Tempo Online

 
SON DAKİKA
Küresel Isınma : Avrupa Uzay Ajansı, buzulların kapladığı alanın uydudan ölçümlerin başladığı 1978'den sonraki en alt seviyesine indiğini ve Avrupa'dan Büyük Okyanus'a kutup üzerinden kestirme deniz yolunun açıldığını duyurdu   Irak : Irak'taki radikal Şii lideri Mukteda Sadr'a bağlı siyasi hareket, Şii koalisyon hükümetinden çekilme kararı aldı   Turizm : Antalya'ya hava yoluyla gelen turist sayısının 6 milyona yaklaştığı bildirildi   Afganistan : İngiltere, Taliban'ın Afganistan'daki İngiliz askerlerine saldırılarda Çin yapımı silahlar kullandığını bildirerek, Çin'e şikayette bulundu   Secret : Rhonda Byrne'ın yazdığı ve dünyada çok satanlar arasında ilk sıralarda yer alan ''Secret (Sır)'' adlı kitap, Türkiye'de de 4 aydır okurların en çok tercih ettiği eser oldu  
Gladyo ve Ergenekon
Ergenekoncu (!) gözüyle ERGENEKON

Cezaevinde tutuklu bulunan Doğu Perinçek, Ergenekon’a ilişkin bazı çevrelere gönderdiği mektupların yetersiz olduğunu düşünmüş olacak ki, kitap yazdı


Anti-Ergenekon’un şemasını çıkardı. Perinçek’e göre Ergenekon, “Fethullahçı gladyonun en önemli operasyonu.” MİT ve CIA de gladyonun partnerleri. ‘Gladyo ve Ergenekon’ adlı kitap piyasaya çıkmadan önce Tempo’da



Saat 04:30. Tarih 21 Mart 2008. Cumhuriyet Gazetesi Başyazarı İlhan Selçuk ve İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ile İstanbul Üniversitesi eski Rektörü Kemal Alemdaroğlu gözaltına alındı. Temmuz ayında açıklanan Ergenekon İddianamesi’nde neden gözaltına alındıkları şöyle açıklandı: “Terör örgütü kurmak ve yönetmek.”

 

Geçen zaman içinde binlerce Ergenekon haberi yapıldı. Ergenekon terör örgütünün kadro şemaları yayınlandı. Terör örgütü mensubu olmakla suçlananların emniyet ve savcılık ifadeleri basına sızdırıldı. Bu esnada ‘içeridekiler’ de boş durmadı. Kimileri derdini mektuplarla anlattı. Ergenekon örgütünün siyasi kanadı olmakla suçlanan Doğu Perinçek ise ‘anti-Ergenekon’u yazdı.

 

Perinçek’in cezaevinde kaleme aldığı “Gladyo ve Ergenekon” adlı kitap 308 sayfadan oluşuyor. Perinçek kitabının ‘ana-teması’nı şöyle açıklıyor: “Fethullahçı Gladyo’nun en önemli operasyonu, ‘Ergenekon Operasyonu’dur. Bütün tertip ve cinayetleri, ‘Ergenekon Operasyonu’nun basamaklarıdır.”

 

“SÜPER NATO”

 

Doğu Perinçek, el yazısıyla kaleme aldığı kitabında konunun ayrıntısını şöyle anlatıyor: “Devlet ve polis içindeki Fethullahçı yuvalanma, Tayyip Erdoğan’ın tepesinde bulunduğu ‘Süper NATO’ örgütlenmesinin çekirdeğini ve operasyon merkezini oluşturmaktadır. Bunlar polis teşkilatı içinde öyle etkin bir duruma gelmişlerdi ki, Emniyet Genel Müdür Vekili Necati Altıntaş, 2008 yılı başında emekliye ayrılmadan önce Emniyet’teki Fethullahçı örgütlenme konusunda bir rapor hazırlamış ve devletin beş önemli makamına sunmuştur.”

 

Perinçek, önümüzdeki hafta yayınlanması planlanan kitabında, ‘Fethullahçı Gladyo’nun tertip ve eylemlerini ikiye ayırıyor: “Türkiye’de ‘Kemalist Devrim’i yıkmak için yapılan çalışmalar ve Türkiye dışı kriz bölgelerinde CIA ile birlikte yürütülen eylemler.”

