|
Hangerhound’un arkasında, Şişhane’den Kasımpaşa’ya doğru ilerliyorum.
Konvoyda dokuz motosiklet daha var. Motosiklet dediğimize bakmayın. Bir tanesi
bile bir mahalleyi ayağa kaldırabilecek gürültü kapasitesine sahip motosikletler
bunlar.
Konvoyumuz Harley Davidson, Yamaha, Suzuki gibi markalardan oluşuyor.
Hangerhound, katı hiyerarşiye rağmen önde ve bir nevi ‘yol kaptanı’ gibi hareket
ediyor. Az sonra sağa döneceğiz. Bu yüzden sağ kolunu kesin bir hareketle
kaldırıyor ve motoru, bizi sağlamaya çalışan FIAT Doblo’nun önüne doğru kırıyor.
Doblo hareketten memnun olmuyor, camı açıp bir şeyler söylemeye
niyetleniyor. Hangerhound, kafasını bile çevirmeden, “Devam et arkadaşım” diyor.
Doblo yine memnun olmuyor; ama motosikletlerin gürültüsünden, bir konvoyun içine
düştüğünü çabuk kavrıyor.
Konvoydakilerin hepsi bir örnek deri yelek giymiş. Yeleklerin sırt
bölümünde, dişlerini tehditkâr biçimde gösteren bir kurt başı bulunuyor.
Neredeyse hepsi siyah giyinmiş motosiklet sürücülerini hızla ve çaktırmadan
süzen Doblo’nun sürücüsü, sesini çıkarmıyor. Konvoyumuz, Kasımpaşa’dan TEM’e,
oradan da Maslak’a doğru ilerlemeye devam ediyor. Kısa süre sonra Maslak’taki
oto sanayi sitesinin ara sokaklarından birinde, gürültülü motorlardan iniyoruz.
Konvoy, ‘Redwolves’ adlı motosiklet kulübünün üyelerinden oluşuyor.
Seyahatin sonunda geldiğimiz yerse, ‘Redwolves’un lokali. Ancak Redwolves’u
yalnızca bir motosiklet kulübü, bu mekânı da lokal olarak algıladığımız
takdirde, mesele bir parça ıskalanmış olur. Bir kere, aralarında müthiş bir
hiyerarşi var. Kulübün başkanı seçimle geliyor. Fakat görevi bitene dek
neredeyse tek yetkili ve son sözü hep o söylüyor.
Yazının başında konu ettiğim Hangerhound, bu hiyerarşide en alt
safhayı temsil ediyor. Bir Redwolf adayı ‘hangerhound’ aşamasından sonra
‘prospect’ oluyor ve en az 12 ay bu statüde bekliyor. Bu arada az önce andığımız
o katı hiyerarşi, kulübe dâhil olma esnasında farklı bir şekle bürünüyor ve
üyelerden biri bile ‘hayır’ derse, adaya kapı gösteriliyor. Ancak bir kere
Redwolf olduktan sonra, işin rengi değişiyor. Kulüp üyeleri bunu tarif ederken,
“Biz ailemize kardeş alıyoruz” diye
özetliyor.
Motor Kardeşliği
Redwolves bu yüzden sınırlı bir büyüme hacmine sahip, ama bundan da
memnunlar. ‘Kardeş’ sayısı konusunda bilgi vermeseler de aşağı yukarı 100
kişilik bir grup oluşturuyorlar. Sürekli birlikte geziyor, birbirlerini asla
‘satmıyorlar’. Öyle ki ‘kardeş her zaman haklıdır’ fikrinden hareket ediyor,
önce birbirlerinin selametini önemsiyorlar. Bunu, “Birimizi keserseniz, hepimiz
kanarız” cümlesiyle formüle ediyorlar.
Bir kardeş, diğerinin evine bile selamsız sabahsız girebiliyor, hatta
motosikletini izin almaya gerek duymadan kullanmaya başlayabiliyor. Sabahın
üçünde, eğer bir kardeşin ihtiyacı olursa, bütün ‘kardeş’ler sıcak yataklarını
anında terk ederek yola düşüyor ve yardıma gidiyor.
Redwolves üyeleri, ederi 20-30 hatta 60 bin doları bulan fiyatlardaki
motosikletler kullanmalarına karşın, kendisini tüketim toplumunun parçası olarak
nitelemiyor. Aksine, motosikletlerine çeşitli el yapımı parçalar ekleyerek ve
şaside değişiklikler yaparak, yani bir nevi ‘custom’ (özel) motosikletler
üreterek marka baskısından kurtulduklarını düşünüyorlar.
Redwolves, kendine has olmakla birlikte, aslında dünyada da
oldukça bilinen bir organizasyon modeliyle hareket ediyor. Bu,
motosikletseverler arasında MC kültürü olarak bilinen bir organizasyonun Türkiye
ayağı. Dünyadaki MC’ler ile de bağları mevcut.
Atalarının İzindeler
Bu arada, sayfada motosikletlerinin yanında gururla poz veren Redwolves
üyelerini, ilk anda bir avuç zengin serseri olarak nitelemek de mümkün. Fakat
aralarında, motosiklet tamircisinden şoför olarak çalışanına, yabancı bir
bankada 40 kişilik personelden sorumlu olanından avukatına, doktoruna kadar pek
çok farklı meslekten üye var. En yaşlısı 58 yaşında olan Redwolves üyelerinin
arasında gençler de bulunuyor. Ancak kendi ifadelerine göre, aritmetik yaş
ortalamaları 30 civarında. Aralarında ciddi biçimde zenginler de var. Dişinden
tırnağından artırıp motosiklet sahibi olan da...
‘Kardeş’lerin yarısından fazlası evli. Evlilerin de en az yarısı çoluk
çocuğa karışmış. Fakat sırtında diş gösteren kurt başlı yelekleri giydikleri
andan itibaren, bütün toplumsal statüleri geride kalıyor. Birey egosu bitiyor,
yerine Redwolves egosu oturuyor. Bu yüzden grup içinde kimliklerinde yazılı
isimler dışında lakaplar da kullanıyorlar. Örneğin röportaj sırasında
sorularımızı ağırlıklı olarak ‘Kirli’, ‘R’ ve ‘Ronin’ cevaplıyor.
Haliyle motorlarına, müziklerine bakarak bu insanların Müslüman
mahallesinde salyangoz sattıklarını düşünebilirsiniz. Ama onlar kendilerini,
daha ziyade bozkırda at süren atalarının izinde görüyor. Yeri gelmişken,
Redwolves yani ‘kızıl kurtlar’ adını alma nedenleri ise bu hayvanın sürü halinde
yaşaması. Üstelik hayli de vahşi olması.
Neticede onları, büyük hacimli motorlara binen, rock müzik dinleyen, bira
ve sigara içen bir avuç ‘sıkı’ çocuk olarak tanımlamak mümkün. Onlarsa bu tarifi
bile umursamıyor. Yalnızca motosikletlerinin üzerinde, kardeşlerinin yanında
günü yaşamayı arzu ediyorlar. Yarın mı? Şehrin bu metal kurtları, yarını da yine
bir motosiklet selesinin üzerinde ve kardeşinin yanında geçirebildiği takdirde,
‘yarın’a pek alaka duymuyor.
__________________
Enis TAYMAN
Fotoğraf: Serkan
ŞENTÜRK
(1076 – 17
Temmuz 2008)
|