Tempo Online
Toplum Politika Ekonomi Dünya Sağlık Kültür Yaşam Spor Astroloji
KÖŞE YAZARLARI
1 Mayıs'ın en inatçı emekçisi

Tarih 1 Mayıs. Saat 06.30. Polis, DİSK Genel Merkezi önündeki kalabalığa, tazyikli su sıkıyor. Ali Rıza Küçükosmanoğlu, sağ yumruğu havada, ayakta. Saat 08.32. Küçükosmanoğlu, yine direnişte... Saat 09.30, sıra gaz bombasında... O, hâlâ direniyor. Direnişiyle 'Yılın 1 Mayıs emekçisi' Tempo'ya o günü anlattı

İşçi, üzerine sıkılan basınçlı suyun etkisiyle gerilese de bir türlü yere düşmüyor. Panzerdeki basınçlı su tüfeğinin başındaki polis, anlaşılan duruma sinirleniyor ki aynı işçinin üzerine bir kez daha sıkıyor suyu. Ama işçi yine düşmüyor. Bu arada sağ yumruğu havada, “Yaşasın 1 Mayıs” diye bağırıyor. Derken ortalık biraz durulur gibi oluyor.

 

Ancak ‘mola’ kısa sürüyor. Panzer, işçilerin üzerine bu kez boyalı ve basınçlı su sıkmaya başlıyor. Aynı işçi bu kez sendeliyor ve ilk salvoda yere kapaklanıyor; ancak kendisini hemen toparlıyor ve sağ kolunu yine havaya kaldırıp aynı sloganı tekrarlıyor: “Yaşasın 1 Mayıs.” Benzer sahneler gün boyu tekrarlanıyor.

 

Basınçlı suyun yanında bol bol da gaz yiyor işçi. Bir ara fenalaşıyor, gaz gözünü, yüzünü yakıyor; ama o, kendisini toparlar toparlamaz yine fırlıyor dışarıya ve sağ kolunu kaldırıp sloganını sürdürüyor: “Yaşasın 1 Mayıs.” Ne panzer, ne cop, ne de gaz bombaları kararlı işçiyi yıldırabiliyor. İşçi, günün sonunda TV kameraları sayesinde 1 Mayıs’ın sembollerinden biri haline geliyor.

 

Mülkiyeli işçi

 

İşçinin adı Ali Rıza Küçükosmanoğlu ve onu tarif etmek için ‘işçi’nin daha ötesinde bir tanım gerekiyor. Küçükosmanoğlu, şu anki titri itibariyle DİSK’e (Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu) bağlı Nakliyat-İş Sendikası Genel Başkanı. Ayrıca DİSK Yönetim Kurulu Üyesi ve Örgütlenme Dairesi Başkanı olarak da görev yapıyor. Yani o, kelimenin tam anlamıyla bir işçi lideri. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu.

 

Sümerbank bursuyla okuduğu için birkaç aylık memuriyet deneyimi dışında hayatı boyunca hep işçi olarak kalmış, sendikal faaliyetlerde bulunmuş. Dolayısıyla, hayat öyküsü itibariyle de 1 Mayıs günü DİSK Genel Merkezi’nin kapısında direnişin sembolü haline gelmesi hiç şaşırtırcı değil.

 

1959 Osmaniye doğumlu Küçükosmanoğlu. Eski bir köy enstitüsü olan Düziçi Öğretmen Lisesi’ni bitirdikten sonra, 1977’de Ankara’ya siyasal bilgiler okumaya gidiyor ve Mülkiyeli oluyor. Babası öğretmen. Altı kardeşi var. Okumak pahalı iş. Bu yüzden 1979’da metal iş kolunda işçi olarak çalışmaya başlıyor.

 

Küçükosmanoğlu, o günleri anlatırken bir de, “Tabii serde devrimcilik de var. Ben de işçilerin ‘aydın’laşması için ‘aydın’ların işçileşmesi gerektiğine inanıyorum. Biraz da bu yüzden para kazanmak için yolumu işçilik olarak belirledim” diyor.

 

Fakat genç devrimci işçimiz, çok geçmeden Bağımsız Metal İş adlı sendikanın kurucu genel başkanlığı da dâhil olmak üzere sendikal faaliyetlere başlıyor. Bu arada işçilik de sürüyor ve 1980’de sağ elinin başparmağını makineye kaptırıyor. Ardından 1980 darbesi geliyor ve sendikal faaliyetler sekteye uğruyor; ama Küçükosmanoğlu işçilikten vazgeçmiyor.

