|
Güzel Türkiye’mizin imajını yerle bir eden meşhur film ‘Gece Yarısı
Ekspresi’nin hikâyesinin geçtiği Four Seasons Otel’i, bildiğiniz gibi Nâzım
Hikmet de dâhil olmak üzere pek çok düşünür taşınır insanı ‘ağırlamış’, Vedat
Türkali’ye şiirler yazdırmış bir kallavi hapishane idi geçmişte.
Günümüzdeyse, insanın özeneceği, gidince bezeneceği cinsten birçok
yıldızlı otelin, bünyesine 50 oda daha eklemek üzere tarihi kalıntıların üzerine
çakkıdı çakkıdı inşaata başlaması da ayrı bir mesele.
Sinan Çetin buranın
restoranını çok seviyor. Öğlen yemeği arasına, bizi de sıkıştırıveriyor. Hizmet
büyük. Bir ara gözlüğe ihtiyacı oluyor mesela ve genç hanım garsonlar çeşit
çeşit okuma gözlüğü getiriyorlar. Sinan Çetin bu oteli, “İşte bu yüzden
seviyor”.
Tüm bu güzellikler içinde Sinan Çetin’in hayattaki ‘U’ dönüşüne hak
vermeden edemiyor insan. Bu dönüşün sebebini, ‘açlıktan’ diyerek açıklıyor
kendisi. Bakması gereken bir ailesi var tabii. Üzerine, “Çok zengin doğsaydınız
böyle olmayacaktı belki de” diyoruz biz de. “Olabilir” diyor, “Zaten kişi neden
değişmesin ki, bir tek ölüler değişmez, öyle değil mi?”
Asu Maro’nun yazdığı Sinan Çetin portresinde; “On yılda bir
değişiyor” demesine içerlemiş biraz belli ki. “Özgürlükçü, bireyci bir kişi
olarak neden takıyorsunuz ki?” deyince, “O da doğru. Doğru ama, şunu da söylemek
lazım, ben her sabah değişirim. On yılda bir değil. Her sabah yeni bir fikirle
uyanmazsam canım sıkılır” diyor. Neyse, konumuz bu can sıkıntısı değil, konumuz
sessiz devrim. Öyleyse meseleye, sessiz sessiz girelim.
Bir zamanlar
hapishane, günümüzde 'lüküs hayat, oh ne rahat' oteli Sultanahmet Four
Seasons'ta, ''Bu ne yaman çelişki anne'' misali, özgürlükler üzerine
söyleştik
...
Devamı Tempo'da
Berrin KARAKAŞ
Fotoğraf:
Haydar ERÇİN
(1052 – 31 Ocak 2008)
|