Tempo Online
Toplum Politika Ekonomi Dünya Sağlık Kültür Yaşam Spor Astroloji
KÖŞE YAZARLARI
Ahmet Aslan
Çoban şair Ankara'ya yürüyor

Ahmet Aslan, yıllarca inşaatlarda çalıştı. Şiir yazabilmek için çoban oldu. Cezmi Ersöz'ün desteğiyle ilk kitabını çıkardı. Kitaplarını koltuğunun altına koydu, memleketi Urfa'ya gitti. Belediye Başkanı, ''Kitap okumayı sevmem'' deyince, ''Bizi yönetenler böyleyse Ankara'ya kadar yürüyeceğim'' dedi. Cebinde 25 YTL, elinde Orhan Veli ile yola çıktı

Ahmet Aslan
Ahmet Aslan

Bazı hayatların sahipleri vardır ki, yollarını eğilip bükülmeden ve doğduklara hayata ‘küfretmeden’ çizerler. Dünyaya nerede, nasıl ve kimin çocuğu olarak geldiklerinin önemi yoktur. Konya’nın Gölyazı Kasabası’ında çobanlık yapan şair Ahmet Aslan da böyle bir hayatın sahibi. Şanlıurfa’da doğan Aslan, ancak ilkokulu bitirir. Elleri ekmek parası kazanacak kadar büyüyünce o da babası gibi inşaatlarda çalışır. Fakat okumanın, şiir yazmanın peşini hiç bırakmaz.

 

Askerdeki komutanının “Sivilde ne iş yaparsan yap, ama mutlaka yaz” sözünü aklından çıkarmaz.  Kendini bulabileceği bir yer arayıp durur. 30 yaşına kadar inşaatlarda çalıştıktan sonra aradığı yeri bulur: Konya’nın bir köyüne göçer. Artık pastoral şiirlerde okuduğu bir çobandır o. Ama ufak (!) bir farkla; basılı iki şiir kitabı olan, Nazım Hikmet, Pablo Neruda, Tolstoy, Puşkin, Dickens, Orhan Veli okuyan ve kitaba olan ilgisizliğe tepki göstermek için hiç üşenmeden Türkiye’nin bir ucundan diğer ucuna yürüyecek bir şairdir o aynı zamanda!

 

Yürümeye Şanlıurfa’dan başlayan Aslan’ı, yolculuğunun üçüncü gününde, Gaziantep’te yakaladık. Tabii ilk soru belliydi: “Kitaba olan ilgisizliğe dikkat çekmek için yürümek, aklınıza nereden düştü?”  Telefondaki ses heyecanlıydı: “Biz (çobanlar), Kasım ayının başında tatile gireriz. Nisan ayının başında köylülerle tekrar anlaşırız. Bu aradaki zamanı evde oturarak geçirmek istemedim.

 

Harran’a, doğduğum yere gittim. Belediye Başkanı İbrahim Özyavuz’a ‘Bir çoban bunları yazmış. Öğretmenler öğrencilerine okutsun. Yörenin çocuklarına bir mesajdır’ diyerek kendimi tanıttım. Ama Özyavuz, ‘Ben kitap okumayı sevmem. Buna ayıracak bütçemiz yok’ deyince, işte bu yürüyüşün fikri doğdu. Bizi yönetenler böyleyse ben de ‘Ankara’ya kadar yürüyeceğim dedim!’”

 

 “İyi ama 900 kilometrelik bir yürüyüş olacak bu” deyince, şairin bam teline bastığımızı fark ediyoruz: “İnsanlar çıktıkları yolun uzunluğunu, zorluğunu hesaplarlarsa o yoldan bir şey anlamazlar. Hayat gittikçe kalınlaşıyor. Ancak okuyarak, atabiliriz üzerimizdeki ağırlıkları. Yolculuğuma çıkarken ‘Televizyonlar her evi adeta cezaevine dönüştürdü. Ekranlar aracılığıyla müebbet hapse mahkûm edildik’ dedim. Bu cümleleri kimilerine tuhaf, acayip hatta saçma geldi! Oysa bence tuhaf olan bunların farkında olup, hiçbir şey yapmamak!”

