Tempo Online
Toplum Politika Ekonomi Dünya Sağlık Kültür Yaşam Spor Astroloji
KÖŞE YAZARLARI
Polisin 'Zafer' sevinci
''Biji Apo'ya'' karşı ''Vatana canım feda''

Okmeydanı, geçen hafta ilginç iki gösteriye sahne oldu. Önce PKK yanlıları yürüdü, slogan attı. Ardından polis, ''Vatan sana canım feda'' sloganlarıyla yürüyüşe geçti. Polisin bu tavrı tartışma yarattı

İstanbul Valiliği, Demokratik Toplum Partisi’nin (DTP) geçen pazar günü Abide-i Hürriyet’te yapmak istediği mitinge izin vermeyince, aynı günün akşamı Okmeydanı, Bağcılar, Küçükçekmece, Gazi Mahallesi ve Beyoğlu’nda korsan gösteriler yapıldı. Okmeydanı Piyale Paşa Caddesi’nde, göstericiler ve polis arasındaki çatışma saatlerce sürdü, pek çok otomobil, dükkân zarar gördü. Aslında, her şey görmeye alışık olduğumuz korsan gösteriler gibi başladı ve bitti. Göstericilerin büyük bir kısmı dövülerek gözaltına alındı, bir kısmı ara sokaklara kaçtı, grup dağıldı. 

 

İşte tam o anda, caddenin başında yeniden sloganlar yükselmeye başladı. Ancak bu seferkiler, “Vatan sana canım feda” diye bağırıyorlardı. Bir grup Çevik Kuvvet polisi, askeri düzende, ayaklarındaki postalları yere vura vura caddeyi bir baştan diğer başa yürüdü. Polis bu kez, copla, biber gazıyla yetinememiş olacak ki, gösteriye gösteriyle karşılık verdi.

 

Bu görüntüler, “Polisin böyle bir gösteri yapmaya hakkı var mı?” sorusunu gündeme getirdi. İnsan Hakları Derneği Genel Merkez Yöneticisi Ayşe Yılmaz, bu soruya, “Kesinlikle hakları yok” diye yanıt veriyor. Yılmaz, “Eylemcilerin yaptığı kanunen yasadışı bir gösteriyse, polisin yaptığı da yasadışıdır. Yani, polis bir taraftan eylemcilere yasadışı gösteri yaptıkları gerekçesiyle copla, biber gazıyla saldırıyor. Sonra kendisi, slogan atıp rap rap yürüyerek korsan gösteri düzenliyor. Bu kabul edilemez bir şey. Polisin de yasalara uyması lazım” diyor.  

 

Peki, bu yürüyüş, polisin insanları sindirmek için kullandığı yeni bir yöntem mi?  Yılmaz, “Hayır” diyerek şöyle devam ediyor: “Polis aynısını, Beyoğlu İstiklal Caddesi’nde düzenlenen eylemlerde de birkaç kez yaptı. Ama en çok şehrin ‘varoş’ diye tabir ettiğimiz, yoksul insanların yaşadığı alanlarda yapıyor bu gösterileri.”

 

Polisin bu tür gösteriler yapmaktaki amacının gövde gösterisi olduğunu söyleyen Yılmaz, “Kesinlikle gövde gösterisi. Polis, son zamanlarda hemen hemen her etkinlikten sonra insanlara saldırıyor. İnsan hakları aktivisti olarak, hiç insani bulmuyoruz bu tür tutumları. Sadece eylemin muhataplarından değil, hatta onlardan da öte, çevresindekilere korku salmayı amaçlayan militarist bir eylemdir bu. ‘İşkenceye sıfır tolerans’ deniyor. İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de ‘dur’ ihtarına uymadığı iddiasıyla, son bir ay içinde beş kişi hayatını kaybetti. Çok vahim bir durumdayız. Demokratik kitleyi sindirme politikasıdır bu” diye devam ediyor.

 

Yılmaz’a göre; Polis Salahiyeti ve Vazife Kanunu’nda, polisin yetkilerinin artırıldığı son değişikliklerin, yaşanan olaylarda büyük bir payı var. Yılmaz, polisin orantısız güç kullanımına ilişkin İnsan Hakları Derneği’ne yapılan başvuru sayısında artış olduğunu söylüyor. 

 

Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nda, polisin gösteri yapabileceğine dair herhangi bir madde bulunmadığı gibi, buna imkân tanıyan bir ifade de geçmiyor. 

Daha önce de yürüdüler

Bu, polisin yaptığı ilk gösteri değil. Çevik Kuvvet, 16 Aralık 2000’de, toplu bir eylem yaptı. İstanbul Gaziosmanpaşa’da Çevik Kuvvet aracının taranması sonucu iki polis öldü. Dönemin İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’ın katıldığı cenaze töreninin ardından, üç bin Çevik Kuvvet polisi İstanbul’da büyük bir gösteri yaptı. Valilik önünden yürüyüşe geçen polis memurları, Vatan Caddesi’ndeki Emniyet Müdürlüğü önüne geldiklerinde silahlarını havaya kaldırıp slogan attı. Bu eylem, Cumhuriyet tarihinde, polisin ilk toplu eylemiydi. Olayın ardından, gösteriyi organize eden ve yönlendiren polis memurları meslekten ihraç edildi.

21.12.07

[ BİZE ULAŞIN | İŞ FIRSATLARI | KÜNYE ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.