|
Duymadan dans etmek, görmeyen gözlerle aşk dolu bakarak tango
ruhunu yansıtmak... Onlar duymuyorlar, görmüyorlar. Bazıları yürüyemiyor bile...
Onlar tangonun, salsanın ritmini duymuyor, figürlerin nasıl yapıldığını bir
eğitmenden izleyemiyorlar. Ama ortaya çıkardıkları performans, profesyonel
dansçıları, müzisyenleri kıskandıracak cinsten.
İzmir’deki bir gösteride
tanıştığımız bu gençlere göre, dans etmek için ‘hissetmek’ yeterli. Çünkü dans
bir ‘gönül’ işi. Bunu bir buçuk saat içinde hafızalarımıza iyice kazıyor engelli
dansçılar. Salsa, tango, müzik aşkını yaşatıyor, iliklerimize işliyorlar o gece.
Destek
bekliyorlar
Mustafa
Yavaş, uzun kıvırcık saçları, sempatik tavırları ve kıvrak danslarıyla, İzmir’de
kendisini izleyenleri alıp Latin Amerika’ya götürüyor bir anda. 25 yaşındaki
Mustafa doğuştan işitme engelli. Hayatında hiç duyamadığı müziğin eşliğinde öyle
bir salsa yapıyor ki, Ricky Martin görse ayakta alkışlardı herhalde.
Gösteriden
sonra, hayran kaldığımız bu genç ile sohbet ediyoruz. Dokuz yaşından bu yana
ellerini oynatarak dans ettiğini anlatıyor bize. En sevdiği dansın hip hop ve
salsa olduğunu, dans dışında perküsyon çaldığını, paten kayıp, pandomim ve kayak
yaptığını da öğreniyoruz. Aklımızda tek soru var: “Tüm bunları duymadan nasıl
yapıyor, özellikle de nasıl dans ediyor?” Cevabı tek kelime; “Hissederek” diyor
Mustafa. Ritmi, müziğin titreşimini hissettiğini, dans etmek için duymak
gerekmediğini anlatıyor.
Mustafa lise
mezunu. Özel bir şirkette montaj ve tamir işleriyle uğraşıyor. İş çıkışları
mutlaka dans ediyor. Çünkü onun için aşk eşittir mutluluk. “Dans hep hayatımda
olacak” diyen Mustafa’nın en büyük hayali bir gün sağlıklı bir dansçıyla
yarışmak ve günün birinde Türkiye’nin ilk işitme engelli profesyonel dansçısı
olmak: “Ünlü olmak, kocaman bir sahnede, spot altında, bir sürü insanın
karşısına çıkmak istiyorum. Ünlü bir dansçı olmak istiyorum. Ancak bize kimse
destek olmadığı için yükselme şansımız maalesef çok düşük” diyor.
Arzu Polat,
28 yaşında. O da işitme engelli bir dansçı. Kasım 2006 yılından bu yana dans
eden Arzu’nun en sevdiği dans salsa. Dans onu çok heyecanlandırıyor, mutlu
ediyor. Tıpkı Mustafa gibi o da hiç duymuyor, müziğin titreşimini hissederek
dans ediyor. Özel bir şirkette sekreterlik yapan Arzu, haftada üç gününü mutlaka
dansa ayırdığını sözlerine ekliyor.
Görmeyen
tangocu
Bu muhteşem
dans gösterisinde tanıştığımız görme engelli dansçılardan biri de Süheyla
Karayalçın. 27 yaşındaki Süheyla, 12 yaşında geçirdiği göz tansiyonu
rahatsızlığı yüzünden gözlerini kaybettiğini, ancak hiçbir zaman hayata
küsmediğini anlatıyor. Hayata küsmediği işinden de belli. Genç kadın, İzmir Âşık
Veysel Körler Okulu’nda İngilizce öğretmenliği yapıyor. Tango ise hayatının en
büyük sevdası. “Peki görmek gerekmiyor mu dans etmek için?” diye soruyoruz.
“Hayır” diyor: “Görmek özellikle de tangoda hiç önemli değil. Tango derslerinde
gören insanlardan da gözlerini kapatmaları isteniyor. Dans etmek için gerekli
olan tek şey hissiyat. Hissetmeniz gerekiyor. Dans bir iletişim şekli. Sözle ya
da bakışla değil de, vücudunuzla konuşuyorsunuz. Dans beni rahatlatıyor, her
şeyi unutuyorum, stresimden arınıyorum. Kafamdaki bütün düşünceleri siliyorum,
dans ediyorum sadece.”
Omurilik
felçli Okan Aracagök ise 12 senedir tekerlekli sandalyeye bağlı. Şu an 28
yaşında ve kusursuz şekilde perküsyon çalıyor. Okan, “Perküsyon çalarken, kafayı
tamamen boşaltıp deşarj oluyorsunuz. Haftada 1-2 kere çalıyorum. Ama imkânım
olsa, evimde aletim olsa, günde 5 saat çalarım. Aynı zamanda çalışıyorum. Pizza
restoranım var” diyor.
Bizi
büyüleyen bu engelli sanatçılarla, Coca-Cola Türkiye ve Birleşmiş Milletler
Kalkınma Programı (UNDP) işbirliği ile yürütülen, ‘Hayata Artı Gençlik Programı’
çerçevesinde gerçekleştirilen ‘5. Duyu Sanat Projesi’ için İzmir’de düzenlenen
gösteride tanıştık. Aralarında engellilerin de bulunduğu 31 kişilik grup, İzmir
İsmet İnönü Kültür Sanat Merkezi’de ilk gösterisini düzenledi. Ekip, dakikalarca
ayakta alkışlandıkları bu ilk gösterilerinden sonra turneye çıkmaya ve il il
dolaşıp “Biz de varız” demeye hazırlanıyor.
_____________________
Bade GÜRLEYEN
Fotoğraf: Muhittin
TÜYLÜCE
(1021 – 28
Haziran 2007)
|