|
Öyle bir koleksiyon düşünün ki içinde tam 2 milyon 700
bin parça eser barındırıyor. Bu eserler arasında ilk Misak-ı Milli haritası,
Atatürk dâhil tüm devlet büyüklerinin ses kayıtları, binlerce taş plak, Fatih’in
İstanbul’u fethederken ele geçirdiği el yazması İncil bulunuyor. Aslında bu
eserlerin hepsi sizin! İstediğiniz zaman gidip inceleyebilirsiniz. Bunu yapmak
için Ankara’daki Milli Kütüphane’ye bir uğramanız yeterli.
Milli Kütüphane, sahip olduğu milyonlarca materyalle,
tam anlamıyla Türk Milleti’nin ulusal hafızasını barındırıyor. Kütüphane, 1946
yılında Adnan Ötüken tarafından kuruldu. 1983’te de bugün hizmet verdiği, Ankara
Bahçelievler’deki dev binasına taşındı. Yurtdışındaki emsalleriyle
kıyaslandığında, 62 yıllık ömrüyle çok genç bir kütüphane olmasına rağmen sahip
olduğu materyaller açısından son derece zengin.
Milli Kütüphane’nin depolarında iki milyon 700 binin
üzerinde materyal bulunuyor. 1934 yılında çıkartılan ‘Basma Yazı ve Resimleri
Derleme Kanunu’ gereğince, Türkiye’de yayımlanan her basılı eserden bir numune,
Milli Kütüphane’ye gönderiliyor. Kütüphane’ye derleme yoluyla her yıl 20 binin
üzerinde yayın geliyor.
Milli Kütüphane’deki gazete koleksiyonu başka hiçbir
yerde yok. Cumhuriyet öncesinden günümüze kadar yayınlanan ulusal, yerel tüm
gazetelerin tüm sayıları mevcut. Bu dev arşiv, kütüphanenin depo bölümündeki
salonlarda, ciltler halinde saklanıyor.
Kütüphanedeki el yazması eserler ise ayrı bir değer
taşıyor.
Osmanlı’ya matbaanın çok geç girmesi (1727) nedeniyle,
Anadolu toprakları el yazması eser açısından oldukça zengin. Bunların çok önemli
bir bölümü, Milli Kütüphane’de saklanıyor. Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u
fethinde ele geçirilen, Miladi 1000 yıllarında yazıldığı tahmin edilen İncil,
kütüphanenin en kıymetli eserleri arasında yer alıyor. Yunan harfleriyle ceylan
derisi üzerine yazılmış bu eserin, cilt kapakları da tahta üzerine meşin kaplı.
Milli Kütüphane’de yaklaşık 27 bin eserden oluşan çok
zengin el yazması koleksiyonu bulunuyor. Bu eserlerin bir kısmı Anadolu’dan
toplanmış. Bir kısmı ise vatandaşın elindeki eserlerin parayla satın alınması
sonucu oluşturulmuş. El yazması eserlerin en önemli özelliği ise tamamının sayfa
sayfa dijital ortama aktarılmış olması. Araştırmacılar, bu eserleri internetten
de görebiliyorlar.
Atatürk’ün ses
kayıtları
Türkiye’nin en zengin taş plak koleksiyonu da yine
Milli Kütüphane bünyesinde saklanıyor. 1913-1960 yılları arasında üretilen
yerli-yabancı sanatçı ve orkestraların seslendirdiği yaklaşık beş bin civarında
taş plak, özel çelik kasalarda saklanıyor. Kütüphanenin arşivinde sadece taş
plak değil her türlü ses kaydı toplanıyor. Ses bankası olarak adlandırılan bu
bölümde, aralarında Atatürk’ün de bulunduğu bütün devlet büyüklerinin ses
kayıtları yer alıyor.
Türkiye’nin en büyük afiş koleksiyonu da şüphesiz yine
Milli Kütüphane’de yer alıyor. Türk tiyatrosunun, sinemasının bütün afişleri,
pankartlar ve röprodüksiyonların bulunduğu yaklaşık 23 bin civarında yerli ve
yabancı afiş, kütüphanenin yine çelik kasalı depolarında araştırmacıların
hizmetine sunulmak üzere saklanıyor.