 

İP lideri, bu çerçevedeki tüm girişimlerin ABD’nin Rusya, Çin, Irak ve diğer Ortadoğu ülkelerindeki faaliyetleriyle bağlantılı olduğunu savunuyor. Ayrıntısını şöyle anlatıyor: “Fethullah Hoca’nın Asya ve Afrika’da CIA ile işbirliği halinde kurduğu ‘İslami eğitim’ görünümlü mektepler, yalnız ABD’ye kadro yetiştirmek için değil, aynı zamanda CIA’nın psikolojik savaş, darbe tertipleri, terör, dinsel ve mezhepsel yobazlık ve bölücülük gibi faaliyetlerinde yasal görüntüler altında kullanılmaktadır. Rusya Federasyonu, Fethullah mekteplerinin bu işlerini saptamış ve kapatılması yoluna gitmiştir.”

 

Anlaşılan Perinçek, Fethullah Gülen’e oldukça kızgın. Gülen hakkındaki iddiaları oldukça sert. Örneğin Danıştay suikastı, MC Donalds’ın bombalanması, Malatya cinayetleri ve Hrant Dink suikastlarının ‘Fethullahçı Gladyo’nun işi olduğunu ileri sürüyor.

 

DÖRT AYRI TUNCAY

 

Perinçek, kitabında Ergenekon davasının kilit ismi Tuncay Güney’e geniş yer ayırıyor. ‘Dört taraflı’ çalıştığını iddia ettiği Tuncay Güney’in ifadesindeki  ‘Ergenekon demek TSK demektir’ cümlesine dikkat çekiyor: “Güney’in Hanefi Avcı (Bugün Edirne Emniyet Müdürü) ile ilişkisi 1996 öncesine kadar uzanıyor. Doğu Perinçek’in Abdullah Öcalan ile 2000’e Doğru Dergisi Genel Yayın Yönetmeni olarak yaptığı görüşmenin fotoğraflarını PKK’dan alıp polise getirme işini o zaman Emniyet İstihbarat Dairesi’nin Başkan Yardımcısı olan Hanefi Avcı’nın denetiminde yapıyor.

 

Güney’in Mehmet Eymür ile ilişkilerinin köklü ve sıkı olduğu görülüyor. 1996 yılında fotoğraf sahteciliği nedeniyle MİT tarafından sorgulandığı zaman, görevlilere ‘Siz beni yıllardır tanırsınız’ diyor. İlişki, Güney 14-15 yaşındayken 1986-87 yıllarında, Mahmut Hoca Dergahı’na yerleştirildiği sırada başlıyor. Eymür, o zaman MİT Güvenlik Dairesi Başkanı. Korkut Eken ise, Eymür’ün yardımcısı. Güney, 1991 yılında ‘Mehmet Eymür’ün adamlarına sürekli bilgi verdiğini’ söylüyor.

 

Güney, MİT tarafından görevli olarak İran’a gönderildiğini itiraf ediyor (…)Veli Küçük, Güney’i kendisine Eymür’ün yolladığını Emniyet ifadesinde dolaylı olarak belirtiyor. Güney’in Albay Veli Küçük ile tanıştırılmasından sonra dört taraflı çalıştığı görülüyor. Küçük’ün elemanı olarak Askeri İstihbarat ile. Eymür’ün eski elemanı olarak MİT ile. Emniyet İstihbarat Dairesi Başkan Yardımcısı Avcı ile. ABD Büyükelçiliği görevlileri ile.”

 

MİT PARMAĞI

 

Perinçek, ‘Ergenekon Yeniden Yapılandırma’ ve ‘Lobi’ gibi belgelerin MİT elemanlarının katılımıyla hazırlandığını da iddia ediyor: “Ergenekon tertibi açısından aydınlatılması gereken uygulama, MİT’in 3 Temmuz 2002 günü elinde bulunan, hatta MİT mensupları tarafından düzenlenmiş olan Ergenekon belgelerini resmileştirmesidir. Müsteşar Şenkal Atasagun, bu uygulamayla, bağlı olduğu Başbakan Ecevit’i iktidardan indirme ve Orgeneral Kıvrıkoğlu komutasındaki Türk ordusuna müdahale operasyonundaki rolünü oynamıştır.”

