|
Tempo: Radikal İki’deki yazınıza gelen
tepkiler nasıl?
Baskın Oran:
Kimileri, “Ben de senin gibi düşünüyorum” deyip tebrik etti. Fakat gençler; genç
hocalar, asistanlar fevkalade karşı. Son derece klasik şeyler söylüyorlar.
Türkiye’de solun ezberi, sağın ezberinden daha az değildir; yanımızdakilerin
ezberini kırmak, bozmak, karşımızdakilerin ezberini bozmaktan zordur. Bu arada
tartışma başladı. Önemli olan da bu.
T.: Şu anda ödenen harç bile fazla geliyor
kimilerine.
B.O.: Şu anda
harç miktarı 100 Amerikan sigarası miktarı. Harç falan vermiyorlar, ama
öğrenciye koyuyor o harcı vermek. Öğrencinin asgari 1000 YTL’ye ihtiyacı var.
İhtiyacı olanlara bu para maaş gibi ödenecek. 1960’larda ve 70’lerde Boğaziçi
Üniversitesi’nde bedava okuyanların adını duysanız, dudağınız uçuklar. Güler
Sabancı’dan tut, Cem Boyner’e kadar. Ben kızımı okuttum, hiç para vermedim.
Benim vereceğim parayla, en az iki kişi daha okurdu.
T.: Ne kadar vermeyi göze
alabilirdiniz?
B.O.: Ben ne
bileyim. Beni kriter almayacaksınız. Ben memurum. Zorlamayacak şekilde alacaksın
kardeşim. Devletin katkısı olacak. Herkesin gücü nispetinde bir para alınacak ve
bu para üniversitede kalacak.
T.: Bursun doğru insanlara ulaştığından
nasıl emin olunacak? Burası Türkiye...
B.O.: Gelecek
endişesi taşıdığımız için, reforma girmemek diye bir şey olabilir mi? Sistemi
kurarsınız, eğer sistem istendiği gibi yürümüyorsa, onun üzerine yürürsünüz.
Kamu üniversiteleri rezil vaziyette, 15 yıl sonra da bitecek.
T.: Vakıf üniversitelerine akıtılan
kaynaklar devletinkilere aktarılsa, özerklik güçlendirilse önerileri
var.
B.O.:Vallahi
kardeşim, halamın sakalı olsaydı, amcam olurdu. Ben de ne hayaller kuruyorum,
bilsen. Vakıf üniversitelerine aktarılan kaynaklar devlet üniversitelerine
yönlendirilsin, vakıf üniversiteleri batsın. Üniversite kurtulsun.
Özerkliğin güçlendirilmesi, personelinin güvencesi vs. üniversitenin kendi mali
kaynaklarına sahip olmasıyla olur. Hiçbir özgürlük vs. verilmez; alınır. “Âdem-i
tahsis prensibi işletilmeyecek” dememin sebebi bu zaten. Devletin her yıl
bütçeden lütfedeceği parayla, zaten geleneğinde özerklik olmayan üniversite
özerk mi olurmuş?
T.: Meslek okulların yönlendirilmesi
gerektiğini söylüyorsunuz. Üniversitenin tek derdi meslek edindirmek midir?
B.O.: Bugünkü
haliyle üniversite, ne meslek edindirebiliyor ne de dünya görüşü verebiliyor.
Bir sınıfta 500 kişi var. Meslek liselerine kayıldığı zaman, üniversiteler de
ferahlayacak. İnsanlar ezber yüzünden bunları düşünmeye bile cesaret
edemiyorlar. Meslek okullarına yönlendirilmeli. Bir an önce hayata atılmaları
için önemli bu. Ayrıca Türkiye’de üst düzey kadro ihtiyacı yok. Fazlası var.
Onun için o ara adamları yetiştirecek bir sistem lazım
__________________
Seda ARICIOĞLU
Fotoğraf: Çağrı
KILIÇÇI
(1051 – 24 Ocak
2008)
|