TEMPO KİTAP

Pastoralya: Güçlü ve mizah dolu bir kapitalizm eleştirisi

Sarsıcı, köküne kadar eleştirel, ironik... George Saunders, “Edebiyat ne işe yarar?” sorusunun en çarpıcı yanıtlarından birini ‘Pastoralya’ kitabındaki altı öyküyle bir kez daha veriyor.

Celal Tekoğlu

Türkiye’de Amerikalı yazarların kitapları okur tarafından uzun yıllardır ilgi görüyor. Öyle ki başta Paul Auster, William S. Burroughs, William Faulkner, Henry James, Chuck Palahniuk, Pearl S. Buck, Saul Bellow olmak üzere çoğu Amerikalı yazarın çok sayıda kitabı birden çok baskı sayısına ulaştı. Fakat bu Türkiyeli okurun, bir kültüre özgü ‘edebi bir tarzın’ peşinden gittiğini göstermiyor. Çünkü bahsi geçen yazarlar üzerinden ortak bir edebiyat dili ya da tavrı / tarzı oluşmuyor. Bu noktada Latin Amerika Edebiyatı’nın ülkemizde gördüğü ilgiyi örnek verebiliriz sanırım. Marquez’in, Mario Vargas Llosa’nın, Carlos Fuentes’in dilimize çevrilmesi ve çevrilen bu eserlerde çoğu zaman ortak bir ‘tat’ bulunması Latin Amerikalı genç ve yeni yazarların çevrilmesinin de önünü açtı. Çünkü biraz evvel bahsettiğimiz bu ‘ortaklık’ yayıncılık dünyası içinde bir bakıma bir güvence yarattı: Okur bildiği / sevdiği bir tarzın ve tavrın öncesini ve sonrasını da merak ediyordu ve bu ‘tarzın’ peşinden gitti.
Tekrar konumuza dönersek, Amerikalı yazarlara yönelik ilgi böyle bir ‘tarz’ üzerinden şekillenmediği için, yeni yazar ya da birden çok kitabı olduğu halde Türkçede yeterli ilgiyi görememiş bir yazarın kitabını Türkçeye kazandırmak ve Türkçe okuru tarafından ‘değerlendirilmesini’ beklemek zor bir süreç. Burada kast ettiğim elbette ki ‘satış’ değil, evet, o da önemli ve bu sürecin devam etmesi için önemli bir etken fakat asıl kast ettiğim ‘okur’ gözünde kitabın ne derece görünür olacağı. Bu yüzden George Saundres’ın ‘Pastoralya’ adlı öykü derlemesinin, daha önce başka yayınevleri tarafından yayımlanmışken, Delidolu Yayınları tarafından yeniden yayımlanmasını bir yayıncılık başarısı olarak görebiliriz.
57 yaşındaki Saundres’ın Delidolu tarafından yayımlanmış üç kitabı daha var: ‘Aralığın Onu’ (öykü), ‘İkna Ulusu’ (öykü), ‘Phil’in Dehşet Verici Kısa Saltanatı’ (novella). Bunlardan ‘Aralığın Onu’ ile yazar edebiyat dünyasının en önemli ödüllerinden biri olan 2014 Folio Ödülü’nün sahibi olmuş. Özellikle ‘Phil’in Dehşet Verici Kısa Saltanatı’ okurlar ve eleştirmenler arasında daha çok konuşulmuştu. ‘Pastoralya’ da onun kadar konuşulacağa benziyor, en azından hak ediyor bunu. Kitap, kitaba adını veren aynı adlı uzun öykü de dâhil olmak üzere –novella da diyebiliriz bu metne- altı öyküden oluşuyor.

