Tempo Online
Toplum Politika Ekonomi Dünya Sağlık Kültür Yaşam Spor Astroloji
KÖŞE YAZARLARI
Altan Tan:
Asker annesinin de hazmedeceği bir af gerek

İslamcı Kürt entelektüel ve siyasetçi Altan Tan'a göre, önce Güneydoğu sonra ülkenin tümü rehabilitasyona alınmalı. Af çıkmalı; ama bu, kimsenin vicdanını sarsmamalı

Altan Tan
Altan Tan


Adı Altan Tan. Onu kısaca, 'İslamcı bir Kürt entelektüel' olarak tanımlamak yanlış olmaz. Son dönemde adı, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkan adaylığı için sıkça konuşuluyor. Oysa söylediklerinden anladığımız kadarıyla, böyle bir teklif Tan'a 'hafif' geliyor.



Peki ne istiyor? Tan, kendisi için hiç bir şey istemediğini söylüyor. Asıl derdini, Kürt sorununa 'birlikte yaşamak' ekseninde bir çözüm aramak olarak tanımlıyor. Birlikte yaşamanın çimentosunu ise 'din' olarak yorumluyor

Tempo: AKP’nin Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na oynadığınız söyleniyor. Bu gerçek mi?

Altan Tan: 37 yıllık siyasi birikimimi, belediye başkanlığı ya da bir başka makam için feda etmem. 1991’de, Diyarbakır’da, RP teşkilat yoklamasında birinci sıra adayı olmama karşın, Erbakan-Türkeş ittifakı yüzünden milletvekilliğini reddettim. Ama tabii ki Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığı büyük onurdur. Çizgiminse, dönemsel bir mesele olan seçimlerle alakası yok. Biz bugün çözümü arıyoruz. Ortadoğu’nun huzura kavuşma yollarını arıyoruz. Kürt sorununun Türkiye’de adilane biçimde çözülme yollarını arıyoruz. Bunun için her türlü katkıyı ortaya koyuyorum. Ondan sonra olur veya olmaz.

 

T.: AKP’yle görüştünüz mü?

A.T.: Hiçbir AKP’li yetkiliyle bu konuda görüşmedim.

 

T.: “Olmayacağım” demiyorsunuz ama

A.T.: Demiyorum. Sürece bakacağız.

 

T.: RP dışında, DEHAP’la da hem belediye başkanlığı hem milletvekilliği için çalışmanız oldu. Bu iki hareketi kendi potanızda nasıl eritebildiniz?

A.T.: Aydın Menderes, Cem Boyner ve Turgut Özal’la da görüşmelerim oldu. Statükoyu, demokratik hukuk devletine çevirmek isteyenlerle diyaloğum oldu. Hepsinden de onur duyuyorum. Karanlık ve derin çevrelerle, ticari rant endişesi ile hareket edenlerle hiç bağlantım olmadı. DEHAP macerası ise şöyle gelişti: Kürt sorununun çıkmazda olduğu bir dönemde, DEHAP çözüm partisi olarak görüldü. Ama PKK’nın ipoteği DEHAP’ı da boğdu. Bizler geri çekildik.

 

“Partiler Kürt sorununu çözemedi”

 

T.: Kürt sorunu nasıl çözülebilir sizce?

A.T.: Şu ana kadarki hiçbir parti, Kürt sorununu çözemedi. Kürt sorununun baskı, inkâr ve asimilasyon safhası geride kalmıştır. Etnik bir sorundur. Ortadoğu’da, kendi dilini, kültürünü yaşayamayan 35-40 milyonluk bir halkın kimlik sorunudur. Çözümse, iki eksen üzerinden tartışılıyor. Biri Batıcı çözüm. Bu ulusalcı çözümdür. İttihat Terakki ve Türkiye Cumhuriyeti de bu düşüncenin türevidir. İttihat Terakki’nin ahmakça ulusalcılığı, Osmanlı’yı bitirmiştir. İmparatorluk tek bir kalıba sokulmak istenmiş ve bölünmüştür. Bugün de Kürt meselesini ulusalcılıkla çözemeyiz. Bu, Kürtler için de geçerli. Yani bir Kürt ulusal devleti, geride kalmış acıları yeniden getirmek demektir. Bizim Kürt ve Türk ulusalcı, laik aydınlarımızın en büyük yanılgısı, Batı’daki her şeyi aynen getirmektir.

 

T.: Ortadoğu’da niye ulusalcılık mümkün değil?

A.T.: Üçüncü dünya ülkelerinde, Ortadoğu’da ve Türkiye’de uluslaşma süreci yaşanmadı. Ulus devletler, devlet-ulus şeklinde gerçekleşti. Devletler, askeri vesayetlerle kurulmuştur. Ordu ve devlet eliyle uluslar yaratılmıştır. Oysa Ortadoğu’da, etnik arındırma mümkün değildir. Yapılırsa, felaket olur. Öte yandan, bir çift lafım daha var. Kürt ulusalcılığını meşru görmeyenlerin, Türk ya da Arap ulusalcılığını da meşru görmeleri mümkün değildir.

 

Yani cumhuriyetin kuruluş paradigması, bizim coğrafyamıza uymamaktadır. Zaten cumhuriyetin kuruluş değerler dizisi de ulusalcılık değildir. Birinci Meclis bu yüzden feshedilmiştir. Biz, Birinci Meclis’in durduğu noktayı arıyoruz şu anda. Toparlarsak, ben Kürt ulusalcılığını da gayri meşru kabul ediyorum.

 

T.: Çözüm ne peki?

A.T.: Birlikte yaşama. Bu, kadim İslam medeniyetinin de projesidir.

 

T.: İslamlaştırma pek de karanfille olmadı ama...

A.T.: İslam, nereye kılıçla girmişse, zorluklar yaşamış; nereye gönülleri fethederek girmişse, büyük etkileri olmuştur. Malezya ve Endonezya buna örnektir. Ahlak ve kültür anlamında en oturaklı İslam, bu bölgelerde yaşanır.

...

Enis TAYMAN

Devamı Tempo'da

(1050 – 17 Ocak 2008)

29.01.08

...

[ BİZE ULAŞIN | İŞ FIRSATLARI | KÜNYE ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.