Anti-Ergenekon’un şemasını çıkardı. Perinçek’e göre
Ergenekon, “Fethullahçı gladyonun en önemli operasyonu.” MİT ve CIA de gladyonun
partnerleri. ‘Gladyo ve Ergenekon’ adlı kitap piyasaya çıkmadan önce
Tempo’da
Saat 04:30. Tarih 21 Mart 2008. Cumhuriyet Gazetesi
Başyazarı İlhan Selçuk ve İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ile İstanbul
Üniversitesi eski Rektörü Kemal Alemdaroğlu gözaltına alındı. Temmuz ayında
açıklanan Ergenekon İddianamesi’nde neden gözaltına alındıkları şöyle açıklandı:
“Terör örgütü kurmak ve yönetmek.”
Geçen zaman içinde binlerce Ergenekon haberi yapıldı.
Ergenekon terör örgütünün kadro şemaları yayınlandı. Terör örgütü mensubu
olmakla suçlananların emniyet ve savcılık ifadeleri basına sızdırıldı. Bu esnada
‘içeridekiler’ de boş durmadı. Kimileri derdini mektuplarla anlattı. Ergenekon
örgütünün siyasi kanadı olmakla suçlanan Doğu Perinçek ise ‘anti-Ergenekon’u
yazdı.
Perinçek’in cezaevinde kaleme aldığı “Gladyo ve Ergenekon”
adlı kitap 308 sayfadan oluşuyor. Perinçek kitabının ‘ana-teması’nı şöyle
açıklıyor: “Fethullahçı Gladyo’nun en önemli operasyonu, ‘Ergenekon
Operasyonu’dur. Bütün tertip ve cinayetleri, ‘Ergenekon Operasyonu’nun
basamaklarıdır.”
“SÜPER NATO”
Doğu Perinçek, el yazısıyla kaleme aldığı kitabında konunun
ayrıntısını şöyle anlatıyor: “Devlet ve polis içindeki Fethullahçı yuvalanma,
Tayyip Erdoğan’ın tepesinde bulunduğu ‘Süper NATO’ örgütlenmesinin çekirdeğini
ve operasyon merkezini oluşturmaktadır. Bunlar polis teşkilatı içinde öyle etkin
bir duruma gelmişlerdi ki, Emniyet Genel Müdür Vekili Necati Altıntaş, 2008 yılı
başında emekliye ayrılmadan önce Emniyet’teki Fethullahçı örgütlenme konusunda
bir rapor hazırlamış ve devletin beş önemli makamına sunmuştur.”
Perinçek, önümüzdeki hafta yayınlanması planlanan
kitabında, ‘Fethullahçı Gladyo’nun tertip ve eylemlerini ikiye ayırıyor:
“Türkiye’de ‘Kemalist Devrim’i yıkmak için yapılan çalışmalar ve Türkiye dışı
kriz bölgelerinde CIA ile birlikte yürütülen eylemler.”
İP lideri, bu çerçevedeki tüm girişimlerin ABD’nin Rusya,
Çin, Irak ve diğer Ortadoğu ülkelerindeki faaliyetleriyle bağlantılı olduğunu
savunuyor. Ayrıntısını şöyle anlatıyor: “Fethullah Hoca’nın Asya ve Afrika’da
CIA ile işbirliği halinde kurduğu ‘İslami eğitim’ görünümlü mektepler, yalnız
ABD’ye kadro yetiştirmek için değil, aynı zamanda CIA’nın psikolojik savaş,
darbe tertipleri, terör, dinsel ve mezhepsel yobazlık ve bölücülük gibi
faaliyetlerinde yasal görüntüler altında kullanılmaktadır. Rusya Federasyonu,
Fethullah mekteplerinin bu işlerini saptamış ve kapatılması yoluna gitmiştir.”
Anlaşılan Perinçek, Fethullah Gülen’e oldukça kızgın. Gülen
hakkındaki iddiaları oldukça sert. Örneğin Danıştay suikastı, MC Donalds’ın
bombalanması, Malatya cinayetleri ve Hrant Dink suikastlarının ‘Fethullahçı
Gladyo’nun işi olduğunu ileri sürüyor.
