|
Ürününüze
güveniyorsunuz ve onu pazarlamak istiyorsunuz. Ne yapmanız gerekiyor? Elbette
bir reklam bütçesi oluşturup, doğru reklam çözümleri üreten bir ajansla
anlaşmanız. Peki sonra? Sonra ajans size televizyon reklamlarıyla hedefe
ulaşabileceğinizi ve ‘prime time’da ürününüzün reklamının yayınlanmasının en
doğrusu olacağını söylüyor. Güzel çekimlerle ürünün reklamı hazırlanıyor, sizler
de eşinize dostunuza reklamın yayın saatini söylüyorsunuz.
Keyifle
televizyonun karşısına geçip reklamları izlemeye başlıyorsunuz. O da ne? Sizin
reklam hiç yayımlanmadı. Peki, ne oldu? Olan şu; o saat için daha fazla para
veren başka bir reklamveren sizin reklam kasetinin çöpe gitmesine neden oldu.
Ekonomik
şartların dalgalı yapısından kaynaklanan bu çalışma modeli ile mevcut durumda,
verilen reklamların yüzde 30 kadarı çöpe gidiyor, hiç yayımlanamıyor. Peki
neden? Çünkü herkes çok izlenen yayınlara reklam vermek istiyor; talep çok, arz
düşük. Bu durumda yayıncılar doğal olarak, en yüksek fiyatı verenin reklamını
yayımlıyorlar.
Doğan TV
Holding Reklam Grup Başkanı Sevin Ergun ve ekibi, işte bu durum karşısında ne
yapılması gerektiği hakkında, uzun süren çalışmalar sonucunda yeni bir model
ortaya çıkardılar. ‘NSE Reklam Paketi’ adı verilen modele göre, reklam süresi ve
reklamveren sayısı kısıtlanacak ve reklamlar bir ay önceden satılacak. Önceden
satılan reklamlarda asla değişiklik yapılmayacak. Her bir reklam günün her
saatinde yayımlanacak. İster bir milli maçın devre arasında, ister ana haber
bülteni öncesinde ve tabii izlenme oranının düştüğü saatlerde de.
Nisan ve mayıs plan
ayları
Bu modelin
2007 Kasım ayında bir aylık deneme süresi ile uygulandığını söyleyen Sevin
Ergun, hem reklamverenin hem RTÜK yetkililerinin hem de izleyicilerin bu süreci
desteklediklerini belirtiyor. 2008 Nisan ve Mayıs ayları için yeni bir paket
hazırladıklarını söyleyen Sevin Ergun, uygulamaya Kanal D, Star, CNN Türk ve
yeni açılacak TNT kanalının dâhil edileceğini
belirtiyor.
Reklam süresi
Sevin Ergun, neden
böyle bir çalışma yapmaya karar verdiklerini şöyle anlatıyor: “RTÜK, iki yıldır
reklam süreleriyle ilgili belirli kısıtlamalar getiriyor. Reklam kuşaklarının
süresi, kademeli olarak azalıyor. Bir süre önce, 20 dakikalık yayından sonra 15
dakika olan reklam kuşakları, şimdi yedi dakika seviyesinde. Kısa bir süre sonra
altı dakikaya indirilmesi planlanan reklam süresi, 2010’da AB standardı olan,
bir saatte yüzde 20 oranına düşürülecek.
Bu oran, bir saatte
12 dakika reklam, 48 dakika yayın anlamına geliyor. Bu süre istenildiği kadar
kuşak halinde kullanılabiliyor. AB ülkelerinde bu uygulanıyor. Bizim de buna
uymamız gerekiyor. Fakat ülkemizin şartları ve sektörün buna hazır olmaması
nedeniyle, bu uygulanamıyor. Ancak biz, kendimizi 2010 yılında ‘1 saatte yüzde
20 reklam’ şartlarına hazırlamaya çalışıyoruz. Bu yıl reklam süresini yedi
dakikaya düşürüyoruz, seneye ise altı dakikaya.”
■ ■
■
■
■
■
■
■
■
■
■
■
■
■
■
■
İzlenme ve reklam
pastası
Normalde,
Avrupa ülkelerinde alkol ve tütün reklamlarının yanı sıra, ilaç reklamları da
yapılabiliyor. Bu anlamda, bizdeki pazarın biraz daha dar olduğunu söylemek
mümkün. Türkiye’de kişi başına yıllık reklam harcaması 18 dolar seviyesindeyken,
Avrupa’da bu rakam 100 dolar düzeyinde. Günlük televizyon izleme saati açısından
ise aslında Türkiye en fazla TV izleyen ülkeler arasında; günde altı saat
seviyesinde. Fakat reklamverenin ağırlıklı tercihi ‘prime time’ adı verilen
saatlere yöneliyor. Reklamveren, çok izlenen programlara yöneliyor, onları
tercih ediyor. Hâlbuki yayın 24 saat sürüyor. Reklamveren açısından, tüketiciye
ulaşmanın tek yolunun prime time olmadığını bilmek gerekiyor.
Dışarıda
nasıl?
Yurtdışında, reklam
kampanyalarının planları bir-iki yıllıktır. Yani bir yıl sonra hangi reklamın
saat kaçta yayımlanacağı şimdiden belirlenmiştir. Bizde ise kampanyalar ay
içinde, hatta hafta içinde şekillenebiliyor. İnanılmaz bir değişkenlik
gösterebiliyor planlamalar. Ekonomik yapıdaki dalgalanmalar nedeniyle, bu durum
alışkanlık yaratmış durumda.
__________________
H. Hüseyin TAHMAZ
(1055 – 21
Şubat 2008)
|