|
Kınalıada’da yürüyorduk. Ve Gabriel Garcia Marquez’in ‘Kırmızı
Pazartesi’nde yazdığı gibi, ‘İşleneceğini Herkesin Bildiği Bir Cinayetin Öyküsü’
henüz Hrant Dink için yazılmamıştı. Canlı kanlı yürüyorduk işte birlikte. “Ev
işlerine yardım eder misiniz?” diye sormuştum. Kaşını kaldırıp, “Ben de Anadolu
erkeğiyim” deyivermiş, sonra da “Yok, dur böyle yazma ama” diye toparlamıştı
durumu.
Sonuçta, 2005 yılında Tempo’da yayımladığımız ‘Aslında hepimiz azınlığız’
röportajı çıkmıştı. O röportajda da “Ev işlerini paylaşan bir adam olamadım hiç.
Mutfakta iş, miş öyle şeyler bilmem. Çok çalışkanım aslında. Ama ne bileyim,
evde insanın hanımının kendisine bir şeyler yapıyor olmasının keyfi var gibime
geliyor.
Erkek egemen söylem gelebilir bu; ama ben iyi bir demokratım da demiyorum
ki. İyi bir demokrat olmaya çalışıyorum. Ben beceremedim bu köylülüğü aşmayı.
Ama oğlum beceriyor gibi. O, benden daha ileride ve paylaşan biri. Bu, hoşuma
gidiyor. Beni geçmiş diye seviniyorum” cümlelerini kullanmıştık ‘Anadolu
erkeği’nin ağzından. Sonra dergide tartışmıştık, “Anadolu’nun suyunda mı var,
havasında mı maçoluk?” diye...
...
Devamı Tempo'da
Enis TAYMAN - Semra PELEK- Selin ONGUN
Fotoğraf: Serkan ŞENTÜRK
(1050 – 17 Ocak 2008)
|