Tempo Online
Toplum Politika Ekonomi Dünya Sağlık Kültür Yaşam Spor Astroloji
KÖŞE YAZARLARI
El Kaide'li Türk
''See you in cenneh!..''

ABD'nin, İstanbul Başkonsolosluğu'na düzenlenen silahlı saldırı, bir kez daha El Kaide'nin Türkiye yapılanmasını gündeme getirdi. El Kaide üyesi bir Türk'ün kaleme aldığı 'Cihadın Mahrem Hikâyesi' adlı kitap, örgüte ilişkin pek çok bilgiyi ilk elden okuma fırsatı veriyor

 

Sadece yıkmayı öğrendim

Şehitlik sırasının gelmesi için Irak’a geçen Konuk, kitabında zaman zaman özeleştiri yapıyor: “Burada hiçbir şey olamamaya yazgılanmış bir adam olmaktansa, bir doktor olaydım, şu hasta ümmete deva olaydım. Bir mühendis olaydım, şu viran olmuş ümmetin yıkıntılarını kaldırıp imar edeydim. Yapmakla ilgili hiçbir şey öğrenmemiştim, sadece yıkmakla ilgili bir şeyler öğrenme hevesine kapılmıştım. Ta buralara bu yüzden gelmiştim...”

--------------------- ● -----------------------

El Kaide örgütü, tüm dünyanın beynine bir çivi gibi çakıldığında, tarihler 11 Eylül 2001’i gösteriyordu. Örgüt, saldırılarını ABD ile sınırlandırmadı. Kanlı eylemlerin uğradığı ülkelerden biri de Türkiye’ydi. 2003’te Türkiye, ABD’nin yaşadığı şokun benzeriyle tanıştı. 15 Kasım’da, Neve Şalom ve Beth İsrail Sinagogları’na, 20 Kasım’da İngiltere’nin İstanbul Konsolosluğu ile HSBC Bankası’nın genel merkezine düzenlenen bombalı saldırılarda, teröristlerle birlikte 57 kişi öldü, 750 kişi de yaralandı.

 

Saldırıların ardından Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat ve Terörle Mücadele Dairesi’nin yaptığı araştırmada, El Kaide’nin Türkiye örgütlenmesi ortaya çıkarıldı. Habib Akdaş, Adnan Ersöz ve Baki Yiğit de bu örgütlenmede yönetici olarak yer alan isimlerdendi. Türkiye şaşkındı. Afganistan’ın, Pakistan’ın uzak kamplarında sandığı El Kaide üyeleri Türkiye’deydi ve eylem düzenleyebilecek kapasiteye sahipti.

 

11 Eylül saldırılarından bu yana El Kaide ile ilgili uyanan merak, İstanbul saldırılarının ardından iyice artmıştı. Türk basınında, örgütün Türkiye yapılanmasına ilişkin olarak istihbarat raporlarına dayanan çok sayıda haber yer aldı. ‘Cihadın Mahrem Hikâyesi’ adlı kitap ise ilk kez El Kaide üyesi bir Türk’ün, örgütü kendi kaleminden anlatması açısından önemli. Elest Yayınları tarafından 2007’de basılan kitabın yazarı ismini açıklamıyor. Kitabı Yahya Konuk takma adıyla yazan El Kaide üyesi, kendisini ‘Cihadın Oğlu’ diye niteliyor.       

 

KARA ŞAHİN’İ SELEFİLER DÜŞÜRMÜŞ!

 

Konuk, El Kaide ile ilişkisini anlatmaya Bosna’dan başlıyor. Tarih vermiyor ama anlattıklarından, dönemin 11 Eylül 2001 saldırıları öncesi olduğu anlaşılıyor. Bosna Savaşı sırasında karşılaştığı ‘Jön’ kodlu bir komutandan bahseden Konuk, bu kişiyi, “Türkiye’de birkaç sansasyonel ‘siyasal cinayet’e imza atmış, devletin peşinde olduğu, her Allah’ın günü gazetelerde çarşaf çarşaf fotoğrafları yayımlanan, mükemmel denebilecek bir eğitim almış, birinci sınıf bir militandı” diye tarif ediyor.

