|
TEMPO: Nasıl buldunuz
festivali?
GÜVEN KIRAÇ: Gittikçe gelişiyor,
güzelleşiyor, yurtdışından konukların, büyük yönetmenlerin katılımıyla kalitesi
artıyor. A sınıfı festivallerden biri haline
geldi.
T: Türk filmlerini nasıl
değerlendiriyorsunuz?
G.K.:
Genelde güzel filmler ama birkaç tane çok kötü film seyrettim ve bundan
hicap duydum. İnsanların hata yapma hakkı da var; ama ben bu durumda, ikinci
amatör kümedeki bir takım, profesyonel bir takımla aynı ligde karşılaşmış
duygusuna kapılıyorum.
T: Festival sayesinde pek çok insan
bir araya gelmiş de oluyor…
G.K.:
Bence en önemlisi, meslektaşlarınla sosyalleşmen. Yeni birliktelikler.
Sohbetler...
T: Televizyon dizileriyle aranız
nasıl?
G.K.:
Dizilerin sinemaya zarar verdiğini düşünenlerdenim. Diziler yüzünden
insanlar, görmek istedikleri oyuncuları evlerinde bedava seyrediyor zaten, niye
sinemaya gitsinler ki?
T: Sinemaya gitmek gibi bir derdi
var mı ki birçok insanın?
G.K.:
İşte zaten olmayan o derdi iyice büyütüyor. İnsanlar terlikleri,
pijamaları çekip, Türkan Şoray’ı televizyonda seyrediyorlar mesela. Burada
Türkan Şoray’ın da suçu yok tabii. Avrupa’da mesela, sinema ve televizyon
oyuncuları kesin bir çizgiyle ayrılırlar. Çok iyi dramalar da var. Topyekûn
karşı değilim ama bu kadar çok dizi olması beni baydı. Bir oyuncu televizyonda
bir şey yapmıyorsa, oyuncu değil neredeyse. Aktörlere sorulan tek soru: ‘Ne
dizin var?’ Bu bir çılgınlık haline geldi.”
T: Fatih Akın’ın birkaç filminde
oynadınız. Bu beraberlik devam edecek
mi?
G.K.:
Yönetmenler hep böyledir. Genel eğilimleri, anlaştıkları, sinema
bakışları uyuşan, riya yapmayan oyuncuları seçmeye gayret gösterirler ve o
oyuncular üzerinde hayal kurarlar.
__________________
Berrin KARAKAŞ
Fotoğraf: Serkan
ŞENTÜRK
(1039
– 1 Kasım 2007)
|