Tempo Online
Toplum Politika Ekonomi Dünya Sağlık Kültür Yaşam Spor Astroloji
KÖŞE YAZARLARI
Tıp Bayramı kutlu olsun
Tam güne karşı 'yarım gün' eylem

Sağlık sistemindeki sorunlar, doktorları bir kez daha sokağa çıkarıyor. Türk Tabipleri Birliği, 14 Mart Cuma günü sağlık çalışanlarını yarım günlük greve çağırıyor. Peki sağlık çalışanları ile Sağlık Bakanlığı'nı birbirine düşüren, aynı zamanda milyonlarca insanı yakından ilgilendiren sorunlar neler?

Eğer, 14 Mart 2008 Cuma günü hastalanmayı düşünüyorsanız, “Hemen vazgeçin” deriz. Çünkü Tıp Bayramı’na denk gelen bugünde, tüm illerdeki devlet hastaneleri, sağlık ocakları, üniversite hastaneleri ve özel sağlık kurumlarında, yarım gün boyunca hizmet sunulmayacak.

 

Hekimler, seslerini duyurabilmek için, ‘Beyaz Yürüyüş Etkinlikleri’ni gerçekleştirmek üzere yollarda olacak. Tabii yalnız doktorlar değil, kamu hastanelerinde yaklaşık üç aydır ilaç bulunmadığı için hastalarla karşı karşıya kalan sağlık emekçileri yani hemşireler, hastabakıcılar da bu yıl Tıp Bayramı’nı kutlamayacak.

 

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) kadrolaşma ve sağlık politikalarına yönelik bir tepki de özel sağlık kuruluşlarından var. Çünkü özel hastaneler artık, tıp merkezleri ve poliklinikler, ihtiyaçları olan doktor, hemşire, teknisyen ve diğer sağlık personelini Sağlık Bakanlığı izni olmadan işe almayacak.

 

Protesto etkinliklerinin hedefinde ise özet olarak şu görüş yatıyor: Sağlık Bakanlığı’nın ortaya koyduğu ‘Sağlıkta Dönüşüm Programı’, sağlık hizmetlerini piyasalaştırmakta, hastaları müşteri, hekimleri ise ucuz işgücü haline dönüştürmektedir. Parası olanın sağlık hizmetlerinden faydalanabileceği bu sistemde, kazananlar sadece ilaç tekelleri ve büyük sağlık sermayesi olmaktadır.

 

Ne var ki sorun yeni değil. Çünkü Sağlık Bakanlığı, beş yıldır Sağlıkta Dönüşüm Programı’nı adım adım hayata geçiriyor. Program aynı zamanda yasal düzenlemeleri de içeriyor. Bu düzenlemeler Genel Sağlık Sigortası, Aile Hekimliği Pilot Uygulaması ile Tamgün Yasası ile Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik ve Sağlık Hizmetleri Uygulama Tebliği’nden oluşuyor.

 

Peki, Sağlık Bakanlığı ne diyor, tabipler neye karşı çıkıyor? Bunun için beş yıl öncesine geri dönüp, işe ‘Sağlıkta Dönüşüm Programı’yla başlamak gerekiyor. Bakanlık, programın amacını şöyle tarif ediyor: “Sağlık hizmetlerinin etkili, verimli ve hakkaniyete uygun bir şekilde organize edilmesi, finansmanının sağlanması ve sunulmasıdır.” Türk Tabipler Birliği başta olmak üzere meslek kuruluşları için itiraz, bu tanımlamadan başlayarak uzayıp gidiyor. Şimdi sırasıyla sağlık personelinin mustarip olduğu genelge, yasa ve yasa tasarılarına kısaca göz atalım.

 

Aile Hekimliği Pilot Uygulama Yasası

 

Yasa, tabipler birliğine göre aile hekimliği birinci basamak sağlık hizmetlerini ticarileştiriyor. Uygulama, aynı zamanda sağlık ocaklarının birinci basamak sağlık hizmetleri kapsamından çıkarılmasına da yol açıyor. Uygulamaya pilot olarak ilk kez Düzce’de başlandı. Ancak Tabipler Birliği’ne göre Düzce’de pek çok sorun var ve bu sorunlar çözülmeden Eskişehir ile Denizli’de de uygulama başladı.

 

Tamgün Yasa tasarısı

Bir doktor, kamu kuruluşunda 08:00-16:00 arası çalışıyor, ardından kendi muayenehanesine veya özel sağlık kuruluşlarına gidiyor. Eğer tasarı yasalaşırsa, doktor, 17.00’ye kadar mesai yapmak zorunda kalacak. Ancak saat 17:00’den sonra da özel sağlık kuruluşlarında çalışamayacak. Tabipler Birliği, bu yasaya karşı çıkıyor ve ‘uygulamayla özelde büyük hastane zincirlerine, kamuda özelleştirilme yolundaki üniversite ve devlet hastanelerine de ucuz işgücü sağlanmasının önü açılır’ diyor. Tam Gün yasası bu anlamıyla yaklaşık 25 bin muayenehanenin kapanması anlamına geliyor. Sağlık kuruluşlarındaki milyonlarca dolar tutarındaki tıbbi cihazların akıbeti ise bilinmiyor.