 

Kitaba göre, Somali’de ‘Black Hawk Down’ (Kara Şahin Düştü) filmine de konu olan Amerikan askeri helikopterinin düşürülmesinde, Bosna’daki Arap teşkilatlanmasının rolü var. Konuk, bu yüzden CIA başta olmak üzere yabancı servislerin, Selefilere savaş açtığını, savaştan sonra da devam eden suikastlarla Arap komutanların birer birer öldürüldüğünü anlatıyor. Bosna Savaşı’ndaki Arap mücahitlerin inisiyatif çabası ile El Kaide’nin Amerika’ya karşı konumlanmaya başlamasının eş zamanlı olduğuna dikkati çekiyor.

 

Konuk’un hikâyesi Bosna’dan Pakistan’a, oradan Keşmir’e ve daha sonra Afganistan’daki El Kaide kamplarına uzanıyor. Konuk bu kamplarda, örgütün önemli isimleriyle tanışıyor, onların gözetiminde eğitim alıyor. Konuk, tanıştığı bu önemli isimlerden birini ‘Üstat’ lakabıyla anlatıyor. ‘Üstat’, 26 Şubat 1993’te, Dünya Ticaret Merkezi’ne düzenlenen bombalı saldırının beyni olan Remzi Yusuf’a bu işi öğreten kişiden başkası değil. Konuk ona, Remzi Yusuf’un nasıl birisi olduğunu sorduğunu ve şu cevabı aldığını yazıyor:

 

“Hiçbir gurur alameti ya da böbürlenme sergilemeksizin, ‘Çok kimseler dersler aldı benden’ demekle yetinmişti. Sanki Remzi Yusuf’ta beğenmediği bir şeyler vardı yahut uğradığı akıbete kederleniyordu. Biri Mısırlı, diğeri Afgan, iki hanımı ve mebzul miktarda da çocuğu vardı. Torun sahibi bir dedeydi ama idealizmi ve savaşçı özlemlerinden zerre kaybetmemişti.

 

Nairobi ve Darüsselam’daki Amerikan elçiliklerinin vurulmasından sonra Afganistan’a atılan 70 Tomahawk füzesinden biri, kaldığımız kamplardaki birçok mücahidin şahadetine sebep oldu ve Üstat’ımız da orada şehit düştü. Rabb’i dualarına icabet ederek onu sevindirdi.”

 

BOMBACININ BAŞUCU KİTAPLARI

 

Akademinin bilgi kaynakları ise oldukça zengin. Konuk, “Gerilla kitaplıklarını gördüğümde gözlerime inanamadım. Binlerce kitap; bomba, strateji-taktik, suikast tarzları, silahsız savunma ve dövüş teknikleri, kılık ve ses değiştirme, dağ ve kamp hayatı, sağlık ve ilkyardım gibi sadece savaşla ilgiliydi. Benim gördüğüm, küçük bir kampın kitaplığıydı ve diğerlerinde neler olduğunu hayal bile edemiyordum” diyor.

 

OK YAYDAN 11 EYLÜL SABAHI FIRLADI VE...

 

11 Eylül 2001 saldırıları düzenlediğinde, Afganistan’da bulunan Konuk, o anı şöyle anlatıyor:

“Burada önemli olan şey, dünyanın dört bir yanından gelmiş cengâverlerin, ortak enerjilerinden harmanlanan muazzam sinerjiydi. Bir yay vardı burada ve atılmak için son raddeye kadar gerilmişti. Okun yaydan fırlayacağı besbelliydi, nereye fırlayacağı belli olmasa da. Bu enerjinin bir çıkış yolu bulması gerektiğini anlamamak imkânsızdı. Aksi halde içeriye doğru bir infilak kaçınılmaz olurdu. Ne var ki bu enerjinin hangi yöne doğru kanalize edileceğine dair sarih işaretleri göremiyorduk.

