|
Kimsenin kendisine yakıştıramadığı hastalığı sırasında, Güneri
Cıvaoğlu’na verdiği röportajda, “10-15 yıl öncesine dönsem, daha çok tatil
yapardım, kendime daha çok zaman ayırırdım” diyor Ufuk Güldemir. Oysa hayat akıp
gidiyor, sanki hiç ölmeyecekmişiz gibi. Herkes başka bir stresin ortasında.
Hayat bizi kovalarken, durup ne geçmişimize, ne geleceğimize bakıyoruz.
Gazeteciler için durum, birçoğuna göre daha beter. O kadar stresli bir meslek
ki; kırmak da kolay, kırılmak da.
Önemli olan, açılan yarayı kapatmayı bilmek günün sonunda. Gazeteci ne
kadar stresli, ne kadar gergin olursa olsun, duygusal da bir yandan. Öyle
olmasa, Ufuk Güldemir, en ateşli tartışmaları yaptığı, bir daha yüzüne bile
bakmayacağı sanılan insanlarla yeniden can ciğer kuzu sarması olabilir miydi? Ya
da o insanlar geçmişe sünger çekip, Ufuk Güldemir’e duydukları öfkeyi
yenebilirler miydi?
Onun seveni de çoktu, sevmeyeni de... Hiçbir zaman ortada durmadı çünkü.
Sevdiğini tam sevdi, sevmediğinden gerçekten nefret etti. Bunu da saklamadı
kimseden. Kendisiyle çalışanlara sorarsanız, her biri ayrı bir hikâye anlatır ne
kadar zor biri olduğu üzerine. Buna rağmen herkes bilir ki, tüm hırsı haber
içindi. Ölüm haberi geldiğinde, kendisiyle sağlığında tartışmış, hatta küsmüş
olanların, avcılığından hazzetmeyenlerin bile derinden üzülmesi, onun Türk
gazeteciliğinde bir ekol olarak hakkını vermesi de bundandı hiç kuşkusuz.
Güldemir’in o melun hastalığa
yakalandığını duyan ve kendisini tanıyan herkes ona bunu yakıştıramadı. Hatta
herkes güldü, geçti; “Ufuk bir tümöre pabuç bırakacak adam değildir, hastalık bu
kez sert kayaya çattı” dedi. Ama olmadı. O, mücadeleci ruhunu korumaya çalışsa
da yetmedi.
Gazetecilikten başka iş
yapmadığı 33 yıllık meslek hayatında, pek çok önemli görevde bulundu. 1987-1992 yılları arasında Cumhuriyet Gazetesi Washington
Temsilciliği görevini üstlendi. Türkiye'ye döndükten sonra Show TV ve Star TV’de
haber genel yayın yönetmenliği yaptı. Milliyet ve Sabah gazetelerinin genel
yayın müdürlüğü görevlerinde bulundu.
Sonunda, “Başarılı olduğumda kovulmak istemiyorum” diyerek, 1999
yılında Habertürk’ü kurdu. Türkiye'nin ilk internet haber portalının da kurucusu
olan Güldemir, son olarak Türkiye'nin ilk avcılık ve balıkçılık kanalı olan
Yaban TV'yi yayın hayatına başlattı. ‘Bülent Dikmener Gazetecilik Ödülü’ başta
olmak üzere çok sayıda ulusal ve uluslararası ödülün sahibi olan Ufuk
Güldemir’in, ‘Kanat Operasyonu’, ‘Teksas Malatya’ ve ‘Çevik Kuvvetin Gölgesinde’
isimli kitapları da yayımlandı. Gaya Güldemir’le evli olan Güldemir’in, önceki
evliliğinden Su isimli bir kızı var.
Ufuk Güldemir, vasiyet
ettiği gibi Frank Sinatra’nın ‘My Way’iyle uğurlandı son yolculuğuna. O, hep
kendi yolunu izledi, kendi yolunda mutlu oldu. Şimdi ardında onun yolunu
izleyecek onlarca genç gazeteci var. Onlar hayata, farklı açılardan bakmasını
biliyor. Çünkü Güldemir, onlara, haberlerini hazırlarken, “Bunu herkes biliyor,
sen farklı ne yapıyorsun?” diye sordu. Satır arasında kalan bir cümlenin aslında
manşetlik haber olduğunu ondan öğrendi. O, Türk basınında farkın adıydı,
uğurlanış şekliyle de farkını ortaya koydu. Türk basını bu farklı adamı hiç
unutmayacak!
_______________________
Ayşegül SAVUR
(1019 – 14 Haziran 2007)
|