DÖRT AYRI
TUNCAY
Perinçek, kitabında Ergenekon davasının kilit ismi Tuncay
Güney’e geniş yer ayırıyor. ‘Dört taraflı’ çalıştığını iddia ettiği Tuncay
Güney’in ifadesindeki ‘Ergenekon
demek TSK demektir’ cümlesine dikkat çekiyor: “Güney’in Hanefi Avcı (Bugün
Edirne Emniyet Müdürü) ile ilişkisi 1996 öncesine kadar uzanıyor.
Doğu
Perinçek’in Abdullah Öcalan ile 2000’e Doğru Dergisi Genel
Yayın Yönetmeni olarak yaptığı görüşmenin fotoğraflarını PKK’dan alıp polise
getirme işini o zaman Emniyet İstihbarat Dairesi’nin Başkan Yardımcısı olan
Hanefi Avcı’nın denetiminde yapıyor.
Güney’in Mehmet Eymür ile ilişkilerinin köklü ve sıkı
olduğu görülüyor. 1996 yılında fotoğraf sahteciliği nedeniyle MİT tarafından
sorgulandığı zaman, görevlilere ‘Siz beni yıllardır tanırsınız’ diyor. İlişki,
Güney 14-15 yaşındayken 1986-87 yıllarında, Mahmut Hoca Dergahı’na
yerleştirildiği sırada başlıyor. Eymür, o zaman MİT Güvenlik Dairesi Başkanı.
Korkut Eken ise, Eymür’ün yardımcısı. Güney, 1991 yılında ‘Mehmet Eymür’ün
adamlarına sürekli bilgi verdiğini’ söylüyor.
Güney, MİT tarafından görevli olarak İran’a gönderildiğini
itiraf ediyor (…)Veli Küçük, Güney’i kendisine Eymür’ün yolladığını Emniyet
ifadesinde dolaylı olarak belirtiyor. Güney’in Albay Veli Küçük ile
tanıştırılmasından sonra dört taraflı çalıştığı görülüyor. Küçük’ün elemanı
olarak Askeri İstihbarat ile. Eymür’ün eski elemanı olarak MİT ile. Emniyet
İstihbarat Dairesi Başkan Yardımcısı Avcı ile. ABD Büyükelçiliği görevlileri
ile.”
MİT PARMAĞI
Perinçek, ‘Ergenekon Yeniden Yapılandırma’ ve ‘Lobi’ gibi
belgelerin MİT elemanlarının katılımıyla hazırlandığını da iddia ediyor:
“Ergenekon tertibi açısından aydınlatılması gereken uygulama, MİT’in 3 Temmuz
2002 günü elinde bulunan, hatta MİT mensupları tarafından düzenlenmiş olan
Ergenekon belgelerini resmileştirmesidir. Müsteşar Şenkal Atasagun, bu
uygulamayla, bağlı olduğu Başbakan Ecevit’i iktidardan indirme ve Orgeneral
Kıvrıkoğlu komutasındaki Türk ordusuna müdahale operasyonundaki rolünü
oynamıştır.”
Perinçek, MİT’in Ergenekon’a ilişkin mektubun kendilerine 3
Temmuz 2002’de ulaştırıldığını açıkladığını, ama bu konuyu yaklaşık bir yıl
önce, 30 Nisan- 1 Mayıs 2001 günlerinde Fehmi Koru’nun (Taha Kıvanç) Yeni
Şafak’ta yazdığına dikkat çekiyor. MİT’in Ergenekon’un içinde olduğunu
tekrarlayan Perinçek, “Atasagun’un MİT yönetimi, Ergenekon tertibini 1998
yılından beri tezgâhlayan Fethullahçı Gladyo’nun içindedir” diyor.