 

Perinçek, MİT’in Ergenekon’a ilişkin mektubun kendilerine 3 Temmuz 2002’de ulaştırıldığını açıkladığını, ama bu konuyu yaklaşık bir yıl önce, 30 Nisan- 1 Mayıs 2001 günlerinde Fehmi Koru’nun (Taha Kıvanç) Yeni Şafak’ta yazdığına dikkat çekiyor. MİT’in Ergenekon’un içinde olduğunu tekrarlayan Perinçek, “Atasagun’un MİT yönetimi, Ergenekon tertibini 1998 yılından beri tezgâhlayan Fethullahçı Gladyo’nun içindedir” diyor.

 

Perinçek’in MİT’le ilgili başka bir iddiası daha var: 3 Kasım 2002’de yapılan erken genel seçimlerin gladyonun işi olduğunu ileri sürüyor. Hatta bu seçimleri ‘darbe’ olarak niteleyerek, bu tertibin içinde MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun’un yanı sıra MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve Mehmet Eymür’ün de bulunduğunu savunuyor.

 

Perinçek, “2001 Ergenekon tertibi”nin Genelkurmay’a da yansıdığını ileri sürüyor:  “Orgeneral Kıvrıkoğlu, irticaya karşı yumuşak tavrı nedeniyle Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Özkök’ün Genelkurmay Başkanı olmasını doğru görmüyor. Kendisine önerilen görevi uzatma önerisini reddetmekle birlikte Ecevit’e Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman’ın Genelkurmay Başkanı olmasını öneriyor.

 

Ancak Cumhurbaşkanı Sezer ve Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli’nin cepheden karşı olmalarının da etkisiyle Başbakan Ecevit, bu öneriyi kabul etmiyor. Bu süreçte Orgeneral Kıvrıkoğlu, irticaya, özellikle Fethullah Hoca gündeme getirince, Ecevit komutanlara, ‘Siz benim laikliğimi mi sorguluyorsunuz’ diye soruyor. Orgeneral Kıvrıkoğlu, aktarıldığına göre, sert bir ifadeyle, ‘Evet Sayın Başbakan, sizin artık laikliğe önem verdiğinize inanmıyoruz’ diyor. (…)”

 

Doğu Perinçek, CIA ve MİT’in kurgu ve uydurma belgelerle, ABD’nin Irak saldırısı öncesinde Türk ordusunun terfi sistemine müdahale ettiğini de ileri sürüyor. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in bu belgelerle ve uydurma senaryolarla yönlendirilmiş olabileceğinin altını çiziyor. Örnek olarak İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu’nun görevden alınmasını gösteriyor. Görevden alınmanın, MİT müdahalesiyle gerçekleştiğini savunuyor.

 

Cumhurbaşkanı Sezer’in MİT tarafından kolaylıkla yönlendirildiğini, Devlet Bahçeli’nin ABD ve MİT’in kontrolü altında olduğunu yazıyor. Hatta bu sayede Orgeneral Hilmi Özkök’ün Genelkurmay Başkanı olabildiği tezini ortaya atıyor. Recep Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül’ün Türkiye’nin siyasi liderleri olmasını da bu gelişmelere bağlıyor.

 

35 KİŞİLİK CIA HEYETİ

 

Doğu Perinçek’in iddiaları bitecek gibi değil. Ankara’ya 18 Şubat 2008 günü 35 kişilik bir CIA-Pentagon heyeti geldiğini ve ekibin Ergenekon operasyonun kritik kararlarını verdiğini yazıyor. Ve şu iddialarda bulunuyor: “Ekip, ABD Büyükelçiliği yakınında bir binaya yerleşti. Operasyon ekibi, Türkiye’deki en üst düzey ABD askeri temsilciliği olan ODC (Office of Defense Cooperation-Savunma İşbirliği Dairesi) bünyesinde çalışıyor. ODC’nin başında ABD’li bir tümgeneral bulunuyor.

 

(…) 21 Mart 2008 günü İşçi Partisi yöneticilerinin, Cumhuriyet Gazetesi’nin önemli önderi İlhan Selçuk ve İstanbul Üniversitesi eski Rektörü Kemal Alemdaroğlu’nun gözaltına alınmaları sürecini, CIA-Pentagon heyeti yönetti. 1 Temmuz 2008 günü, Orgeneral Şener Eruygur ve Orgeneral Hurşit Tolon’un ve Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün’ün gözaltına alınmaları talimatını da yine doğruya Ankara’daki CIA-Pentagon Heyeti verdi.”

                                              __________________

Selin ONGUN

 

(1089 – 16 Ekim 2008)

17.10.08

...



[ BİZE ULAŞIN | İŞ FIRSATLARI | KÜNYE ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.