyorsa, bölgesindeki okula başvuruyor. Sağlık
ocağından bir sağlık raporu alması yeterli oluyor. ‘Geleceğe Koşanlar’
kapsamındaki okullar, okulların açıldığı tarihte çalışmalarına başlıyor ve
okulların tatil olduğu tarihe kadar çalışmalarını sürdürüyor. Proje, okulların
açıldığı eylül ayında her okulda, üç eğitmen ve bir bölgesel gözlemci ile hafta
sonları tüm gün sürüyor.
T.: Hangi branşlar var?
F.K.: Tüm çocuklar dokuz yaşına kadar sadece eğlenceli atletizm yaparken,
dokuz yaşından sonra eğlenceli atletizmin yanı sıra basketbol ve voleybol
eğitimleri alıyor.
_________________________
Mustafa SAPMAZ
Fotoğraf:
Necati DEMİREL
(1041 –15 Kasım 2007)
|