|
Vural Yaşaroğlu ile Berk Tokay, nam-diğer Koca
Kafalar, Kanal D'de Özgü Namal ile başlayacakları yeni programın heyecanı ve
telaşı içindeyken Tempo'ya konuştular.
Kimi onları Youtube’daki videolarından
tanıyor, kimi Kanal D’de her sabah Dobra Dobra programı sırasında yayınlanan 2
dakikalık skeçlerinden. Ayşe Arman’ı Buzda Dans yarışmasında “Congratulations”
dediğine diyeceğine pişman ettiler, Bülent Ersoy’u aldılar karşılarına
kafalarını eseni söylediler. Onların montajla yapamayacağı şey yok. Zaten “O
yüzden hafiften tehlikeliyiz” diyorlar.
Berk Tokay ve Vural Yaşaroğlu,
yıllarca aynı okulda okuyup birbirinden haberi olmayan iki insanken Varol
Yaşaroğlu vasıtasıyla tanışmışlar. Birlikte Grafi2000 Comedy, Türkiye’nin ilk,
tek ve ömrü kısa süren yerli çizgi filmi Pembe Mavi’yi yaptıktan sonra Varol
Yaşaroğlu, ‘Koca Kafalar’ projesiyle çıkagelmiş. Projeyi hayata geçirmek de
Vural ile Berk’e kalmış. Berk Tokay bu durumu esprili bir şekilde “ Fikir
Varol’dan çıkıyor sonra iş bize kalıyor. O bulup kaçıyor!” diye özetliyor. Peki
bu komik adamlar gerçek hayatta da komik mi? Röportaj sırasında ciddi ciddi
konuşurken, sıra çekime gelip de sihirli kutularından peruklarını, gözlüklerini,
bigudilerini çıkardıklarında bambaşka iki insan oluverdiler. Hem ciddi, hem
komik, hem sakin, hem deli Koca Kafalar, en içten halleriyle
huzurlarınızda.
- Bir gününüz nasıl geçiyor?
Sabah uyanıyorsunuz ve hemen televizyonu mu
açıyorsunuz?
Berk Tokay: Evet işte en zor soru! Uyanıyoruz,
Ortaköy’deki ofisimizde tüm ekip toplanıyoruz ve başlıyoruz televizyon
seyretmeye. Neredeyse bütün gün sürekli kayıt yaptığımızdan, sabah ilk önce o
kayıtları izliyoruz. Aralarından kafa konulabilecek malzemeleri
seçiyoruz.
- En çok hangi programlardan
malzeme çıkıyor?
Vural Yaşaroğlu: Kadın programları ve magazin
programlarında çok iş var. Teknik olarak çok zorlanmamak için daha sakin
planları seçiyoruz. Çok hareketli görüntülere kafa oturtmak zor oluyor. Sonra
senaryo yazma kısmı geliyor.
- Ayşe Arman kendisiyle
ilgili yaptığınız skeci çok beğenip, köşesinden birkaç tane daha yapmanız için
çağrıda bulunmuştu. Siparişle olabilir mi bu
işler?
V.Y: Bu tepkiler yaptığımız işin beğenildiğini gösteriyor
ve bizi çok mutlu ediyor. Ama siparişle çalışmak da çok zorlama bir şey olur.
Bugüne kadar hiç olumsuz eleştiri almadık. Ahmet Hakan köşesinde skeçlerimiz
için “Bertolt Brecht’in yabancılaştırma efekti gibi” diye bahsetmişti. Güzel bir
tespitti.
- Program teklifi nasıl
geldi?
V.Y: Dobra Dobra’da yaptığımız Koca Kafalar skeçleri
tuttuktan sonra, biz kendi aramızda da bu işi büyük bir format haline
dönüştürmeyi düşünüyorduk. Açıkçası bu fikir bizden çıktı, Kanal D ye bunu
sunduk. Onlar da kabul ettiler.
- Programın formatı nasıl
olacak?
B.T: Haftalık 1 saatlik bir program olacak. 20 dakika
ünlü bir konuk olacak, 15 dakikası halktan
birilerini seçip onları koca kafa yapacağız. Mesela bir berbere
soracağız, “En çok kimi seviyorsun?” diye.
“Al Pacino” mu diyor, onu alıp, tak diye Al Pacino filmine oturtacağız.
Ünlü şarkıcılar gelip playback yapacak biz de onlara klip çekeceğiz. Biz
montajla her şeyi yapabiliyoruz. O yüzden biraz
tehlikeliyiz!
- Bugüne kadar 2 dakikalık
skeçler hazırlıyordunuz. Şimdi har hafta düzenli olarak 1 saatlik programa iş
çıkarmak zor olacak mı?
B.T: Olmaz çünkü televizyonda malzeme
o kadar çok ki. Tükenmiyor!
- Kanal D nin programlarını
rahatça tiye alabilecek misiniz?
B.T: Kimseyi küçük düşürücü işler yapmadığımızdan
rahatız. Kanal bizi bu konuda özgür bıraktı. Kanal D’nin sağolsun dizileri o
kadar güzel, bize o kadar malzeme veriyor ki, aksine daha çok onları tercih
ediyoruz.
- Özgü Namal programa nasıl
dahil oldu? O da koca kafa olacak
mı?
B.T: Hayır, kendisi zaten doğuştan koca kafa olduğu için
gerek yok!(kahkahalar) Özgü ile Makina programında tanıştık. Bizi çok
beğendiğini söylemişti. Program fikri ortaya çıkınca da aklımıza gelen ilk isim
o oldu. Hem çok yetenekli, hem mimiklerine çok hakim ve bizi de çok seviyor.
Özgü, programda stand-up vari bir şekilde aralarda sunuşlar yapacak. Halk, koca
kafalar ve ünlüler arasında diyalogları sağlayacak.
- Siz kendinize gülüyor
musunuz?
B.T: Ben Vural’a hiç gülmem!
V.Y: Ben öyle komik bir adam değilim açıkçası. Agresif
yanlarım vardır, sert bir adamımdır hatta! Komedyen olarak nitelendirilmekten de
hoşlanmam. Ben bir oyuncuyum, en azından şimdilik. Komedyenim dersem çok büyük
artistlik yapmış olurum.
- Çalışırken eğlenmiyor
musunuz?
V.Y: Başlarda eğleniyorduk da…(kahkahalar) Sonradan bir
stres almaya başladı.Özellikle bu yeni program için işkence çektiğimiz anlar
oluyor. Ama biz yaptığımız işi çok seviyoruz.
- Her an birliktesiniz.
Birbirinizden bıktığınız oluyor mu?
V.Y: Hep beraberiz, ama herkes kendi işinde. Bizim oturup
sohbet etmişliğimiz bile yok ki! İş konuşuyoruz sadece, onda da iyiyiz. Bizim
ciddi anlamda egolarımız olmadığından,
egolarımızın çarpışacağı bir durum yok
ortada.
- Sizi yolda tanıyanlar
oluyor mu?
V.Y: Çok nadir. Daha çok Berk’i tanıyanlar oluyor.
Özellikle çocuklar. “Koca kafaa!” diye bağırıyorlar. Ortaköy’de yaşayan çocuklar
burayı bellediler, cama vurup kaçıyorlar.
_______________________
Hande KÖSEOĞLU
Fotoğraf: Ergun
CANDEMİR
(1022 – 5 Temmuz 2007)
|