|
Havaalanında buluştuğumuzda hemen hemen hiçbirimiz birbirimizi
tanımıyorduk. Pek çok dergiden birçok gazeteciyle 13 saat sürecek bir uçak
yolculuğunun ardından, Güney Afrika’ya gidecektik. Pek çoğumuz için ABD, Fransa,
İngiltere artık yolumuz üzeriydi. Güney Afrika’ysa hepimiz için bir ilk. Bu
heyecanda birleştik ve yola çıktık. 13 saatlik uçak yolculuğunun ardından Güney
Afrika Cumhuriyeti’nin iki milyon nüfuslu başkenti Cape Town’a gelmiştik.
Düşüncemizde, Afrika nasıl bir yer edindiyse, Cape Town bizi şaşırttı.
Burası için ‘Güney Afrika'nın farklı bir yüzü’ yakıştırması uygun bir tanımlama
olacaktır. Alabildiğine uzun kumsallar, eşsiz manzara, şık restoranlar,
alışveriş merkezleri, hoş otelleriyle güzel bir tatil için iyi bir adresteydik.
Tabii biz gazeteciler buraya tatile gelmemiştik. Bu uzun yolculuğun ardından beş
dakika bile kaybedecek vaktimiz yoktu. Buraya Volkswagen’in 4X4’ünün lansmanına
gelmiştik.
Volkswagen, ürettiği ilk arazi aracı Touareg’in ismini koyarken Berberi
Kabilesi Touaregler’den esinlendi. Mali’de dağ ve çöllerde yaşayan Touaregler,
göçebe bir hayat sürmesi ile biliniyor. En büyük özellikleriyse ‘güçlü’
oluşları. Otele eşyalarımızı yerleştirdikten hemen sonra, garaja iniyoruz. Bizi
orada yedi adet Touareg karşılıyor. Gruplara ayrılıyor, direksiyonlara
geçiyoruz. Trafik tersten akıyor Cape Town’da. İlk anda karmaşık bir durum,
sonra alışıyoruz. İlk durağımız Ümit Burnu. Burası, Afrika kıtasının en uç
noktası. Cape Town'a bir saatlik mesafede bulunuyor. Ümit Burnu'nda bulunan
Milli Park'a ufak bir trenle çıkıyorsunuz ve bu tren yolculuğunun ardından, Hint
Okyanusu ile Atlas Okyanusun birleştiği noktadayız. Karşımızda da dev
dalgalar...
...
Devamı Tempo'da
İpek ÖZBEY
(1052 – 31 Ocak 2008)
|