MİZAH DOLU İRONİ
George Saundres edebiyatının alametifarikalarından biri olan toplumsal eleştiriyi ironi ile harmanlama hemen ilk öyküde karşımıza çıkıyor. ‘Pastoralya’nın kahramanları tematik bir parkın içerisinde yaşıyorlar. Amaçları parkı ziyaret eden insanlara geçmiş bir çağı, insanların mağaralarda yaşadıkları dönemini göstermek. ‘Modern’ insan böyle bir parkı neden ziyaret etmek ister? Sanırım, bunun ilk cevabı ‘kendi çağına ve aklına karşı söylenen övgü dolu sözlerin doğruluğunu gözleriyle görmek için’ şeklinde olabilir. Saundres, bu akıllı ama aynı zamanda ‘saf’ insanı bir mağaranın önünde toplayarak yeni ve eskiye yüklenen anlamları sarsıyor. Güçlü ve mizah dolu bir modern çağ ve kapitalizm eleştirisi sunuyor. Üstelik tüm bu mizahı yaratırken metinleri anakronizme kaymıyor.
Bahsettiğimiz bu eleştirel yön, kitabın diğer öykülerinde de kendini hissettiriyor. Örneğin; Winky adlı öyküde dünya tarafından köşeye sıkıştırılmış insanın ruhu, kendisine bu ruhu reva gören soyut ve somut tüm unsurlarla hesaplaşıyor. ‘İç Huzuru’ George Orwellvari bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Zaten kitabın çevirmeni Niran Elçi’yi Orwell çevirilerinden de tanıyoruz. Bu bakımda yerinde ve güzel bir tercih olmuş.
Öykülerin bir bütün olarak en önemli özelliği, Saunders’ın eleştirisinin tonunun hep aynı şekilde ilerlemesi, güldürürken düşündüren bilgiç bir dile yaklaşmaması. Bu sebepledir ki, önceliği yaratıcılığı estetikle birleştirmek olan bir türü okuduğumuzu hiçbir zaman unutmuyoruz. Tüm iyi edebiyat metinlerinde olduğu gibi...

 

 

Pastoralya
George Saunders
Delidolu Yayınları
206 sayfa
14.40 TL

 

 

TEMPO

Diğer Yazılar

Önce Obje Vardı NİSAN 2016

​Sosyal medya nereye kadar?

Gerek iletişim, gerekse pazarlama konusunda hayatın merkezine yerleşen sosyal medya gelecek için ne vaat ediyor? Güçlenecek mi, bıkkınlık yaratıp zayıflayacak mı? Teknoloji, iletişimi nasıl şekillendirecek? Pazarlama iletişimi, marka yönetimi ve tüketici davranışları uzmanı Levent Erden'in konuyla ilgili her cümlesi, altı çizilmeye değer.

DEVAMINI OKU
Önce Obje Vardı TEMMUZ 2016

Mehmet Gürs: “Yeme-içme politik bir mesele”

İyi haberi duymuşsunuzdur. Şef Mehmet Gürs’ün 10 yıl önce kurduğu Mikla, ‘dünyanın en iyi 100 restoranı’ listesinde geçen yıl bulunduğu 96’ncı sıradan 40 basamak birden yukarı çıkarak 56’ncı sıraya yerleşti. Gürs, Mikla’da ‘Yeni Anadolu Mutfağı’ adıyla bir devrim gerçekleştiriyor. Bir sabah kahvesinde onun mesleki ve düşünsel yolculuğunu ve yemeğin neden ‘politik’ bir konu olduğunu konuştuk.

DEVAMINI OKU
Önce Obje Vardı NİSAN 2016

“Türkiye’den harika işler çıkıyor”

Bu övgü dolu cümle Cannes Lions Uluslararası Yaratıcılık Festivali’nin İnovasyon Direktörü Rob Dembitz'e ait. Nedeni de Türkiye'nin festivalin yarışma bölümünde kazandığı başarılar. Cannes Lions Genç Aslanlar Yarışması Türkiye elemeleri sponsoru Akmerkez’in ‘Young Lions Zone’unda yakaladığımız Dembitz, dünyadaki yaratıcılık merkezlerinin artık değiştiğini ve Türkiye'den Çin'e, Ekvador'a, farklı yerlerden çok daha fazla yeteneğin ortaya çıktığını düşünüyor.

DEVAMINI OKU