|
Tempo: ‘Beni Unutma’, konu olarak neyi
işliyor?
Uğur Polat: Travma yaşamış iki insanı anlatıyor dizi. Biri, trafik
kazasında kocasını kaybeden hamile bir kadın; Zuhal Olcay’ın canlandırdığı
Feride. Ama öyle zavallı bir kadın değil; bir doktor, güçlü bir kadın. Ama ciddi
şekilde hayata tutunma çabası var. Ben, Giresunlu bir kemençe ustasıyım; Recep.
Recep’in iki kızı, evlerinde çıkan yangında ölüyor. Karısı Havva şoka giriyor.
Recep bu durumdan kaçmak için, Havva ile acıdan birbirlerini öldürmesinler diye
İstanbul’a gitmekte buluyor çareyi. Taksi şoförlüğü yapıyor Feride’nin
mahallesinde. İmkânsız bir aşk hikâyesi diyelim şimdilik.
T.: Neden imkânsız bu
aşk?
U.P.: Recep’in bir vicdanı var çünkü. Karısı Havva’yı seviyor. Onu tedavi
ettirebilmek için taksi şoförlüğü yapıyor aslında. Bir de iki kız var arkada
bıraktıkları. Tam bir çıkmaz.
T.: Bu rolü neden
sevdiniz?
U.P.: Tam da bu çıkmaz yüzünden. Recep’in kendini paralayışı, iki arada
bir derede kalışı, ‘yüreğinin götürdüğü yere git’ diyememesi. Recep çok iyi bir
insan, ben onun acısını sevdim.
T.: Kim kime ‘beni unutma’
diyor?
U.P.: Aslında herkes birbirine ‘beni unutma’ diyor. Havva, Recep ve
Feride kesin diyecek ve hatta belki seyirci bile söyleyecek bunu. Jenerik
müziğimiz de Sezen Aksu’nun ‘Beni Unutma’ parçası. Zuhal Olcay
seslendirdi.
T.: Senaryo kime emanet edildi? Yönetmen kim
olacak?
U.P.: Yönetmenimiz Güzide Balcı. Senaryomuzu, Gamze Özer, Zafer Özer
Çetinel, Gülsev Karagöz yazıyorlar. Kendimi güvende hissediyorum.
T.: Bu güveni hissetmenizde senaryonun uyarlama olmasının
da payı var mı?
U.P.: Kesinlikle var. Geçmişi belli olan karakterlerin, geleceğini
kestirmek de kolay oluyor bir oyuncu için. Elinde zengin bir malzeme oluyor, bu
da çok önemli bir oyuncu için. Maalesef bazen senarist arkadaşlarımız,
karakterin nereye savrulacağını kendileri bile kestiremiyorlar.
T.: Uyarlamaların tehlikeli tarafı ne
olabilir?
U.P.: Daha önce yapıtı okuyan her insanın kafasında başka şekillerde
çekilmiş olması. Biz de kendi gördüğümüz gibi yazıyoruz işte. Tehlikeli ama
keyifli.
T. Bir ara çok mutsuzdunuz, geçti
mi?
U.P.: Evet. O, çok pesimist bir dönemimdi. Koşullar da böyle. Bende,
Fazıl Say gibi gitmek düşüncesi de yok. Demek ki buralardayız bundan sonra. Bize
ihtiyaç da var belki.
__________________
Seda ARICIOĞLU
(1057 – 6 Mart 2008)
|