|
Şimdi biraz geriye gidelim ve hikâyeyi baştan anlatmaya
başlayalım. Bir yıldır sürdürdüğümüz “Engelleri Kaldıralım” kampanyası
çerçevesinde, bir fotoğraf çalışması yapmak istedik, bunun için Serdar
Bilgili’nin kapısını çaldık. Serdar Bilgili, teklifimizi heyecanla kabul etti,
ardından çekimler başladı. 16 Kasım’da yayınlanan Tempo dergisinde, Bilgi’nin
objektifine poz veren 22 cesur yüreğin öykülerini okudunuz. Hepsi, önlerine
konulan engelleri başarıyla aşmış, sporda, sanatta, müzikte, eğitimde, iş
dünyasında önemli başarılara imza atmışlardı.
Çekimler öncesinde yaptığımız toplantılarda, çekimler
sırasındaki sohbetlerimizde ve çekimler sonrasında kurduğumuz dostluklar bize
hiçbir kütüphaneye sığmayacak şeyler öğretti. Onların şaşırtıcı, komik, hüzünlü
öykülerini dinlerken engelin ne olduğunu öğrendik. Ne olmadığını da… Her şeyden
önce engeller beden içindi, bunu öğrendik: Çıkılacak rampalar, çıkılamayacak
merdivenler, görmeyen gözlerle okunabilecek
kitaplar, geçilemeyecek ışıklar vardı. Ama
engeller yürekler için değildi, bunu da öğrendik. Hepsinin, her kese, her şeye;
işlerine, dostlarına, hayata, doğaya, edebiyata, şiire, resme, müziğe
verebilecekleri sınırsız sevgileri vardı. Herkes gibi, umutlu-umutsuz,
mutlu-mutsuz, sonsuz ya da değil, aşklar yaşamışlardı. Merdiven çıkmanın ne
demek olduğunu, kırmızının neye benzediğini bilmeseler de, aşkı biliyorlardı.
Fotoğraf çalışmamızın ikinci ayağında, İsviçre’den gelen
iki konuk; spor menejeri Gérald Metroz ve zihinsel engelliler için bir kuruluşta
sosyal görevli olarak çalışan Thuy Esselier, aşkın engel tanımayan yönünü
fotoğraf karelerinde ölümsüz kılmak için birkaç günlüğüne İstanbul’a geldiler,
poz verdiler.
22 cesur yüreğin, Thuy Esselier ve Gérald Metroz’un
fotoğrafları 15-30 Ocak tarihleri arasında Dolmabahçe Sarayı Sergi Salonu’ndaki
“Engellere Rağmen” adıyla sergileniyor. Serginin sunuş yazısını fotoğraf
sanatçısı Ara Güler kaleme aldı.
|