 

Gerçekten bir dönüm noktasındaydı buradaki teşkilat. Bunu pek çok kez sezinlemiştim. Bir eylül sabahı, herkesin gözlerini Afganistan’a ve Araplara çeviren ‘tarihin en büyük terör eylemi’ni gerçekleştirdikleri vakit, o enerji ve sinerjinin hangi yöne kanalize edileceğini, ben de herkes gibi şaşkın bakışlarla görmüş olacaktım.”

 

Yahya Konuk, elbette bir El Kaide üyesi olarak ölümü kabullenmiş olarak yaşıyor. Örgüt üyelerindeki bu ruh halini, Amerikan güçlerinin Afganistan operasyonu sırasında farklı kamplara dağıldıkları sırada yaşadıklarını anlatırken ortaya koyuyor: “... Hacı Abi ile vedalaşırken herkesi müteessir eden bir ayrılık sızısı kalplerimize hücum etmişti. Üstat’ı Aslanoğlu’nun yanında bırakarak gözü yaşlı gönlü yaşlı, kamyonete yerleştik.

 

Üstat, dua ve zikir cümlelerini hepimizin duyacağı biçimde tekrarlarken, arabamız usul usul kıpırdamaya başlamıştı. Titreyen elimi kaldırarak ‘Üstat!’ dedim, ‘See you in cenneh!..’ (*) Gözlerinden akan yaşı durdurmaya çalışmadan ve son emrini veren bir komutan olarak boğum boğum seslendi: Tamam, cömert kardeş, her kim önce giderse diğerlerini beklesin!”

 

(*) Cenneh: Arapçada cennet...

Cesur Yürek'i defalarca izledi

 

Yahya Konuk takma adlı Türk El Kaide üyesi, Türkiye’deyken Mel Gibson’ın ünlü filmi ‘Braveheart’ı (Cesur Yürek) defalarca izlemiş. Afganistan’a gittiğinde filmin müziğinden cesaret almış. Filmle ve müziğiyle ilgili olarak şöyle diyor:

 

“Kabil düşmek üzereydi ama savaş henüz bitmiş değildi...

 

Kulağımda walkman ile Araplardan gizli gizli ‘Cesur Yürek’ filminin müziğini dinliyordum. Yola çıkmadan evvel iki kez seyrettiğimiz bu film için Hacı Abi, ‘Muhakkak her Müslüman’a bu filmi seyrettirmek lazım. İnsanımıza cesaret verecek bir film bu’ demişti. Ben de Afganistan’ın ulu dağlarına bakarak bu müziği dinlemeyi ona tavsiye ediyordum.”

 

Kim Olabilir?

Kitapta Afganistan, Bosna, Keşmir ve Irak anılarını yazan El Kaide üyesi Türk’ün kimliğine ilişkin verdiği bilgiler yok denecek kadar az. Kendisine ilişkin net olarak söylediği tek şey, gözlüklü olduğu. 35 yaşlarında olduğu sanılıyor. Yazdıklarından, entelektüel birikime sahip biri olduğu anlaşılıyor.  

 

Hapiste de kaldığını belirten militanın en yakın arkadaşı Hacı Abi diye hitap ettiği bir başka El Kaide üyesi. Kitapta yazılanlara göre Hacı Abi diye söz edilen kişi, Felluce’de, El Kaide’nin birim komutanlarından biri olarak katıldığı bir çatışmada, Amerikan güçlerince öldürülmüş. Kendisinin yaklaşık bir yıl önce Afganistan’dan Türkiye’ye geldiği, daha sonra da Irak’a geçtiği biliniyor. Hayatta olup olmadığına ilişkin bilgi yok.

                                              __________________

M. Yaşar DURUKAN

Fotoğraf: AP

 

(1076 – 17 Temmuz  2008)

22.07.08

...

[ BİZE ULAŞIN | İŞ FIRSATLARI | KÜNYE ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.