Tempo Online
Toplum Politika Ekonomi Dünya Sağlık Kültür Yaşam Spor Astroloji
KÖŞE YAZARLARI
Akıncılar Köyü kadınları
Taş ocağına karşı nöbetteler

Sakarya Akıncılar Köyü'nün kadınları, mahallelerine yapılması planlanan yeni taş ocağının inşaatına başlanmaması için bir aydır nöbette. Taşa ocağı açılırsa, patlatılan dinamitler sebebiyle 200 yıllık tarihi evler yıkılacak. Geçim kaynakları ağaçlar sökülecek. Köyün havası bozulacak

Kevser Ertürk, “Bana dünyaları verseler köyümden gitmem” diyor. Halen ‘orman köyleri’ kapsamında olan Akıncılar Köyü, birinci derecede heyelan bölgesi. Fakat açılacak taş ocağının sahipleri, köylünün en önemli geçim kaynaklarından olan yaşlı ıhlamurları kesmek üzere çoktan numaralandırmış bile
---------------

Sabah saat 09:00. Sakarya’nın Geyve ilçesine bağlı Akıncılar Köyü’nün Kaşlar Mahallesi’nin girişinde muhtar Cevat Korkmaz karşılıyor bizi. Beş dakikaya kalmadan köyün dört tepesinde, üçerli beşerli gruplar halinde aşağı inen kadınlar beliriyor. Ellerindeki sopaları tüfek gibi tutmuş, rap rap yürüyorlar... Yanımıza ulaşan her kadın neredeyse soluklanmadan, “Razılığımız yoktur. Ne olur söyleyin. Bu taş ocağına razılığımız yoktur” diyor.

 

Nedir bu taş ocağı meselesi? Doğma büyüme Kaşlarlı Kevser Ertürk’ten dinleyelim: “Köyde bir taş ocağı açılacağı söylentileri dolaşıyordu. Bir takım yetkililer muhtarımız Cevat Korkmaz’a gelip köyde taş ocağı açılması ile ilgili görüşlerini sordular. Muhtar, buna müsaade edemeyeceklerini söyledi. Sonra yine geldiler ve muhtar aynen geri gönderdi. Sonra bir iki ay ses çıkmadı bunlardan. Bir sabah köy azamız Kamuran Tan’ın sesiyle uyandık. “Yetişin!” diye bağırarak konu komşuyu köyün girişine çağırıyordu. Bir gittik ki dozerler bizim kendi ellerimizle ektiğimiz 30-40 yıllık çamları devirmiş ilerlemeye çalışıyorlar. “Ne yapıyorsunuz?” dedik. “Yol açıyoruz.

 

Biz devletten maden aramak için izin aldık. Sizin yolunuzdan araçlarımız çıkamıyor” dediler.  Karşı çıktık. Dinlemediler. Hiçbir şey durduramaz bizi dediler. Biz de önüne yattık dozerlerin. Jandarma geldi. Karakola götürmekle tehdit edildik, ama kalkmadık. Vazgeçtiler en sonunda. O gün bugündür nöbetteyiz burada. Her yerde ‘Dikkat heyelan var’ tabelaları -devletin resmi uyarıları- var. Biz devletin ormanlarını kurtarmak için imece usulüyle çam dikiyoruz buraya, ama o kendi ormanlarını mahvediyor. Devamlı ağaç dikmek, ağaçları korumak konusunda bizi uyaran devlet, nasıl oluyor da izin veriyor böyle bir şeye?”

Kaşlar Köyü’nde hali hazırda 50 yıldır faaliyet gösteren bir taş ocağı var. Bu ocak, köylünün anlattığına göre köyün eski muhtarı merhum Cafer Helvacı tarafından verilen yanlış kararlar sebebiyle açılabilmiş. Bugüne kadar da taşocağı, köylüye ve köye verdiği zararları nispeten de olsa telafi etmek için yol açmış, ihtiyacı olduğunda köylüye dozerlerini kullandırtmış. Yine de köy azası Kamuran Tan’ın, “Bizim bu ocaktan şikâyetimiz yok” sözleri infial uyandırıyor.