 

1983’te Mülkiye’yi bitiriyor; Sümerbank’ta birkaç ay memuriyetin ardından yine ‘sınıf mücadelesi’ne dönüyor. Hatta bu kez torna tesviye öğrenmeye çalışıyor ve kalifiye işçi haline gelmeye uğraşıyor. 1985’te polis baskısı yüzünden İstanbul’a geliyor.

 

Tekstil iş koluna geçiyor, Türk-İş’e bağlı TEKSİF adlı sendikada çalışıyor. Fakat sendikal faaliyet belalı bir iş olduğu için, burada tutunamıyor ve nakliye ambarlarında çalışmaya başlıyor. Türk-İş’e bağlı TÜMTİS’te görev alıyor. 1992’de buradan da ayrılıyor ve 1993’te DİSK’e bağlı Nakliyat-İş’e üye oluyor. 1995’te bu sendikanın genel başkanlığına seçiliyor ve o gün bugündür görevini aralıksız sürdürüyor.

 

Oğlunun adı Fidel

 

Küçükosmanoğlu, buraya kısaltarak alıntıladığımız mücadeleli hayat öyküsünü net ve abartısız ifadelerle anlatıyor. Küçükosmanoğlu, ailesinin kendi hayat görüşüne yakın olduğunu söylüyor ve öğretmen olan eşinin de 1 Mayıs’a katıldığını anlatıyor. Küçükosmanoğlu, çocuklarının bu tür olaylarda yer alması konusunda son derece net: “İsterim tabii 1 Mayıs’a katılmalarını” diyor. Zaten, beş yaşındaki oğlu Mehmet Fidel, “Seneye gelip sana vuranları ben döveceğim” diyormuş. 14 yaşındaki kızı Fatma Şirin ise 1 Mayıs’a katılacakmış; ama matematik sınavı çıkmış.

 

“Seneye kesin Taksim’deyiz”

 

Söz, haliyle dönüp yine 1 Mayıs 2008’e geliyor. O gün niye bu kadar ‘inatçı’ davrandığını soruyoruz. Cevap: “Sendikacılara artık çok daha büyük görevler düşüyor. İşçiler geçmişteki bazı hatalar yüzünden sendikalara olan güvenlerini kaybetmiş durumdalar. Siz bunu soruyorsunuz, bazı tanıdıklar da soruyor inanır mısınız! Koca yönetim kurulu üyesinin ne işi varmış kapının önünde...

 

Masamda otursam daha iyi yani... Tabii ki oturmadım. Oturmayacağım da. Çünkü ortaya bir direniş koyulması gerekiyordu. Polisin bizi burada teslim almaması gerekiyordu.” Evet, özetle bunları söylüyor Küçükosmanoğlu. Sonra dayanamayıp ekliyor: “Ama bir şey daha söyleyeyim, aslında ilk basınçlı su ile birlikte içimde bir öfke büyüdü.

 

Panzer, suyu bastıkça inadım tuttu, ‘düşmeyeceğim’ dedim, en azından ilkinde yere düşmedim. Bir direniş sergilemem gerekiyordu orada. Zaten ilk saldırıyı atlattıktan sonra öyle bir hale geldim ki, ‘Ölümden öte yol yok. Ölsem de kalsam da bu kapıdan sökemeyecekler beni’ demeye başladım. Nitekim sökemediler de...” 

 

Küçükosmanoğlu, gösterdiği direnişin semeresini ise, “Tanıdık tanımadık herkes gelip elimi sıkmaya başladı. Televizyonda görüp yolda tanıyanlar bile yanıma yanaşıp, ‘Helal sana, düşmedin yere’ diyorlar birkaç gündür” diye anlatıyor. Ayrıca bu tebrikler ve 2008’de yaşananlar sayesinde, 2009’a daha umutlu baktığını da ifade ediyor ve “Seneye kesin Taksim’deyiz” diyor.

                                              __________________

Enis TAYMAN

Fotoğraf: Hürriyet Arşiv

 

(1066 – 8 Mayıs  2008)

13.05.08

[ BİZE ULAŞIN | İŞ FIRSATLARI | KÜNYE ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.