|
-Her gün yazar mısınız? Hayır.
O disiplini bazen sağlayabiliyorum. Kırmızı Pelerinli Kent’i yazarken her gece
on ikiden sabaha kadar yazdım.
- Kitaplarınızı kağıda mı
yazıyorsunuz? Evet, hem de saman kağıda. Hakikaten romantiğim
ben. Köşe yazılarını bile elle fakslardım. Onlar bana geri fakslardı.
Telefonda düzeltirdim. Ne bilgisayarım ne de televizyonum var.
- Yazarken içki içer misiniz?
Hayır. 14 yıl önce bıraktım. Yazarken bolca çay… Zaten içki içerken de
içkiyle yazmazdım pek.
- Güzel bir insan? Çok güç
koşullarda bile gözlerinde mutluluk görülen biri…
- Asla arkadaşınız olamayacak
biri? İktidar, hırs… Birini ezdiği için sapına kadar tatmin
olmuş bakışlar. Beni insanlıktan en çok tiksindiren şey.
- İhanet ettiniz
mi? Brezilya’da kaldığımız apartmanda yangın çıktı. Ben,
arkadaşım ve onun yatalak anneannesi. Arkadaşım bizi bırakıp kaçtı. Ben, o bana
hiç de iyi davranmayan huysuz kadını bırakmadım. Onunla kaldım.
- İnanç? Vecd halini yaşadım.
Katıldığım bir ayinde. “Vecd denilen olguya inanmıyorum” diyen birine
“Bilmiyorsun” derim. Bu, her modern hayata onda olmayan bir ruhanilik katma
çabasını onaylıyorum demek değil. Birbirinin gözünü oyan insanlar akşam eve
gidip tütsü yakıyorlar.
- Yalan? Doğal karşılıyorum.
Özellikle araştırmam biri yalan mı söylüyor, doğru mu söylüyor? diye. İnsan
kendine de o kadar güzel yalan söyleyebilir ki. Bir yazar olarak da bunu gayet
iyi biliyorum.
- Tamamen başka bir şehre ülkeye
yerleşmek? Ben iki yıl Cenevre’de yaşadım. İki yıl
Brezilya’da. Ama döndüm. Kendi dilimi ancak kendi ülkemde koruyabilirim.
- Müzik? 25 yaşına kadar
sadece klasik müzik dinledim. Sonra sıkıldım. Brezilya’ya gidince, sambaydı,
Afrika ritimleriydi falan biraz öğrendim. Şimdi daha ortadayım. Her klasik müzik
konserine koşa koşa giden Aslı değilim. Zaten fazla konsere de gitmiyorum
-Güzel bir an?
Uçağın kalktığı anlar, motosiklet, hızlı kullanılan arabalar... Var öyle bir
teen-age yanım. Entelektüel imajıma yakışmıyor ama bayılıyorum.
- Vücudunuzun neresi
güzel? Çok hastalıklı gelecek ama en çok kemiklerimi
seviyorum.
- Gözyaşınız var mı? Giderek
azalıyor. Acı acı akıyor artık. Şimdi en çok rüyalarımda ağlıyorum.
- Ne yiyorsunuz? Vejateryanım.
14 senedir ceset yemiyorum. Ama jungle’da mecburen piranha yemiştim.
-Jungle nasıldı? Rahim gibi. O
istemedikçe sen dışarı çıkamazsın gibi bir his. Çok ama çok karanlık. Sen hiçbir
şey görmüyorsun ama onlar seni görüyor. Çevrendeki her şey canlı ve zehirli. Ve
hepsi seni yemek istiyor
- Kendinize eziyet etmek isteseniz ne
yaparsınız? Alışveriş merkezinde dolaşırım. Sevmediğim her
şey orada.
- ‘Hayatın Sessizliğinde’ kitabınız için yapılan
besteyi neden dinleyemediniz? Bir kaza geçirdim. Sağ tarafım
yandı. Yıldırım (Türker) söylemişti; ‘Aslı’nın başına iki ayda bir felaket
gelmezse olmaz’ diye. Öyle…
_______________________
Seda ARICIOĞLU
Fotoğraf:
Seda ARICIOĞLU
(1030 – 30
Ağustos 2007)
|