 

Okuyabilmesi için kardeşini kaçırdı

 

Karşımızdaki bu ‘gür’ ses, konu kendi kitaplarından bahsetmeye gelince ürkekleşiyor. “Çocukluğumdan beri şiir yazıyorum. İlk kitabım, ‘Bütün Kuşları Alkışlamaya Gidiyorum’u, üç yıl önce Cezmi Ersöz’ün desteğiyle çıkarttım. Ersöz’ü tesadüfen buldum. Bir gün yayınevini aradım. Bana telefonunu verdiler. Aradım, şiirlerimi gönderdim. Sağ olsun yardımını hiç eksik etmedi. Ve kitabım yayımlandı. İkinci kitabım, ‘İdil’ ise geçen yıl çıktı. Şimdi bir roman yazıyorum. Ama şimdi böyle deyince reklam yapıyorum sanılır” deyip birden susuyor.

 

Ve konuyu ‘merkeze’ çekiyor yeniden: “Günde yaklaşık 40 kilometre yürüyorum. Sabah güneşiyle çıkıp, hava kararana dek yürüyorum. Yol arkadaşım var; Orhan Veli! O hep elimde. Yani yalnız değilim. Çantamda ise yolda karşılaştığım kişilerle takas etmek için taşıdığım diğer dostların kitapları var; Tolstoy, Dostoyevski, Nazım... Henüz yürüyüş ayakkabısı edinemedim. Ama iki kunduram var. Birini çıkarıp diğerini giydim mi, yorgunluğum geçiyor.

 

Dinlenme tesislerinde ve yol üzerindeki köylerde kalıyorum. Niye yürüyorsun diyenlere ‘Ben değil, kitap yürüyor’ diyorum.” “Peki evdekiler ne diyor bu işe?” dediğimizde ise bir anekdotunu anlatıyor: “Bir gün memleketten telefon geldi. Arayan babamdı. Kız kardeşime 20 milyar başlık parası verildiğini söyledi. ‘Bırak şu çobanlığı, gel Urfa’ya, iş kur’ dedi. ‘Yarın geliyorum’ dedim. Gittim, kardeşimi kaçırdım. Konya’ya getirdim. Şimdi Selçuk Üniversitesi’nde okuyor. 10 çocuk doğuracağına binlerce çocuğa öğretmenlik yapacak! Yani işin ucunda okumak varsa her şeyi yaparım! Beni tanıyanlar da bunu bilir.”

 

Evli ve dört çocuk babası olan Aslan’ın 900 kilometrelik bu yolculuğa cebinde 25 YTL ile çıktığını öğrenince “Diyelim ki paranız Ankara’ya kadar yetti. Ya dönüş ne olacak?” diyoruz. Önce gülüyor. Ardından şiir okur gibi cevaplıyor: “İnsana bir tek para yetmezmiş. Cepte 25 var ama yolda ne dostlar buldum. Bir de eski dost, Orhan Veli var elimde. Kim bilir onun gibi, biz de bir çukura düşüp bitiririz yolculuğu!”

 

Yaklaşık 40 gün sonra Ankara’ya ulaşmayı hedefleyen Aslan’a “‘Bizi yönetenler kitap okumuyorsa, ben başkente yürürüm!’ diyerek bu yola çıktınız. Ankara’ya ulaşınca nereye gideceksiniz?” diyecekken, şair sözümüzü kesiveriyor. “Ankara’nın nüfusunun yazdığı giriş tabelasına kadar yürüyeceğim. Yürüyüşüm orada bitecek. Gelene ‘Merhaba’ diyeceğim. Gelmeyenler, evinde oturup, dizisini seyretsin!” diyor.  Ve yine susuyor. Annesinin o doğarken ölmesine, imkânları el vermediği için tahsil yapamadığına,  ‘Sen deli misin be adam, niye onca yolu elinde kitapla yürüyorsun?’ diyenler olduğuna ‘söylenmeden’ susuyor.  Ve sessizliğini doğaçlama bir şiirle bitiriyor: “Bir yanım ekşimiş hamurlarla ekmek olmaz diyor. Diğeri onu susturuyor:  Ama yetişen buğday başakları da var!”

                                              __________________

Selin ONGUN

Fotoğraf: DHA

 

(1052 – 31 Ocak  2008)

04.02.08

[ BİZE ULAŞIN | İŞ FIRSATLARI | KÜNYE ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.