|
- Mavi Jeans için
hazırladığınız kampanyada kızınızla da çalışmışsınız. Sık olan bir şey değil
herhalde bu. Nasıldır aranız?
Ali benim en
küçük çocuğum. Ve çok ciddi biridir. Beni ve yaptıklarımı da çok ciddiye alır.
Bir de Türk arkadaşı var ve gayet iyi anlaşıyorlar. O yüzden de tanıyor buraları
biraz. Hakları için savaşan, şimdiki gençlere benzemeyen bir kız. Tam bir
feminist. Hem de 60’lı yılların feministlerinden. Rolling Stones falan dinler.
- Modellik mi
yapıyor?
Hayır,
veterinerlik okuyor aslında. Hayvanlarla arası inanılmaz iyi. Vahşi hayvanları
çok seviyor. Kaplanlar, aslanlar... Ali’nin derdi hep okumak aslında, ama biraz
beni düşünüyor. Babasına yük olmak istemiyormuş ömrü boyunca okuyup.
- Sizin hayvanlarla
aranız nasıl?
Çok iyidir.
Kadınlarla iyi olduğu için, hayvanlarla da iyi. Vahşi hayvanlarla kadınlar
benzerler birbirlerine.
- Jean dünyasına
dönersek, eski bir reklam afişinizi hatırlıyorum. İsa’ya kot giydirmiştiniz.
Mavi Jeans için, mesela Hz. Muhammed’le ilgili bir çalışma yapabilir miydiniz,
kaldırır mıydı sizce Türkiye
bunu?
Daha çılgınını
yapabilirdim.
-
Mesela?
Orasını bir
kampanyanız olduğunda konuşalım.
- Peki o zaman blucinin
Toscani üzerinde nasıl bir imajı
vardır?
Blucin
modernizmin en büyük sembollerinden. Her kuşak, farklı şekilde ele aldı blucini.
Kendi modellerini ürettiler. Hatırlıyorum da, benim gençliğimde Amerika’dan
sipariş ediliyordu. 1960’larda, o politik zamanlarda, biz de solcuyduk tabii. O
zamanlar solcu olmak modaydı. Bir arkadaşımla çok komik bir muhabbet geçmişti.
Arkadaşım Rusya’ya gitmek istiyordu. Ben de “İyi sen Rusya’ya git. Ben de
Amerika’ya gideceğim; çünkü orada blucin var” demiştim. Bir taraftan Vietnam
Savaşı’nı protesto ediyoruz. Bir taraftan kot için Amerika’ya gitmek
istiyoruz.
- Mavi Jeans
kampanyasına gelirsek, kampanyada Türkiye’yi biraz Akdeniz havasına sokmuşsunuz
sanki. Akdenizli bir memleket mi sizce
burası?
Öyle bir
havası da var tabii; ama İtalya gibi de değil. Bence bu topraklar tam anlamıyla
Doğu’yla Batı’nın buluşması. Bu özellik de çok çok önemli.
- Bir de mavi boncuk
takmışsınız afişlerdeki modellere. Böyle inançlarınız var
mıdır?
Hayır, yoktur.
Bu tür inançlar insanlara yardım etmez. Sadece estetik olarak kullandım
boncukları.
- Kafalara sardığınız
kotlar biraz sarık gibi. Bazı insanlar bu tasarımı bir parça oryantalist
bulabilirler mi sizce? Keza Türkiye’nin bir yandan da kurtulmaya çalıştığı bir
durum bu.
Neden
kurtulmaya çalışıyorsunuz ki. Bence tam tersini yapmalısınız. Böyle bir kültürü
görmezden gelmek büyük hata olur. Kotları kafalara sarma fikri Kapalıçarşı’da
çıktı açıkçası. Orada gördüğüm kıyafetlerden. Ama bence Türkiye, Osmanlı
tarafını da atlamamalı.
- Son dönemde olup
biteni takip edebiliyor musunuz. Nasıl görünüyor Türkiye
oralardan?
Türkiye önemli
dönemlerden geçiyor. AB’ye üye olmak istiyor ve geleceği de gayet iyi görünüyor
bence. Bu, herkes için ilginç bir fırsat olabilir diye düşünüyorum. Bir yandan
da yalnız, hâlâ din kavgası yapılıyor. Din kavgası yapılarak hiçbir yere
varılmaz. Biz zamanında yaptık da ne oldu... Tanrı adına kimse kimseyi
öldüremez.
- Sizce böylesi ciddi
bir din kavgası var mı peki
burada?
Hayır, yaşamadım da,
görmedim de. Ama medya nasıl veriyor olayları, ona bakmak lazım. İtalya için de
aynı şey söz konusu. Bizde de Papa demek İtalya demek gibi; ama böyle
yaşamıyoruz.
_______________________
Berrin KARAKAŞ
(1017 – 31
Mayıs 2007)
|