Perinçek’in MİT’le ilgili başka bir iddiası daha var: 3
Kasım 2002’de yapılan erken genel seçimlerin gladyonun işi olduğunu ileri
sürüyor. Hatta bu seçimleri ‘darbe’ olarak niteleyerek, bu tertibin içinde MİT
Müsteşarı Şenkal Atasagun’un yanı sıra MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve
Mehmet Eymür’ün de bulunduğunu savunuyor.
Perinçek, “2001 Ergenekon tertibi”nin Genelkurmay’a da
yansıdığını ileri sürüyor: “Orgeneral Kıvrıkoğlu, irticaya karşı
yumuşak tavrı nedeniyle Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Özkök’ün Genelkurmay
Başkanı olmasını doğru görmüyor. Kendisine önerilen görevi uzatma önerisini
reddetmekle birlikte Ecevit’e Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman’ın
Genelkurmay Başkanı olmasını öneriyor.
Ancak Cumhurbaşkanı Sezer ve Başbakan Yardımcısı Devlet
Bahçeli’nin cepheden karşı olmalarının da etkisiyle Başbakan Ecevit, bu öneriyi
kabul etmiyor. Bu süreçte Orgeneral Kıvrıkoğlu, irticaya, özellikle Fethullah
Hoca gündeme getirince, Ecevit komutanlara, ‘Siz benim laikliğimi mi
sorguluyorsunuz’ diye soruyor. Orgeneral Kıvrıkoğlu, aktarıldığına göre, sert
bir ifadeyle, ‘Evet Sayın Başbakan, sizin artık laikliğe önem verdiğinize
inanmıyoruz’ diyor. (…)”
Doğu Perinçek, CIA ve MİT’in kurgu ve
uydurma belgelerle, ABD’nin Irak saldırısı öncesinde Türk ordusunun terfi
sistemine müdahale ettiğini de ileri sürüyor. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet
Sezer’in bu belgelerle ve uydurma senaryolarla yönlendirilmiş olabileceğinin
altını çiziyor. Örnek olarak İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemal
Alemdaroğlu’nun görevden alınmasını gösteriyor. Görevden alınmanın, MİT
müdahalesiyle gerçekleştiğini savunuyor.
Cumhurbaşkanı Sezer’in MİT tarafından
kolaylıkla yönlendirildiğini, Devlet Bahçeli’nin ABD ve MİT’in kontrolü altında
olduğunu yazıyor. Hatta bu sayede Orgeneral Hilmi Özkök’ün Genelkurmay Başkanı
olabildiği tezini ortaya atıyor. Recep Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül’ün
Türkiye’nin siyasi liderleri olmasını da bu gelişmelere bağlıyor.
35 KİŞİLİK CIA HEYETİ
Doğu Perinçek’in iddiaları bitecek
gibi değil. Ankara’ya 18 Şubat 2008 günü 35 kişilik bir CIA-Pentagon heyeti
geldiğini ve ekibin Ergenekon operasyonun kritik kararlarını verdiğini yazıyor.
Ve şu iddialarda bulunuyor: “Ekip, ABD Büyükelçiliği yakınında bir binaya
yerleşti. Operasyon ekibi, Türkiye’deki en üst düzey ABD askeri temsilciliği
olan ODC (Office of Defense Cooperation-Savunma İşbirliği Dairesi) bünyesinde
çalışıyor. ODC’nin başında ABD’li bir tümgeneral bulunuyor.
(…) 21 Mart 2008 günü İşçi Partisi
yöneticilerinin, Cumhuriyet Gazetesi’nin önemli önderi İlhan Selçuk ve İstanbul
Üniversitesi eski Rektörü Kemal Alemdaroğlu’nun gözaltına alınmaları sürecini,
CIA-Pentagon heyeti yönetti. 1 Temmuz 2008 günü, Orgeneral Şener Eruygur ve
Orgeneral Hurşit Tolon’un ve Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün’ün
gözaltına alınmaları talimatını da yine doğruya Ankara’daki CIA-Pentagon Heyeti
verdi.”
__________________
Selin ONGUN
(1089 – 16 Ekim
2008)
|