Tempo Online
Toplum Politika Ekonomi Dünya Sağlık Kültür Yaşam Spor Astroloji
KÖŞE YAZARLARI
''Bilinçli şizofreni çok eğenceli''

Mine Tugay... Televizyon izleyicisi onu, 'Aliye' ve 'Gülbeyaz' dizilerinden hatırlıyor. Genç oyuncu şimdi, 'Benden Baba Olmaz' adlı dizide, bir anne rolünde. Biz, onun sessiz ve derinden ilerlediğini düşünüyoruz. Çünkü o, ya sette ya da evinde çalışıyor, çalışıyor, çalışıyor...

Mine Tugay
Mine Tugay


Mine Tugay; sessiz sakin, sade biri. Çekimlerin yapılacağı Durusu Park Otel’e gelip masaya oturduğunda, herkesin bakışları ona çevrilmedi. Zaten o da, “Kimler beni tanıdı acaba?” diye etrafa bakmıyordu. Konuşmakla pek arası yok. “Yazarak yapsak bu röportajı, ben döktürürüm” deyince, bünyemizde hafif bir gerilme olduysa da -sırf onunla konuşmak için Çatalca’ya gitmiştik bir kere- bir orta yol bulduk. Hem konuştuk hem yazıştık. Yalnız öyle söylediği gibi döktürmedi. Biraz korkuyor çünkü. Onu yanlış anlamanızdan korkuyor.


Tempo: Bu aralar nasılsınız? Neler yapıyorsunuz?

Mine Tugay: Dizi çekimleri dolayısıyla çok yoğunum ama iyiyim. Çekim olmadığı zamanlarda yüzüyorum. Okuyorum, müzik dinliyorum. Arkadaşlarımla vakit geçiriyorum.

 

T: Biraz ani olacak belki; ama oldukça ürkek görünüyorsunuz...

M.T: Sessizliği sevdiğim kesin. İnsanın ne kadar kendini tanıma evresi varsa, karşınızdaki insanı tanımanın da evreleri var. Bu evreler arasında karar veririm karşımdaki insanın güvenilir olup olmadığına. Samimiyet çok çıplak bir şey. Eğer samimiyet yoksa bunu anlarsınız.

 

Çocukluğu yitirmemek

 

T: Oyuncu olmak istediğinizden ne zaman emin oldunuz?

M.T: Gençlik yıllarımda İstanbul Şehir Tiyatroları’nda sahnelenen ‘Moliere ya da Kara Komplo’ adlı oyunu izlerken Ayla Algan'a hayran kalmıştım. O zaman karar verdim aslında. Bu yıl 10 seneyi doldurdum. Oyunculuğa 1997’de, çocuk tiyatrosu yaparak başladım. Amacım, tiyatro oyuncusu olmak, kendi seçtiğim tiyatrolarda, istediğim oyunlarda oynamaktı. İyi bir oyuncu olmak için bolca deneyim kazanmak istiyordum. Bunları gerçekleştiriyorum şimdi.

 

T: Oyuncu olmak neden güzel?

M.T: Çocuk gibi, hep oyun halinde olmak şahane de ondan. En iyiden en kötüye, en çılgından en mazluma kadar her karakteri oynayabiliyorsunuz. Çocukluğunuzu hiç yitirmeden, öğrendiklerinizle; duygular ve durumlar arasında farkındalığı bol rengârenk bir dünya yaratabiliyorsunuz. Çünkü ‘bilinçli şizofreni’ çok eğlenceli. Oynadığınız karakterin ruh halleri içinde gezinip duruyorsunuz ama bu, ciddi bir bilinç ve farkındalıkla birleşince, tekinsiz bir durum olmaktan çıkıp eğlenceli bir oyun haline geliyor.

 

T: Hangi tip karakterleri daha kolay canlandırabiliyorsunuz?

M.T: Psikolojik derinliği fazla olan karakterleri oluşturma aşamasını sevdiğimden, daha kolay canlandırabileceğime inanıyorum. Virginia Woolf’u oynamak isterdim mesela ama Nicole Kidman da güzel oynamıştı.

 

T: Alaylı değilsiniz. Oyunculuk eğitimini okulda almak size ne kazandırdı?