 

Şenay Ertürk, “Benim babam astımlıydı, bu köyün mis gibi havası vardı, ama babam taş ocağı yüzünden tüpe bağlı yaşadı son yıllarını. Bu köyde astım ve alerji genetik hastalıklar. Biz maskelerle dolaşmak istemiyoruz, bu taş ocağı için bugüne kadar yapacak bir şeyimiz yoktu. Ama önce yenisinin açılmasına engel olup sonra da eskisiyle mücadele edeceğiz” diyor.

 

Köylüler, diğer sıkıntılarının ne olduğunu ancak kendi gözlerimizle görürsek anlayacağımızı söylüyor. Biz de yaşlıları çay molası için Ertüklerin evine bırakıp ıhlamur ağaçlarına doğru bir yürüyüşe çıkıyoruz. Birinci derecede heyelan bölgesi olan köyün dik yamaçları, yağmur yüzünden iyice tırmanması güç hale gelmiş. Hemen her yerde heyelana karşı uyarı tabelaları var. Bazı ağaçların kökleri dışarıda, bazı yaşlı ağaçlar da derin kökleriyle toprağı tutmaya çalışıyorlar.

 

Yol boyunca kırmızı beyaz bir şerit var. Bu şeridi müstakbel ocağın sahipleri çekmiş ve şerit dahilindeki tüm ıhlamur ağaçları kesilmek üzere numaralandırılmış. Kimisi 100 yaşındaki ağaçlar köylünün en önemli geçim kaynaklarından, aza Kamuran Tan; “Bizim köyde bu ağaçların tek bir dalına zarar verilmeden toplanır ıhlamurlar. Aslında biz çok zengindik. Çünkü toprağımız zengindi. Fındık, mantar, muşmula, kuşburnu, kocayemiş yetişiyor bu topraklarda.  Ama mevcut taş ocağından gelen toz ağaçları sarıyor, meyveler daha olgunlaşmadan düşüyor dalından” diye anlatıyor.

“Bu son balımız olmasın”

 

Ormandan dönünce Ertürklerin evinde bir öğlen kahvaltısı yapıyoruz. Ihlamur balı, incir reçeli ve köy yumurtasıyla. “Bu son balımız olmasın” derken gözleri doluyor. Zaten neredeyse dokunsan ağlıyor hepsi. “Neden erkekler durmuyor nöbette” diye sorduğumuzda “Jandarma erkekleri götürebilir ama bizi biraz zor götürürler. Bizi kimler kaça satmak istiyor, gözümüzle göreceğiz” diyorlar.

 

Kahvaltıdan sonra daha yukarılara doğru yapacağımız ikinci yürüyüş vakti geliyor. Yolda duyduklarımıza inanmak güç; “Camiden anons yapılır bizim buralarda; ‘Dinamit patlatılacak, kapıyı camı açın ve dışarı çıkın’ diye. Biz de yastığımızı yorganımızı alıp sokağa çıkarız. Evde olmayıp anonsu duymadığımız zaman bir bakıyoruz ki camlarımız patlamış, kapılarımız çatlamış. Her gün 17 ağustos depremini yaşamaktan bıktık artık.”

 

200 yıllık Rum evleri de tehlikede

 

Köye bağlı Kadirler mahallesinde köyün en eski evleri var. En az 200 yaşındaki bu Rum evleri dokunsan yıkılacak gibi gözüküyorlar. Elveda Tekneci şöyle anlatıyor; “Bizim devletten bir şikâyetimiz yok. Ankara’nın bize bunu yapacağına inanmıyoruz. Çünkü buradaki elektrik direklerini bile insan gücüyle taşıyıp diktiler buraya. Burası aslında sit alanı olmalı.

 

Eğer taş ocağı açılırsa ilk dinamitte ev de biz de aşağı yuvarlanacağız.” Artık, köyün sözcüsü gibi olmuş olan Kevser Hanım; son sözü söylüyor; “Biz hem kaça satıldığımızı bilmek istiyoruz hem de hemşerimiz diye seçtiğimiz, “Buraya bir Sakaryalıdan başkası gelemez diyen milletvekilimiz Şaban Dişli’ye soruyoruz, “Biz onu Ankara’nın döner koltuklarında keyif çatsın diye mi seçtik? Biz ona oy attık o bize neden taş atıyor?” 

                                              __________________

Seda ARICIOĞLU

Fotoğraf: Haydar ERÇİN

 

(1057 – 6 Mart  2008)

10.03.08

...

[ BİZE ULAŞIN | İŞ FIRSATLARI | KÜNYE ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.