 

Sağlık Hizmetleri Uygulama Tebliği

Mesleki uygulamalara kısıtlama getiriyor. Hekimlere ‘Dört kalemin üzerinde reçete yazamazsın’ deniyor. Doktorlara göre, Sağlık Bakanlığının diplomasını onayladığı bir hekime, ‘ilaç yazamazsın’ demesi doğru değil,

 

Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik

Sağlık Bakanlığı, yönetmeliği çıkarmadan önce ayakta teşhis tedavi merkezlerinin açılmasını adeta teşvik etti. Sonrasında bir yönetmelik çıkardı ve bunlara düzenleme getirdi. Tabipler Birliği’ne göre yönetmelikle, özellikle küçük sağlık kuruluşlarının ayakta kalması hayli zorlaşacak. Tabipler Birliği’ne göre tebliğ nedeniyle poliklinikler, muayenehane, özel görüntüleme merkezleri ve laboratuarlar kapanma durumuyla karşı karşıya bırakılacak.

 

Genel Sağlık Sigortası (GSS)

Tabipler Birliği’ne göre GSS, toplumun en yoksul kesimlerinden bile prim almayı öngörüyor. Katkı payı, fark ücreti gibi ücretlendirmeleri hasta ile hekim ilişkisine sokuyor. GSS, sadece prim ödeyenlere sağlık hizmetini sınırlı bir şekilde sunuyor.

 

Kamu Hastane Birlikleri Yasa Tasarısı

Kamunun sağlık hizmetlerinden çekilmesinin en somut göstergesi. Yasa, kamuya ait hastanelerin şirketleşmesini veya satışa çıkarılmasını düzenliyor. Ayrıca hastane yönetimlerinde ticaret odası temsilcileri bile varken, hekim temsilcilerinin olmaması tepki çekiyor. 

                                                                                                    

HEMŞİRELER NE DİYOR?
Ebru Erbulan  - Sağlık Emekçileri Sendikası Bakırköy Şube Yöneticisi

''Yasa mesleğimi bile tanımıyor''

Sağlık Bakanlığı'na göre ben 'yıpranmıyorum'. Benden 65 yaşına kadar çalışmam isteniyor. 65 yaşında bir hemşire, ne tip hizmet verebilir ki? 

Ebru Erbulan
Ebru Erbulan

“Adım Ebru Erbulan. 16 yıllık hemşireyim. Çalıştığım kurumda yoğun bakım hemşiresi olarak görev yapıyorum. Trakya Üniversitesi Edirne Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu mezunuyum. Çalışma saatleri konusunda kendimi şanslı hissediyorum.

 

Çünkü ortalama haftada 48 saat çalışıyorum. Evet, kamu personeli 40 saat çalışıyor. Ama 60 saat çalışan hemşire arkadaşlarımı görünce, ‘48 saat iyidir’ diyorum. Bunu için fazla mesai alamıyorum. Ayrıca, yoğun bakımda, dünya standartları iki hastaya bir hemşire olarak belirlenmiştir. Oysa biz dört hastaya bir hemşire usulüne göre çalışıyoruz.

 

Bugün hastaların bulaşıcı durumlarına dair testler bile pek çok yerde yapılmıyor. Bu anlamda sürekli olarak Hepatit B-C veya HIV tehlikesiyle karşı karşıyayız. Bu, özellikle hemşirelerin başındaki büyük sorunlardan biri.

 

Ben bir hemşire olarak bugüne kadar hiç saldırıya uğramadım. Yani bu anlamda şanslıyım. Tabii Diyarbakır’da, 1993’te acil servisin içinde bir çatışmanın ortasında kalmamı saymıyorum. Bir doktor arkadaşım poliklinikten çıkarken öldürüldü. Bir de hemşirelik öğrencisi arkadaşım öldürüldü bugüne kadar.

 

Ortalama 1000 YTL civarında kazanıyorum. Döner sermayeden yararlanma hakkım da yok gibi. Çünkü hekimin katsayısı sekiz benimki bir buçuk. Bu katsayı hesaplarının içinden biz bile çıkamıyoruz. Net ve kısa böyle ifade edebiliyorum. Ayrıca sağlık sorunlarının yalnızca hekimler üzerinden tartışılmasından da rahatsızım. Zaten yasalar nezdinde de meslek olarak tanımlanmıyoruz. Statümüz yardımcı sağlık personeli.

 

Meslek olarak tanımlanırsak, bugün yapmak zorunda olduğumuz pek çok angaryadan kurtulmuş olacağız. Ama şu anda bile pek çok uygulama hemşirelere zorla yaptırılıyor. Mesela ancak bir doktorun gerçekleştirmesi gereken uygulamaları tek başına yapmak zorunda kalan meslektaşlarım var. Yeri geldiğinde temizlik bile yaptırılıyor hemşirelere. Özel hastanelerde çalışan hemşirelerin durumu ise gerçekten vahim. Mesela özel hastanelerde çalışan bazı arkadaşlarım, temizlik yapmıyor ama taşeron firmalar tarafından temizlik işçisi olarak gösteriliyorlar.

 

Ben, 657 sayılı yasa mensuplarının son örneklerindenim. 657 4B statüsünde çalışmak zorunda kalıyor yeni arkadaşlar. Bu bireysel sözleşme anlamına geliyor. Arkadaşların hakları gasp ediliyor. Kadın çalışanlar doğum sonrası ücretsiz izin alamıyor. Son olarak yıpranma hakkıma da değinmek istiyorum. Çünkü Sağlık Bakanlığı’na göre ben ‘yıpranamıyorum’. Benden 65 yaşına kadar çalışmam isteniyor. 65 yaşında bir hemşire ne tip bir hizmet verebilir ki?”

...

Devamı Tempo'da

Enis TAYMAN

Fotoğraf: Hürriyet Arşiv

 

(1058 – 13 Mart 2008)

20.03.08

[ BİZE ULAŞIN | İŞ FIRSATLARI | KÜNYE ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.