M.T: İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nı bitirdim. Yıldız Kenter'in öğrencisi oldum. Tabii ki bir duayenin öğrencisi olmak büyük ayrıcalık. Elbette eğitim sistemimizdeki bazı aksaklıkları tolore eden bir durumdu bu. Daha sonra, Bahçeşehir Üniversitesi’nde yüksek lisans eğitimimde Haluk Bilginer’in öğrencisi oldum. Bu da bana, oyunculuğumda törpülemem gerekenleri gösterdi.

 

T: ‘Sizin camianın, içinde barınması zor bir yer olduğundan’ söz edilir. Bu fikre katılıyor musunuz?

M.T: İhtiras insana ait duygulardan biri. Ve bazen pençesine alıp, insanları yönlendirebilir. Ama ben, bizim mesleğimizi yapan bir kişinin uzun vadede bu duygunun esiri olabileceğine inanmıyorum. Oyunculuk üzerine sıkı sohbetler edebildiğim ve birlikte kaliteli zaman geçirdiğim arkadaşlarım var. Aynı amacı taşıyan ve işine saygı duyan insanların birbirlerine her zaman destek olacağına inanıyorum.

 

“Yazar olmak isterdim”

 

T: Başka hangi işi de pekâlâ yapabilirdiniz?

M.T: Yazar olmak isterdim. Ama bu konuda yeteneğimi geliştirmediğimden ve eğitimini almadığımdan, ‘pekâlâ’ yapabileceğim bir iş değil.

 

T: ‘Hep denedin. Hep yenildin. Yine dene. Yine yenil. Daha iyi yenil...’ yazıyor web sitenizin girişinde. 

M.T: Evet, hayatta aramak ve arayışı bir yaşam biçimi haline getirmenin sonucunda karşılaşılabilecek olasılıklardan biridir yenilmek. Düşünmeden yaşayamayacağımıza ve varoluş serüveninde de pes etmek olmadığına göre; daha iyi yenilmeler, daha iyi öğrenmenizi sağlar. Her yenilgi yeni bir şey öğretir.

 

T: Yine web sitenizin birtakım ‘giriş’ paragraflarından anladığım şu ki; yanlış anlaşılmaktan endişe duyuyorsunuz.

M.T: Başınıza gelebilecek kötü şeylerden biri; olmadığınız kişi olarak tanınmak. Bu bir korku değil; ama yine de böyle bir çekincem var. O yüzden kendimi olabildiğince açık ve net ifade etmeye çalışıyorum. Yanlış anlaşılmak, kendinizi doğru ifade etseniz bile başınıza gelebilecek bir durum. Başka bir bakış açısıyla, yanlış anlaşılmamak için daha az konuşmaya özen gösteriyorum. 

 

T: Hayatta en çok ne istiyorsunuz?

M.T: Doyasıya dünyayı dolaşmak. Değişik yerler görüp, değişik insanlar tanıyacağım. Rahatlama, bilgilenme isteği. “Çok gezen mi bilir, çok okuyan mı?” derler ya. İşte ‘çok gezen’ kısımdan olmak için. Mesela İsveç’e gitmek istiyorum. Çok kişilikli bir yer olduğunu düşünüyorum.

 

T: Son oynadığınız diziden (Benden Baba Olmaz) bahsedelim mi?

M.T: İyi oyuncularla çalışmanın verdiği zevk tartışılmaz. Ama tabii ki her işin olduğu gibi, bu işin de bazı zorlukları var. Biz bunları eğlenceli hale getirmeye çalışıyoruz. Umarım seyirci de izlerken bizim eğlendiğimiz kadar keyif alıyordur.

 

T: Hangi ödül sizi iyi bir oyuncu olduğunuza ikna ederdi?

M.T: Eğer kitlelere hitap edebiliyorsanız ve onların beğenisini kazanmışsanız, bence en büyük ödül budur. Tabii özellikle fikrini sorduğum ve önem verdiğim insanlar var. Ama bana özeller.

 

T: On yıl sonra Mine Tugay ne yapıyor olacak?

M.T: Elbette oyunculuk yapıyor olacak. Ama on yıl sonra oluşabilecek dünyayla ilgili sorunlar bugün beni daha çok düşündürüyor. En büyük arzum dünyanın sağlıklı kalması.

                                                             _______________________

Seda ARICIOĞLU

Fotoğraf: Uğur VİDİNLİGİL

 

(1030 – 30 Ağustos 2007)

06.09.07

[ BİZE ULAŞIN | İŞ FIRSATLARI | KÜNYE ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.