İlk Misak-ı Milli
haritası
Milli Kütüphane, Türkiye’nin en zengin harita
koleksiyonlarından birisine de sahip. Kütüphanede, 1890-1960 yılları arasını
içeren, Türkçe ve Osmanlıca 4585 harita arşivlenmiş durumda. Cumhuriyet dönemi
Misak-ı Milli sınırlarının çizildiği ilk haritadan, İstiklal Savaşı planlarına
kadar pek çok değerli eser, dış etkenlere karşı korumak amacıyla asetat içinde
muhafaza ediliyor. Para, pul, kartpostal, gravür, tezhip, fotoğraf
koleksiyonları da kütüphanenin diğer kitap dışı materyalleri arasında yer
alıyor.
Milli Kütüphane’nin ilginç bölümlerinden birisi de
görme engelli okuyuculara hizmet veren Konuşan Kitaplık Bölümü. Beş ayrı
stüdyoda gün boyu gönüllü vatandaşlar kitap okuyorlar. Kaydedilen bu okumalar,
görme engelli okuyuculara sunuluyor. Görme engelliler bu hizmetten internet
vasıtasıyla da faydalanabiliyorlar. Bu bir roman ya da şiir kitabı olabildiği
gibi, üniversiteye hazırlık veya bir hukuk fakültesi ders kitabı da olabiliyor.
Milli Kütüphane’de tabii ki ulu önder Atatürk de
unutulmamış. Atatürk, Kurtuluş Savaşı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş
dönemiyle ilgili eserler Atatürk Belgeliği adı altında oluşturulan bölümde
saklanıyor. Yaklaşık 36 bin materyalin bulunduğu bu bölümün en önemli
eserlerinden birisini ilk kez Tempo görüntüledi. Mustafa Kemal Atatürk, kendi el
yazısıyla, 1931 yılında basılmış ‘Tarih 2 Orta Zamanlar’ adlı ders kitabının
üzerinde düzeltmeler yapmış.
Milli Kütüphane’nin Başkanlığını 1996 yılından beri
Tuncel Acar yürütüyor. Yaklaşık 18 yıldır bu kurumda görev yapan Acar, Milli
Kütüphane’nin, dünyanın diğer ülkelerindeki örneklerinden farklı olarak,
araştırmacılardan daha çok, üniversite öğrencilerinin ders çalışma amacıyla
kullandıkları bir yer olduğunu söylüyor. Gelenlerin yaklaşık yüzde 80’ini
üniversite öğrencileri oluşturuyor. Günlük ortalama bin 500 ila iki bin kişi
faydalanıyor. Kütüphanenin Adnan Ötüken, Müjgan Cumhur, İbn-i Sina okuma
salonları aynı anda bin kişiye hizmet verebiliyor.
Yasak
yayınlar
Milli Kütüphane’de bir dönem yasak yayınlar da
bulunmuş. Başkan Tuncel Acar, “Biz şimdi yasak yayın diye bir şey kabul
etmiyoruz. Bizde yasak yayın yok” diyor. Ancak 12 Eylül darbesinden sonra, 1988
yılına kadar bazı yayınların yasak kitap olarak bir depoda tutulduğunu
belirtiyor.
Acar, “Bu yasak bilinçli değildi. Gelişi güzel
yasaklanmış kitaplardı. Bildiğim kadarıyla beş-altı bin kitaptan oluşuyordu.
Fişlerinde YK işareti vardı. Mesela Rusya’da basılan kitaplar, o zaman
sıkıyönetim tarafından yasaklanmıştı. Bu kitapların içinde sırf ‘Kiril
Alfabesi’yle basıldığı için Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun ‘Yaban’ı, Reşat Nuri
Güntekin’in ‘Yaprak Dökümü’ gibi eserler bile vardı. Sonra işin özü anlaşıldı ve
yasak kalktı” diyor.
_________________________
Fırat TUR
(1064
– 24 Nisan 2008)
|